Zaten hikayelerinizi senaryo olarak filme çekiyorsunuz. Neden kitap çıkarma ihtiyacı duydunuz?
Çünkü henüz o kitap zehrini alamamış, kitap dünyasıyla buluşamamış, okumanın ne kadar zevkli bir şey olduğunu anlayamamış arkadaşlara kitap okumayı sevdirme projesi bu. Okumayan insanlara "Selçuk Aydemir'i okudum, kitap okumaya başladım" dedirtmek istiyorum. İnsanlara komik, eğlenceli, işin edebi kısmıyla çok ilgilenmeyen su katılmamış duru bir mizah sunuyorum. Eskiden çizgi romanlar okuma alışkanlığı kazandırırdı. O misyonu bugün yerine getiriyorum.
Lisede popüler bir öğrenci miydiniz?
Evet, popüler bir öğrenciydim. Ama sorunlu. Popülerdir ve parmakla gösterilir. Popülerdir ve uzak durulması önerilir. Ben o uzak durulması önerilen çocuktum. Birçok arkadaşımın ailesi onlara benimle arkadaşlık yapmamasını önerirdi.
Neden? Kötü alışkanlıklarınız mı vardı?
Hayır. Tam tersi, hiçbir kötü alışkanlığım yoktu. Sadece sıkıntılı bir çocuktum. Serserilik hep vardı. Serseriliği bırakmak otuzlu yaşlara nasip oldu. Bir süre kavgadan, dövüşten uzak duramadım. Uzunca bir müddet ehlileşemedim, evcilleşemedim. Evlendikten birkaç sene sonra kafam yerine geldi. Birkaç arkadaşımı bu hayatı yaşamayı seçtikleri için kaybettim. Kitaptaki karakterlerin bazıları yaşamıyor. Biri öldürüldü, biri hapiste. Arkadaş çevrenizin de iyi bir yere gitmediğini görünce ister istemez doğru yola giriyor olabilirsiniz. Ama dönüp bakınca yine aynısını yapardım, pişman değilim.
BABAM DÜĞÜN DERNEK'TE İNANDI
Hayattan çok şey öğrenmiş gibi konuştunuz. Size ne öğretti bu hayat?
Çok büyük bir soru. Birkaç şey öğretti. Özünde kendi hayatımızda kendimizi başrol gibi görüyoruz da o öyle değil. Çok daha büyük bir resimde ufak ufak figuranlıklar yapıyoruz. Hepsi bir şeye hizmet ediyor. Kendimizi değerli hissedelim diye de başrol havalarındayız. O kadar değiliz. Mesele o kadar ciddiye alınacak gibi değil.
Kaybeden insanlarla ne alıp veremediğiniz var?
İspatlayamamış adamın kendini ispatlamasını istiyorum. Temel motivasyonum galiba bu. O adamın bir şeyler başarmasını istiyorum yazarken. Yarım kalmış adam, meselesini tamamlasın dürtüsü var benim filmlerimin arka planında. Neden yaptığımı bilmiyorum. Planlı yapmıyorum.
Babanızla nasıl bir ilişkiniz vardı?
Tatlı bir ilişkim vardı. Benim de babama kendimi ispatlama sürecim oldu. Babam sinemacıydı. Yer göstericiliği yaptı, sinema işletti, büfe işletti. Hep sinemadan para kazandı. Çocuğu da sinema yapacağım deyince karşı çıktı. Babam kazandığı parayı işletemedi. Kötü bir işletmeciydi. Ona göre sinemadan kazanılan para haram. Babam Düğün Dernek'te inandı bu işi yapacağıma. Galiba beğendi artık yaptığım şeyi. Bir mücadelem oldu hep ama şimdi iyiyiz.
APOLİTİĞİN KRALIYIM
Mizah nasıl gelişti? Nasıl bir gençlik geçirdiniz?
Bütün anılarım komiktir. Çok şanslıydım, ben Burak'la (Burak Aksak) beraber büyüdüm. Yakın arkadaşlarım hep mizahla ilgileniyor. Hayatım mizahla örüldü yani. Bu varmış, bunu yaşadım. Kendimi bildim bileli sadece komedi izliyorum ve komedi yazıyorum. Dünyanın en güzel filmini karşıma koysanız benim ilk soracağım soru 'komik mi?' olur.
Çünkü sabrım kalmadı.
Apolitiğin kralıyım. Bir görüşün vardır ya da yoktur onu geçtim ben konuyu bilmiyorum. Çünkü hiç girmedim. Bazen ana haber bültenlerine o kadar büyük bir şaşkınlıkla bakıyorum ki. Ben başka bir yerde yaşıyorum. Davutoğlu'nun Başbakanlık istifası zamanı Davutoğlu yerine Binali Yıldırım geldiğinde, 'Onlar aynı takımda değil miydi' dedim. Arkadaşım 'Bari parti diyebilseydin' dedi. Ne olursa olsun beni politize edemezler. Bir yerin taraftarı değilim, sadece güldürmeye odaklanıyorum. Yaptığım işlerin belki de bu kadar sevilmesinin ana etkenlerinden biri de bu.
Düğün Dernek'i daha geniş kitlere ulaşmak için mi çektiniz?
Düğün Dernek'te tam olarak dediğiniz oldu. Çünkü bıçak kemiğe dayandı. Ben Üsküdar'a Giderken diye bir dizi yaptım. 13 bölüm sürdü. Çok severim o işi, çok da seveni vardır. Ama topladığınızda maksimum 2- 3 reyting yapıyor. Bir şekilde biz radarın dışına çıktık. Karasal yayın onları sevmiyor diye bir şey olmaya başladı. Ben bir senaryoyla gidiyordum bana 'sizin iş sosyal medya, internet işi. Sinema filmi yapmayın asla kimse izlemez sizi' diyorlardı. Bununla bir iki defa tokatlanınca dedim ki artık bunun değişmesi lazım. Düğün Dernek bu bakımdan bir dönüm noktasıdır. Yoksa TV dosyası kapanacaktı. Düğün Dernek bizim raf ömrümüzü uzattı.
BU YETENEKLİ İNSANLARLA OYNANMAZ MI?
Hep aynı ekiple çalışıyorsunuz. Bir süre sonra aynı şeyleri izliyor gibi oluyoruz. Böyle bir handikap yok mu sizce de?
Olabilir. Biz birkaç senedir çok kısıtlı bir sürede iş yapmaya başladık. Dizi bitiyordu, dizi bittikten sonra benim birkaç hafta vaktim oluyordu. Yeni projeyi ortaya çıkarmam gerekiyordu. O zamansızlık ister istemez bildiğim oyunculara itti. Bir de bu insanlar çok yetenekli, onlarla çalışmamak da garip.