Partimi istiyorum
00:00, 22/06/2001, CumaG: Güncelleme: 16:26, 07/06/2017, Çarşamba
Yeni Şafak

Arşiv
ANAP Genel Başkan Adayı Lütfullah Kayalar yarışa iddialı giriyor:ANAP'ın 7. Olağan Kongresi'nde Mesut Yılmaz'a karşı genel başkan adayı olduğunu açıklayan Yozgat Milletvekili Lütfullah Kayalar, kongre süreci içinde hiçbir kimse ile kişisel tartışma içine girmeyeceğini belirtiyor. Eleştirilerini genel anlamda dile getiren Kayalar, mevcut yönetimin görevde kalması durumunda ANAP'ın baraj dışında kalacağını söylüyor. Kayalar'a göre, ANAP son 10 yıldır statükocu bir anlayışla yönetiliyor. Beyaz Enerji ve Mavi Akım operasyonlarının partiyi olumsuz etkilediğini belirten Kayalar, bu konuda sorumlu olanlara 'işin gereğini yerine getirin' çağrısında bulunuyor. 'Partimi İstiyorum' sloganıyla yola çıkarak ANAP'ın 4-5 Ağustos 2001 tarihlerinde yapılacak 7. Olağan Kongresi'nde genel başkan adayı olduğunu açıklayan ANAP Yozgat Milletvekili Lütfullah Kayalar, partiye ilişkin görüşlerini Yeni Şafak'a anlattı.
---------------------------------- manset -------------------------------------------
---------------------- manset ---------------------
ANAP Genel Başkan Adayı Lütfullah Kayalar yarışa iddialı giriyor:ANAP'ın 7. Olağan Kongresi'nde Mesut Yılmaz'a karşı genel
başkan adayı olduğunu açıklayan Yozgat Milletvekili Lütfullah Kayalar, kongre süreci içinde
hiçbir kimse ile kişisel tartışma içine girmeyeceğini belirtiyor. Eleştirilerini genel anlamda dile getiren Kayalar, mevcut yönetimin görevde kalması durumunda ANAP'ın baraj dışında kalacağını söylüyor. Kayalar'a göre, ANAP son 10 yıldır statükocu bir
anlayışla yönetiliyor. Beyaz Enerji
ve Mavi Akım operasyonlarının partiyi olumsuz etkilediğini belirten Kayalar, bu konuda sorumlu olanlara 'işin gereğini yerine
getirin' çağrısında bulunuyor. 'Partimi İstiyorum' sloganıyla
yola çıkarak ANAP'ın 4-5 Ağustos 2001 tarihlerinde yapılacak 7. Olağan Kongresi'nde genel başkan adayı olduğunu
açıklayan ANAP Yozgat Milletvekili Lütfullah Kayalar, partiye ilişkin görüşlerini
Yeni Şafak'a anlattı.
----------------------- spot -------------------------
Röportaj : Mutlu ÇÖLGEÇEN
ANAP içinde hep potansiyel genel başkan adayı olarak değerlendirildiniz, ancak şimdiye kadarki bir kongrede aday olmadınız? Neden bu kongreye kadar beklediniz?
1991 kongresinden bu yana partimizin tabanında her zaman aday olarak görüldüm. Ancak 1991 yılında genel başkan adayı olmayı hiç aklımdan geçirmemiştim. Genel başkan adayı olmayı ilk defa 1996 kongresinde düşündüm ve ciddi olarak araştırdım. Ama o günkü ortam içerisinde özellikle delegenin son bir kez daha sayın Mesut Yılmaz'a bir şans verilmesi yönünde temayülün belirdiğini gördüm. Şimdi yine bir kongre sürecine girdik. Yaklaşık bir yıldır bütün Türkiye'yi dolaşıyorum ve bu dolaşmalarda parti tabanının ve özellikle partimizden şu veya bu nedenlerle ayrılmış olan, son birkaç seçimde oy vermemiş olanlardan gelen bu talepleri bir kadirşinaslık duygusu içinde ele aldım.
ANAP olması gerektiği yerde değil
ANAP'a halk desteği, hiçbir ANAP'lının arzu ettiği noktada değildir. Sayın Genel Başkan kendisi ifade ediyorlar ki 'partimizin oyu yüzde 10 barajının altındadır' diye. Yüzde 10'un altı demek bu partinin yok olması demektir. Neden bu kongre? Hem ANAP'ın önünün açılması, hem de Türkiye'deki genel tıkanıklığın aşılması ve bu tıkanıklığın giderilmesinden fevkalade bir kongreye doğru gidiyoruz. ANAP'lılar bu kongreyle bu tıkanıklığın giderilmesine katkıda bulunmuş olacaklardır veya tarihi bir fırsatı değerlendirememiş olacaktır.
Adaylığınızı açıkladığınız basın toplantısında 'ANAP'ın fikirleri iktidarda değil, ancak bu parti neden hala iktidarda' dediniz. Bunu açar mısınız?
