25 yıldır bir halk geleneğini sürdüren Grup Yorum, Aşık Mahsuni'den Yunus Emre'ye, Aşık İhsaniye'den Pir Sultan Abdal'a kadar bu topraklarda hayat bulan ezgilerle ortak bir insanlık dili yaratıyor. Anadolu kültüründen beslenen grup kökümüz Anadolu'da diyor
25 yıllık müzik yolculuklarında geçtikleri zorlu yollara ve gördükleri baskılara rağmen muhalif tavırlarıyla düşüncelerinden ödün vermeyerek ayakta kalmanın dışında bu yönüyle onlar gibi düşünmeyen insanların bile en azından saygısını kazanan Grup Yorum, 12 Haziran'daki '25'inci Yıl Konseri'ne hazırlanıyor. Biz de provalarına misafir olduk ve 25 yıl ayakta kalmanın sırrıyla konseri konuştuk.
25 yıl boyunca büyük bir mücadelenin içinde müzik yapabilmek tabii ki kolay değil. Bizi 25 yıl ayakta tutan en önemli unsur Grup Yorum'un örgütlü kimliği. Halkın içinde, kolektif bir çalışma anlayışına sahip olması. Bugüne kadar başına çok olay geldi ama Yorum serüveni bitmedi. Çünkü halk sahip çıktı. Bizi ayakta tutan bir diğer unsur da savunduğumuz dünya görüşü aslında. Üretkenliğimizi sağlayan ortak bir amacımız, bir dünya görüşümüz var.
Grup Yorum bu topraklarda doğdu. Aşık Mahsuni'den Yunus Emre'ye, Dadaloğlu'ndan Ruhi Su'ya, Aşık İhsani'ye Pir Sultan Abdal'a dayanır kökü. Latin Amerika'daki müzik akımlarından Yunanistan'da Mikis Teodarikis'ten de esinlenir. Bizim özümüz bu topraklardadır. Ortak bir insanlık dili yaratırken Anadolu topraklarından, Anadolu kültüründen beslendik. Biz hiçbir zaman kendi topraklarımıza sırtımızı dönmedik. Halka, halkın geleneğine, kültürüne, anlayışına, duygusuna hitap edemeseydik 25 yıl ayakta kalamazdık. Kökü dışarıda olsaydı belli bir çevrenin grubu olur kalırdı.
25 yıl ayakta kalabilmek çok anlamlı. Grup Yorum hiçbir zaman sadece albüm yapıp, konser veren bir müzik grubu olmadı. Bir halk geleneği, halkın sıkıntılarını dile getiren bir kurum gibi oldu. Ülkede yaşanan ne kadar insani, sosyal, ekonomik sıkıntı, politik nedenlerden dolayı yaşanmış olan ne kadar acı varsa, Grup Yorum hep bunların karşısında olmaya çalıştı kurulduğu günden bugüne. Bu yanıyla da halk için farklı şeyler ifade ediyor. İşçilerin, öğrencilerin, dilleri yok sayılan kültürlerin, ezilen dünya halklarının, inançları yok sayılan insanların sesi oldu Grup Yorum. Bunun bedelini de en ağır şekilde ödedi.
Bugüne kadar Grup Yorum'da 40'a yakın eleman değişti. Dolayısıyla çok isim var. Ayşegül Yordam, Gülbahar Uluer, Metin Kahraman, Efkan Şeşen, Hilmi Yarayıcı, Serdar Keskin var. Bunun gibi bir çok arkadaşın grupta emeği var.
Evet, öyle bir yanı var. Bunu çok söylüyorlar. Ama öyle bir okuluz ki mezun vermeyi pek de istemiyoruz.
Bu mücadele disiplin ve fedakarlık isteyen zor bir mücadele. Ödenen bedeller ağır. Bunların hepsi neden olabiliyor tabii.
Evet, bunu çok kişi söylüyor. O çok ilginç bir şey. Bu bizim söyleyiş biçimimizle, kullandığımız teknikle ilgili bir şey sanırım. Özellikle tercih ettiğimiz bir şey değil.
Kurulduğundan bu yana grupta olan arkadaş yok. Ama beste üretiminden sözlerin yazılmasına, ezgilerin yaratılmasından müzikal tartışmalara, grubun yaşam içerisindeki duruşuna kadar her şeyde müdahil olan insanlar var. Büyük ailemizin bir parçası onlar. O anlamda arka planımız güçlü. Bu yüzden de bir eleman gitse bile grup çok fazla etkilenmiyor.
Var tabii. 25 yaşın altında olan bir arkadaş var.
9 kişiyiz.
Bu eleştiriler doğru olsaydı Grup Yorum denilen şey olmazdı bugün. Sadece sloganla
25 yıl gider mi? TRT'sinden Samanyolu'na diğer bütün ulusal kanallardan yabancı kanallara, niye bütün televizyon kanalları bizim müziğimizi kullanıyor.? 25 yıllık müzik serüvenimiz buna cevap veriyor zaten.
