Hayat Portekizden İrana uzanan Kültür Yolu

Portekiz’den İran’a uzanan Kültür Yolu

Türkiye Kültür Yolu Festivalleri’nin Başkent ve Beyoğlu ayağı başladı. Dünya müziğinin önemli isimlerini de ağırlayan festival, bu yıl İranlı ünlü yorumcu Alireza Ghorbani ve tüm dünyada “Fado’nun Sesi” olarak tanınan Mariza’yı konuk ediyor. Mariza, Türkiye’ye her gelişinde aynı heyecanı yaşadığını ve Türk dinleyicisi ile müziğin ortak duygusunu birlikte paylaştıklarını söylüyor. Alireza Ghorbani ise müziğinin her milletten insanı derinden etkilemesini “Yürekten çıkan gönüllere kurulur” diyerek açıklıyor.

Abone Ol Google News
Latife Beyza Turgut Yeni Şafak
Portekiz’den İran’a uzanan Kültür Yolu
Portekiz’den İran’a uzanan Kültür Yolu

Dünyanın en kapsamlı kültür sanat projelerinden biri olan Türkiye Kültür Yolu Festivalleri’nin Başkent ve Beyoğlu ayağı başladı. Festivaller kapsamında dünya müziğinin önemli isimleri de Türkiye’de sahne alıyor. Beyoğlu Kültür Yolu Festivali’nin önde gelen etkinlikleri arasındaki İstanbul 4. Uluslararası Halk Müzikleri Festivali, bu yıl açılışını İranlı ünlü yorumcu Alireza Ghorbani ile yapıyor. 4 Ekim akşamı Atatürk Kültür Merkezi’nde sahne alacak Alireza Ghorbani, İstanbullu müzikseverlere eşsiz sesi ve yorumu ile İran geleneksel müziğinin modernize edilmiş hâlini tanıtacak. Sanatçıya konserde ünlü yorumcu Yavuz Bingöl de bir şarkı ile eşlik edecek.

Tüm dünyada “Fado’nun Sesi” olarak tanınan Mariza ise, Kültür Yolu Festivalleri kapsamında hem Beyoğlu hem de Başkent Kültür Yolu Festivali’nde dinleyicisi ile buluşacak. Portekiz Devleti tarafından Portekiz kültürünü yurt dışında en iyi temsil eden sanatçı unvanını da alan Mariza, bugün İstanbul’da AKM’de, yarın ise Ankara’da CSO Ada Ankara’da sahne alacak. İran’dan dünyaya ulaşan etkileyici sese sahip Alireza Ghorbani ve Grammy Ödülleri’ne aday gösterilen ilk Portekizli sanatçı olan Mariza ile konuştuk.

MÜZİĞİMİN HÜZNÜNÜ PAYLAŞIYORUZ

Geçmiş yıllarda da sizi Türkiye'de ağırlamıştık. Yeniden Türkiye'de olmak nasıl bir his?

Türkiye, yıllardır her seferinde aynı heyecanla geldiğim bir ülke. Özellikle İstanbul kendime çok yakın hissettiğim bir şehir. Konser sonrası yediğimiz güzel yemekler, dinleyicinin sıcak ilgisi bana kendimi çok mutlu hissettiriyor. Bu kez hem İstanbul’da AKM’de hem de Ankara’da CSO Ada Ankara’da dinleyicilerimle buluşacağım. Özellikle İstanbul’da Kapalıçarşı’yı ve alışveriş yapmayı çok seviyorum. Zaman bulduğumda kumaş ve çok sevdiğim baharatlardan alarak dönüyorum.

Portekiz’in kendine has müziği Fado’yu Türk dinleyicisine sevdiren isimlerden birisiniz. Müziğinizin bu topraklardaki yansımasını nasıl görüyorsunuz?

Türkiye’deki dinleyiciler söylediğim şarkıları dilini anlamasalar bile benimle aynı duyguları paylaşarak dinliyor. Beni anladıklarını hissedebiliyorum. Müziğin ortak duygusunu birlikte paylaşıyoruz. Şarkılardaki hüznü derinden hissedebiliyorlar. Çünkü Türk dinleyicisi de duygularını coşkuyla ifade ediyor. Bu yüzden aramızda yıllara dayanan çok özel bir bağ var.

Şu an tüm dünyada “Fado’nun Sesi” olarak biliniyorsunuz. Köklü bir müzik geleneğinin temsilcisi olmak nasıl hissettiriyor?

Onur verici. Küçüklüğümde tanıştığım ilk şarkılar hep Fado şarkılarıydı. Müzik olarak Fado’yu tanıdım. Yıllar sonra Fado söyleyerek dünya sahnelerinde bu müziği temsil ediyor olmak benim için çok özel bir duygu. Fado aslında uzun yıllardır Dünya müziği arenasında bir tür olarak çok iyi biliniyor ama sınırları aşmasını sağlayan ve Fado’yu tüm dünyaya sevdiren ses Amalia Rodrigues oldu. Ben de Fado geleneğini sürdürmeye ve en iyi şekilde temsil etmeye çalışıyorum. Geleneksel Fadoları bulup yorumlamaya ve üzerime düşeni yapmaya çalışıyorum.

Gençliğinizde seslendirdiğiniz farklı türlerde müzikler de olmuş. Fado’nun yerini tutmaz ama seslendirmekten hoşlandığınız farklı türler de var mı?