ANAP, 1983'de rahmetli Turgut Özal'la birlikte kurulduğu zaman belli bir felsefesi, vizyonu ve misyonu olan bir siyasi partiydi. Kendi politikalarınızı hükümet içinde kabul ettiremiyorsanız o zaman siyasi parti olarak hedeflerinize vardığınızı söyleyebilir misiniz? Biz parti olarak kendi misyonumuza kendi vizyonumuza uygun politikaları uygulayamıyorsak o zaman bizim hükümette olmamızın anlamı nedir, diye soruyorum.
Yolsuzluk operasyonları
Bu yorum çerçevesinde 28 Şubat sürecinde sayın Yılmaz'ın tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sadece bir örnek olarak algılanabilir. Sadece 28 Şubat olayı değildir, bu 1991'le birlikte başlayan ve devam eden sürecin belli bir dönemdeki belli bir kesitidir. Biz rahmetli Özal döneminde üç temel hürriyeti esas almış bir partiyiz. Din ve vicdan hürriyeti, düşünce hürriyeti ve teşebbüs hüriyyeti bu partinin şiar edindiği üç temel öğedir. Bir siyasi partinin takip edeceği politikalarda çizgi kırıklıkları ortaya çıktığı zaman bu tavır halkta bir tereddüt doğurur. 28 Şubat süreci döneminde izlenen politikalar nedeniyle halkta böyle bir tereddüt ortaya çıkmıştır.
Son döneme gelirsek, Beyaz Enerji ve Mavi Akım soruşturmalarından sonra ANAP'ın ismi yolsuzluklarla birlikte anılmaya başladı. Kamuoyunda ANAP, ihale takipçisi bir parti konumunda değerlendiriyor...
ANAP olarak inanıyoruz ki bütün Türkiye genelinde Anavatan Partisi teşkilatları en temiz teşkilatlardır. Partimizin bu tür iddialarla karşı karşıya kalmasını hem kabul edemiyorum hem de üzülüyorum. Gönül arzu eder ki Beyaz Enerji ve Mavi Akım iddialarına muhatap olanlar iddiaların asılsız olduğunu ortaya çıkarabilmek için üzerlerine düşen her türlü özveriyi yerine getirmiş olsundu...
Özveri demekle sayın Yılmaz'ı istifaya mı davet ediyorsunuz? Buradan bu anlam mı çıkıyor?
Gerek grup toplantısı olsun, gerekse Merkez Karar Yönetim Kurul toplantısında olsun hiçbir konuşmamda kişisel tartışmalara girmedim. Allah kısmet ederse 4 Ağustos'a giden bu süreç içerisinde de kişisel bir politika yapma niyetim yok. Bu, bazılarının özümseyemediği rahmetli Özal'dan aldığımız derslerin başında gelir. Bizim işimiz hizmettir, biz partiyi başkalarından farklı olarak hizmet aracı olarak görürüz. Ben sözlerimi ifade ederken şu veya bu kişiyi tanımlamam şart değil, herkes ifade ettiğimiz sözleri anlayabilecek kapasiteye sahiptir.
Zaruretten güçlü görünenler
Bazı çevreler, 'Yılmaz delegeye hakim, karşısına kim çıkarsa çıksın onu deviremez' görüşünü dile getiyor. Bu tür görüşleri demokrasi açısından sağlıklı görüyor musunuz ?
Ben parti içindeki teşkilatla ilgili işlere karışmam. Ama partinin içinde 'delegeye hakimdirler, delege askerdir, delege her tarafta atanmıştır' şeklindeki görüşleri en hafif manada 'sürekli insan hakları, insan hakları' diyenlere yakıştıramadığımı özellikle ifade ediyorum. Bu tür iddialar korkudan kaynaklanan propaganda taktiğidir. Eğer bir yönetim başarılı olduğunu iddia edemiyorsa ben şimdi iddia ediyorum, bugünkü yönetimin başarılı olduğunu iddia edebilecek olan var mı? İleriye dönük olarak halkımıza ümit verebileceğini iddia edebilen var mı? Şimdi ben diyorum ki, zarureten güçlü görünenlerin hakikaten güçlü olup olmadıklarını göreceğiz.
Tantan'ı geri çağıracağım
Türkiye bir Sadettin Tantan olayı yaşadı. Tantan'ın partide kalması için hiç temasınız oldu mu?
ANAP'ın hizmet dönemlerinde yetişmiş olan, icraatlarını yapmış olan siyasetçi ve bürokrata sahibiz. Bu kadro içinde değişik nedenlerle ayrılan veya ayrılmak zorunda kalan insanlar var. Sayın Sadettin Tantan da bunlardan biridir. Gönül arzu ederdi ki bakanlıktan ayrılmasının yanında partiden ayrılmasın ve mücadelesini içeride sürdürsün. Şimdiden çağrı yapıyorum ki sayın Tantan başta olmak üzere ANAP'lı olan herkesi ANAP çatısı altında toplamak birinci görevimdir.