Dört tane albüm çalışmamız var. Bir tanesi sosyalizmi anlattığımız bir albüm olacak. Bir tanesi enternasyonel şarkılardan oluşan, Anadolu'nun ve dünyanın değişik dilleriyle kültürlerini anlatan şarkılardan oluşacak. Halkların kardeşliğini vurgulayacağız bu albümde. Üçüncüsü 2000-2007 yılları arasında hapishanede yaşanan ölüm orucu direnişini anlatacağız. Dördüncü olarak da bir Yorum albümü yapacağız.
25. yılda farklı bir şey yapmak istedik.
20. yılda şarkılarımızı eski grup elemanlarıyla söylemişttik. Ama 25. yıl konsepti buna çok uymuyor. 25. yılda Yorum'u var eden değerleri, Pir Sultanlar, Yunus Emreler, Dadaloğulları, Karacaoğlanlar, Aşık Mahsuniler, Aşık İhsaniler'i ayrı ayrı bölümlerde anlatacağız. Ruhi Su Dostlar Korosu aramızda olacak o nedenle. Yorum'un müziğinde ve ilk ortaya çıkışında etkili olan devrimci müzik dalgasını ifade edeceğiz. Yabancı konuklarımız olacak. Çeşitli dans grupları eşlik edecek, Tuncel Kurtiz şiirler okuyacak. Suavi, Yasemin Göksu, Nejat Yavaşoğulları gibi çeşitli müzisyen dostlarımız bizim şarkılarımızı okuyacaklar. Bir de büyük bir sanatçı korosuyla şarkılar söyleyeceğiz.
Çok sanatçı var. Murat Kekilli'den Haluk Levent'e kadar birçok sanatçı arkadaşlarımız bizimle birlikte olacak. Leman Sam ve Şevval Sam ile görüşmeler devam ediyor. O gün orası bize ait ve orada bir güzellik oluşturalım dedik. Samimiyeti var bu işin. Ne popülarite kaygısı, ne ticari kaygı var. Manevi güçlü bir duygusu olduğu için de sanatçı arkadaşlarımızın hepsi gereken duyarlılığı gösteriyor.
Evet inanıyoruz. Onun için İnönü Stadı'nı seçtik. İnönü Stadı hep bir hayaldi bizim için.
Onbinlerce insanın olacağı bir atmosferde türkülerimizin söylenmesi, o insanlarla o duyguları hissetmek, o ruh halini, o atmosferi, o motivasyonu paylaşmak bambaşka bir şey. Bir karnaval şenlik havasında bir şeye dönüşecek. Bu bir halk konseri olacak. Ayrıca bu sadece bir İstanbul konseri değil. Türkiye'nin bir çok yerinden ve yurtdışından toplu gelişler organize ediliyor şu anda.
İlla ki bir takım uygulamalarda değişimler söz konusu. Ama o değişimlerin nedeni yok sayılan, ikinci sınıf görülen, yoksul insanların verdiği mücadeledir. Kendi konserlerimizde kısmi bir rahatlama var. Bu da yine baskılar karşısında boyun eğmemekle ilgili bir şey. Ama hala çok sorun var. 8-10 yaşındaki Kürt çocukların tutuklu olması mesela. Daha düne kadar sakalından, türbanından, küpesinden dolayı okullara alınmayan insanlar vardı. İnsanoğlunun her zaman daha iyi koşullara sahip olmaya hakkı vardır ve her zaman daha iyisini ister. Bu insanlık tarihine ivme kazandıran bir durum.
Siz sol tandanslı bir grup olarak toplumun diğer kesimlerinin sorunlarına nasıl bakıyorsunuz?
1997 yılında biz Beyazıt Meydanı'ndaki türban protestolarına katıldığımızda diğer sol kesim bize 'Nasıl olur falan gibi' bakıyorlardı. Ama bizim için o insanları yok sayılması, halkımızın yok sayılması anlamına gelir. Irak'taki işgal, Filistin meselesi sadece İslami kesimi ilgilendirmiyor. Aynı acıları biz de çekiyoruz. Orada İsrail'in o gemide uyguladığı şiddet bize de uygulanmış gibidir. Biz de bütün o protestolarda yer aldık ve türkülerimizi de onlar için de söyleyeceğiz 25. yıl konserimizde. Halkın her kesiminin sorunları bizim sorunumuz olduğu için zaten insanlar çok geniş bir yelpazeden insanlar dinleyebiliyor.
Biz devrimci mücadele içerisindeyiz ama buraya türbanlı bir bayan da gelebilir, solcu bir genç de gelebilir. Her kesimden insana kapımız açık.






