Züğürt Ağalar

Yeni Şafak
01:0027/11/2000, Pazartesi
G: 17/05/2017, Çarşamba
Yeni Şafak
Arşiv
Arşiv

Batman'da Şener Şen'in oynadığı Züğürt Ağa filmindeki gibi birçok züğürt ağa var. Gururun acımasız engeline takılan ağalar, kimselere içini dökemiyor.




S P O T

Batman'da gerçekten de her şey çok yoğun yaşanıyor. Bir çok ailenin açlık sınırında olduğunu söylemek kesinlikle abartı olmayacaktır. Varoşlarda yaşayan insanların ekonomik sıkıntıları insan sabrının sınırlarını zorluyor. Aynı zamanda halkın büyük kesiminde bir sevgisizlik var. Bir o kadar da, sevgiye muhtaçlık ve sevgiye susamışlık var.. Bölge halkında değişmeyen geleneksel yapının yanında, bir de gururlarına olan aşırı düşkünlüğü unutmamak gerekiyor.

Evleri yakıldığı için, köyleri zorla boşaltıldığı için göç eden bir çok aile, şehrin varoşlarında gururlarının tutsağı olarak yaşıyorlar. Bu aileler, köylerinde topraklarını ekip iki koyun besleyerek geçimlerini sağlarken, şimdi işsiz güçsüz perişan haldeler. Bazıları yiyecek ekmek bile bulamazken, gururun acımasız engeline takılıp, kimseye içlerini dökemiyorlar. Tıpkı, Şener Şen'in oynadığı Züğürt Ağa filmindeki gibi, şimdi Batman'da bir çok züğürt ağa var. İçine düştükleri çaresizlik, onları hayata bağlayan umutları her gün biraz daha tüketiyor.


Kendi gerçeğiyle yüzleşmek


Yıllarca süren çatışmaların hemen her kesimden insanı etkilediği inkar edilmez. Bazı Batmanlılara göre, terör bölgedeki halkın ölme ve öldürme güdülerini artırmış. Çatışmaların devam ettiği dönemde herkes kendine yakın bulduğu örgütün güdümünde o günün şartlarında yaşamını sürdürmüş. Olaylar bitince de boşluğa düşmüş ve kendi gerçeğiyle yüzleşmeye başlamış.Yıllardır belki de hiç düşünmediği ya da önemsemediği temel ihtiyaçların farkına varmış.

Batmanlıların bu çerçevedeki anlatımlarını, sanki terör ortamı daha iyiymiş gibi algılamak, kesinlikle yanlış olur. Zaten hiçbir Batmanlı bunu savunmuyor ve böyle bir şeyin bir daha yaşanmasını asla istemiyor. Onlar, o günün şartlarında yaşananların sonradan içlerinde yarattığı boşluğu anlatabilme adına bu örneği veriyorlar.

Baro Başkanı Avukat Sabih Ataç'ın deyimiyle bölgede kadın hep ikinci plana itilmiş. Bu durum aile yaşamında, sofrada, yolda yürürken bile hep böyle olmuş.

Mesela, bölgenin değişmeyen geleneksel yapısı nedeniyle, köylü kesiminin çoğunun evinde halen önce erkekler sofraya oturup yemeğini yer, arkasından da kadınlar.. Kadınlar kendileri için yemek ayırmadığı için sofrada kalanları, yani erkeklerden arda kalan artıklarla karnını doyurmak zorunda kalır. Bu örnek bile tek başına kadının aile içinde ve yaşadığı toplumda nasıl ikinci plana itildiğini, nasıl bir psikolojiye sahip olduğu fazlasıyla anlatıyor.


Tam 15 yıldır sinema yok


Batman'ın bir başka gerçeği daha var ki, anlayabilmek mümkün değil.. Koca şehirde tam 15 yıldır sinema yok. Evet yanlış okumadınız, Batman'da halen ne bir sinema, ne bir gazino ne de bir tiyatro var, insanların bildiği ve gidebildikleri tek yer kahveler..

Neden sinema olmadığını, Batmanlı aydınlar şöyle açıklıyor: Terör; Batman'a çok şey kaybettirdi. Önceleri birkaç sinema faaliyetteydi ama terör yüzünden kapandı. Bir daha da kimse açmaya cesaret edemedi. İki yıldır olaylar durulmasına rağmen hala kimse cesaret edip girişimde bulunmuyor. Aynı şey tiyatro için de geçerli.