FP davasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye'de yasalarımız var. Bu yasalarımızı uygulamakla görevli mahkemeler var. Ancak ben bugünkü FP davasından önce RP'nin kapatılması sırasında partilerin mahkemelerce kapatılması konusundaki hükümlerin değiştirilmesi gerektiğini ve bir partinin mahkeme kararı ile kapatılmasının çok özel hallerle mümkün olması gerektiğini söyledim ve bugün de bu düşüncemi koruyorum. Genel anlamı ile siyasi partilerin kapatılmasına karşıyım.
'ANAP herkesle kavgalı'
ANAP'ı nasıl görüyorsunuz?
ANAP olarak bizim kuruluşumuzdaki felsefe fevkalade sağlam bir mantığa dayanmakta. Bu mantığın içerisinde bir büyük inançla, nitekim 'Halka hizmet hakka hizmet' derken orada bir Yunus felsefesini hissedersiniz. 'Yaradılanı severim yaradandan ötürü' 'Halka hizmet etmek istiyoruz Hakka olan inancımızdan dolayı.' Bu büyük bir felsefedir. Şimdi asıl özelliği uzlaştırmak olması gereken ANAP yönetimi Türkiye'deki bütün kesimlerle kavga içerisinde. Türkiye'yi dünyaya açan, hizmette çağ atlatan, dünya ile buluşturan bir siyasi parti bugün o çalışkanlığından uzaklaşmıştır. Halkın yanından kopup devletin yanında yer alan, devletçi zihniyetli bir parti konumuna düştüğü parti yönetimi tarafından kabul görmüştür. Şimdi halka güven vermeyen bir yönetim kadrosu işbaşındadır ve başarılı olması mümkün değildir. Partimizin bugün halk desteği yüzde 6'lar civarındadır. Şimdi hedefimiz ANAP'ın bu görüntüsünü değiştirmektir. Parolamız, '' dur ve bunun anlamı, partiyi 1990'lı yıllardaki konumuna kavuşturmaktır.
Nasıl bir yeni parti ?
Yeni oluşumları nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu bağlamda Tayyip Erdoğan'ın durumunu nasıl görüyorsunuz? Kemal Derviş'e siyastet şans veriyor musunuz?
Türkiye'de şu anda halkımızın güvenine mazhar olmuş ve öne çıkan bir parti olmadığı ifade edilmekte. Bu bir boşluk olarak nitelendirilmekte. Bu boşluğun doldurulması için sağda ve solda yeni oluşumlar var. Yeni partiler çıkabilir. Siyaset bir bakıma rekabet işidir. Bir yeni oluşum veya yeni bir parti fikri konuşuluyor, ortak nokta yeni parti fikri. Ama nasıl bir yeni parti? Mevcut partilerin dışında birçok yeni bir parti. Baktığımız zaman solda CHP'den kopanların bir veya birden fazla, sağda da FP içinde yeni bir parti arayışları görüyoruz. Bir de ANAP ve DYP'den kopanların oluşturmaya çalıştığı yeni bir parti fikri var. Bu çalışmaların ortak noktası 'yeni parti' fikridir. Onun dışında ortak nokta yok, felsefe yok. Ortaya bir tane yeni parti çıkmıyor, birçok parti çıkıyor.
'Elbette Fenerliyim'
Günde kaç saat çalışıyorsunuz? Kaçta yatıp kaçta kalkıyorsunuz?
Sabah genelde saat altı gibi ayakta olurum ve günde en azından bir saat yürür veya koşarım. Yürüyüşden sonra duş alır kahvaltı ederim. Günlük gazetelere bakar ve gün içindeki programıma göre ofise, Meclis'e ve diğer görüşmelerime giderim. Akşam normal yatış saatim ise 24:00'dür. Bu saati pek aşmamaya çalışırım.
Genel Başkanlık yarışında bir ekip kurdunuz mu?
Evet. Bir yıldır birlikte çalıştığımız bir ekibim var. Altı kişiden oluşan bir ekip bu. Gönüllülerden oluşan arkadaşlarımız var. İstanbul'da bir, Ankara'da iki ofisimizi bunun için açık tutuyoruz.
İlgi alanınız nedir? Mesela futbol oynar mısınız?
Gençliğimde de pek futbolla uğraşmadım. Ancak okçuluğu çok severim. Bir dönem Okçuluk Federasyonu Başkanlığı görevini yürüttüm. İmkan bulursam okçulukla ilgilenirim.
Takım tutuyor musunuz?
Elbette, Fenerbahçeliyim.
Ailenize vakit ayırabiliyor musunuz ?
Bir politikacı ne kadar ayırabiliyorsa ben de o kadar ayırabiliyorum.
----------------- imza------------------
----------------- imza------------------