Ben tam bir Fado aşığıyım. Hem geleneksel hem de içinde modern tınıların olduğu şarkıları seslendiriyorum. John Mayer gibi etkileyici işler çıkaran isimleri takip ediyorum. Geleneksel müzikler içerisinde beni çok etkileyen şarkıcılar ve tarzlar var. Albümde durum daha farklı müzikal sınırlarımı daha fazla esnetebiliyorum. “Terra” ya da “Mundo” albümünde de bu tarz soundlar vardı. Bir sanatçı olarak yaşadığımız çağ içerisindeki müziklerle etkileşim içinde olmamak mümkün değil. Bence tüm kültürlerin müzikleri derinlere indiğimizde birbiri ile etkileşim içinde.

Küçük bir çocukken tanıştığınız Fado’yu dünyaya duyuran isimlerden biri oldunuz. Fado ile ilgili gerçekleştirmek istediğiniz bir hayaliniz var mı?

Yıllardır turnelerdeyim farklı kültürleri daha yakından tanıma fırsatı buldum. Müziğimi zenginleştirerek daha fazla insanla buluşturmak ve geleneksel Fadoları dünyanın farklı yerlerinde söylemek en büyük hayalim.

İÇTEN HİSSETMEDEN SÖYLEYEMEM

Türkiye’ye ilk gelişiniz olmadığını biliyoruz. Geçtiğimiz yıl, Mistik Müzik Festivali için Konya’ya gelmiştiniz. Türkiye’ye başka seyahatlerinizde oldu mu?

Evet bu ilk gelişim değil. İstanbul’da 2004 ile 2006 yıllarında farklı festival ve programda yer almıştım. 2006’dan sonra da özellikle Konya’daki Mistik Müzik Festivali’ne yanlış hatırlamıyorsam 4-5 kez katıldım.

Türkiye ve İran’ı kardeş ülke olarak gördüğünüzü söylemişsiniz. Türkiye’de beğendiğiniz ve kendinize yakın gördüğünüz müzisyenler var mı?

Doğru, kesinlikle kardeş ülke olduğumuzu düşünüyorum. Özellikle müzik, atasözleri ve yemek kültürü başta olmak üzere hemen her konuda çok yakınız ve benzerliğimiz bizi kardeş ülke yapıyor. Benim de çocukluğumdan beri Türk müziğine ilgim vardı. Hem sözlü hem de enstrümantal müzikleri tüm içtenlikle hissediyorum. Kendi köküm gibi hissedip ilgi gösterip, dinliyorum.

Beyoğlu Kültür Yolu Festivali açılışında sahne alacaksınız. Festival programını inceleme şansınız oldu mu? Festival hakkında neler söylemek istersiniz?

Programa davet edildikten sonra festivali biraz araştırdım. En yüksek enerjim ve en kaliteli halim ile festivale katılacağım. Umut ediyorum bu festival her yıl dünya çapında bir sürü sanatçıyı ağırlasın ve hep daha iyi ve daha kaliteli işlere ev sahipliği yapsın.

AKM’de vereceğiniz konser için repertuvarınızda neler var? Türk dinleyicileri neler bekliyor?

Klasik İran müziğine ağırlık vereceğiz. Birkaç genç, başarılı ve yetenekli müzisyen arkadaşımla seçtiğimiz eserleri birlikte seslendireceğiz. Repertuvarımızda hem eski İran sanat müziği hem de birkaç yeni parça olacak.

Biz sizi dinlerken sesinizi ve müziğinizi çok dokunaklı buluyoruz. Siz müziğinizi icra ederken nasıl hissediyorsunuz?

Ben müziğimi yaparken tüm vücudumla yaptığımı hissediyorum. Bu nedenle benimle çalışan ekibim bazen zor bir insan olduğumu söylüyorlar. Halbuki bu bir zorluk değil. Ben kalbimde hissetmeden, içimden gelmeden müzik yapamıyorum. Bu durum bir İran atasözüne benziyor: Yürekten çıkan gönüllere kurulur.

Festivalde yıldızlar geçidi

  • Festival kapsamında birbirinden değerli müzisyenler sahne alacak. İspanyol müzisyen Buika 5 Ekim’de, İrfani Türküler 6 Ekim’de AKM Türk Telekom Opera Salonu’nda sanatseverlerle buluşacak.
  • Dünyanın ünlü opera evlerinde sahne alan Letonyalı ünlü opera sanatçısı Kristine Opolais ile yine dünyanın pek çok önemli opera evinde önemli eserlerde başrollerde yer alan tenor Murat Karahan 8 Ekim’de, flamenko dehası Paco Pena &Friends 9 Ekim’de, ünlü Amerikalı caz sanatçısı Stacey Kent 10 Ekim’de, dünyanın en önemli besteci ve piyanistlerinden Havasi 11 Ekim’de, çalışmalarını ABD’de sürdüren dünyaca ünlü müzisyen Fahir Atakoğlu 14 Ekim’de, İspanyol şarkıcı Monica Molina 16 Ekim’de, Doğu ve Batı müziğini modern enstrümanlarla sentezleyen kamança sanatçısı Mark Eliyahu 18 Ekim’de, İngiliz sanatçı Yusuf İslam 19 Ekim’de, AKM Türk Telekom Opera Salonu’nda müzikseverlere unutulmaz bir gece yaşatacak.

'Beyoğlu Kültür Yolu Festivali' başladı: Binden fazla etkinlik var
HAYAT
'Beyoğlu Kültür Yolu Festivali' başladı: Binden fazla etkinlik var

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.