Radikal kesimin şehirdeki kültür faaliyetleri üzerine kurdukları baskı inkar edilemeyecek kadar açık ama, devlet de bu konuda bir girişimde bulunmuş değil. Ekonomik sıkıntıların, sosyal yaşamdaki çelişkilerin, değişmeyen geleneksel kuralların altında ezilen halk, fazla bir seçeneğe sahip değil. Bu baskıyı hissedenlerden, erkeklerin gidebileceği tek yer, yani tek alternatifleri, kahveler.. Kadınların durumu ise daha da vahim, evin içine, dört duvar arasına sıkıştırılmış iç karartıcı bir yaşama devam etmek..


İntiharlar tartışılıyor


Olumsuz gelişmelere ve son aylarda artan intihar olaylarına sorumluluk duygusu içinde yaklaşıp bir şeylerin değişmesi gerektiğine inananların yanında, intihar olaylarını kendi dini inançları veya siyasi tercihleri doğrultusunda yorumlayanlar da var. Mesela, radikal kesimdeki erkekler, Batman'da çoğalan İnternet Caferlerden çok rahatsızlık duyuyor. Hatta bazıları daha da ileri gidip, kızlarla erkeklerin dershanelerde bir arada olmalarına karşı çıkıyor. Onlara göre kötülüğün kaynağı İnternet Caferler ve dershaneler.. Kızların gözü burada açılıyor. Kötü alışkanlıkları bu gibi yerlerden öğreniyorlar.

Bir başka kesim ise, siyasi tercihleri gereği, Çok Amaçlı Toplum Merkezi'ni sebep gösteriyor. Kısa adı ÇATOM olan bu merkezlerde 16-35 yaş grubundaki genç kadınlar sabah 08.00 ile akşam 16.00 saatleri arasında dikiş, nakış kilim dokuma ve sağlık konularında kurs görüyor. Kursların süresi 3 ay ile 1 yıl arasında değişiyor. Hatta kursu başarıyla bitiren ve çalışmak isteyenlere atölyelerde iş veriliyor. ÇATOM'un konfeksiyon atölyesinde çalışan genç kızlar hem para kazanıyor hem de dört duvar arasında geçecek kapalı bir yaşamdan kurtulmuş oluyorlar. Kendilerine olan güvenleri artıyor. Bu atölyelerde çalışanlar arasında daha önce intihara teşebbüs etmiş olanlar bile var.

ÇATOM'ların görülen yüzü böyle, ama siyaset gözlüğünden bakanlar, genç kızların siyasi kültürlerinden arındırılarak, modern hayata adapte edilip, devlet eliyle yapılan bir ehlileştirme olarak görüyorlar.

Bir başka düşüncedekiler ise, intihar sebeplerini Batman'da görev yapan resmi görevlilere, daha çok da polis ve subaylara bağlıyor. Genç kızlar bu insanların yaşamlarına özenti duydukları için, onlarla ilişkiye girip bir kurtuluş yolu arıyorlar. Bu görevlilerin tayinleri çıkınca yüzüstü bırakılan kızlar bunalıma giriyor ve çareyi intihar etmekte buluyorlar.

Bir diğer grup ise intiharı, dini inançların eksikliğine bağlıyor. Batman'ın elit kesimi, bölgenin yapısından kaynaklanan çelişkiler yüzünden belki her iddiadan bazı etkilenmeler olduğunu ama, hiç birinin tek başına olayların ana kaynağı olarak gösterilemeyeceği görüşünde birleşiyor.

14 yerel gazete


Batman, gerçekten de ilginç bir şehir. Tam 14 yerel gazete yayınlanıyor. 18 yıldır yayın hayatını sürdüren Batman Çağdaş gazetesinin sahibi Arif Aslan, hemen her gün bir intihar olayını haber yapmaktan bıktığını söylüyor. Batman'ın terörle, intiharlarla gündemde kalmasından son derece rahatsız ama gerçeklerin de bilinmesini istiyor. Doğrular ortaya konduğunda ancak akılcı çözümün de o zaman bulunabileceğini savunuyor. intiharların ulusal gazetelerde magazinleştirilmesini eleştirirken "Hiçbir intihar olayı, tek bir nedene bağlı değil, sebepler biraraya toplandığında kişileri umutsuzluğa sürüklüyor. Çıkış yolu bulunamayınca da nihai çözüme başvuruluyor. Olay sadece Batman'ın değil bütün Güneydoğu'nun, dolayısıyla tüm Türkiye'nin sorunudur" diyor.

38 yıldır yayın hayatını sürdüren Batman Gazetesi'nin sahibi ve 30 yıllık tecrübeli bir gazeteci olan Nizamettin İzgi, birara gazetesinde intihar olaylarına yer vermeme kararı almış. Onun yorumuna göre, intiharlar yazıldıkça, iç dünyalarında çaresizliği yaşayıp zayıf düşenlere sanki yol gösteriliyor gibi bir durum ortaya çıkıyor. İzgi'nin bu görüşü daha çok valiliğin görüşünü destekler nitelikte. Çünkü, Vali İsa Parlak, intiharların yazılmasını istemiyor ve konuşulmasına da yasak koyduruyor, araştırma yapmak üzere bölgeye gelen yerli ya da yabancı gazetecilerle görüşmemek için yazı işleri müdürüne "Batman dışında olduğumu söyleyin" diyor.

Batman'da işsizlik ve nüfus patlaması

Batman'ın nüfusu 1975 yılından itibaren hızlı bir artış göstermiş. 1980'li yıllarda ise artışta adeta bir patlama yaşanmış. Nüfusun artışı yıllara göre resmi rakamlarla şöyle açıklanıyor: 1935 yılında 319, 1940'ta 409, 1945'te 443, 1950'de 915, 1955'te 4 bin 713, 1960'ta 12 bin 401, 1970'te 44 bin 991, 1975'te 64 bin 384, 1980'de 86 bin 172, 1985'te 110 bin, 1990'da 147 bin 350, 1997'de 214 bin 300 ve 2000 yılında 256 bin kişi..

Bu hızlı nüfus artışıyla birlikte işsizlik had safhaya ulaşmış. Şimdi şehrin cadde ve sokakları işsiz insanlarla dolu. Kimse kesin bir rakam veremiyor ama işsizler ordusunun 30 bin civarında olduğu tahmin ediliyor. Sadece şehir merkezinde günün hemen her saatinde işsiz insanlarla dolup taşan 450 kahve var. Atatürk heykelinin bulunduğu meydanın kalabalığı hiç eksilmiyor. Sanırsınız ki, bir politikacı meydana gelmiş nutuk atıyor, toplanan halk da onu dinliyor. Oysa bu meydan her gün sabahın erken saatlerinden, gün batımına kadar aynı kalabalıkla dolup taşıyor. Bunlar işsizler ordusunun sadece küçük bir parçası..Gündelik işler için kendilerini almaya gelecek insanları bekliyorlar. İnşaatta çalışacak iki kişiye duyulan ihtiyaç için, onlarca işçi, beni götür, ben daha güçlüyüm, diyerek bağırıyor.

Kendileriyle konuştuğum ameleler, karın tokluğuna çalıştıklarını, eğer iş bulurlarsa günde ancak 3-4 milyon lira arasında para kazanabildiklerini söylüyorlar. Bunlardan 6 çocuk babası 41 yaşındaki Emin Erik'in iki çocuğu orta öğrenime devam ediyor. Ayda 30 milyon lira kira ödüyor. Bir başka amele Yılmaz Tekin daha 23 yaşında olmasına rağmen 2 yıllık evli. O da oturduğu gecekondu için 20 milyon lira kira ödediğini söylüyor. "Ne iş yaparsın?" diye sorduğumda "Bildiğim tek meslek kazma-kürek sallamak" diyor. 51 yaşında 9 çocuk babası Ahmet Aybey ise, "Tam 27 yıldır burada duruyorum ve bulduğum gündelik işlerle geçinmeye çalışıyorum. Benim iş yerim işte bu çatısız meydan" diyerek Batman'daki yaşamın ne kadar zor olduğunu anlatmaya çalışıyor. --------------- imza ve tarih ---------------- --------------- imza ve tarih ---------------- Geri OKU

#Arşiv
#Yeni Şafak Arşiv