Bugüne kadar ilahi dinlememiş olanlara bile dini müziği sevdiren Sami Yusuf, Hollywood'a film müziği hazırlıyor. Ramazan nedeniyle ülkemize gelen Yusuf, derme çatma ilahi kasetlerine gönderme yaparcasına “Allah'ı ve Hz. Peygamber'i anlatan her müzik, iyi müzik değildir. Ben iyi müzik yapıyorum ki Hollywood'dan bile teklif alıyorum” diyor.
Onu iki sene önce çıkan 'El Muallim' albümüyle tanıdık. Bugüne dek ilahi dinlememiş olanlar bile Sami Yusuf sayesınde dini içerikli müzikler dinlemeye başladı. Ramazan etkinlikleri kapsamında konser vermek için bir kez daha Türkiye'ye gelen Sami Yusuf'la, hem müziğini, hem de kendisini konuştuk. Sami Yusuf, her ne kadar müziğine politikayı karıştırmadığını söylese de verdiği cevaplar oldukça politikti.
Küçük yaştan bu yana çok farklı müzik tarzlarıyla tanıştım. Ama şunu öğrendim: Gerçekte iki müzik tarzı var. Birisi iyi müzik diğeri de kötü müzik. Bu söylediğim basit gelebilir ama doğrudur. Ben de küçük yaştan beri 'iyi' müzik yapma telaşındayım.
Öyle umuyorum! İyi müzik sadece Allah'ı, Peygamber Efendimiz 'i ve dini anlatan müzik değildir bunu da belirtmeliyim. İyi müzik, huzur sağlar ve dünyayı daha iyi bir yer haline getirme gücüne sahiptir. Kötü müzik ise bunun tam tersidir. Ben iyi müzik yaptığımı düşünüyorum.
Müziğimi duyan farklı ülkelerdeki insanlar kendilerine göre bir yakıştırma yapıyor. Böyle düşünmelerinin nedeni ise yaptığım müziğin çok yeni oluşu. İnsanlar bu kadar yeni olduğu için de müziğimi ve beni neyle, kimle kıyaslayacaklarını bilmiyorlar. Mesela Amerika'da da benim için “Müslüman dünyasının en büyük rock starı” diyorlar. Avrupa'da olduğu gibi Müslüman ülkelerde de beni kendi sanatçılarına benzetenler oluyor. Türkiye, sanatçıları kategorize etmeyi seviyor bunu söyleyebilirim.
Herşeyi, dini, siyaseti bir kenara bırakın. Beni size müziğimi yalın haliyle anlatmaya çalışayım "Try not to cry" veya "My Ummah" gibi şarkılarımın bir benzerini daha gördünüz mü? Benim müziğim rock değil, pop değil, ilahi hiç değil! Bana özgü benden izler taşıyan birşey bu. Şarkılarımda bir çok tarzı bir araya getirerek farkli işler yapmaya çalışıyorum. Yaptığım iyi müzikler sayesinde bana Hollywood'dan büyük bir teklif geldi. Bu sene vizyona gireçek olan en büyük filmlerden birinin müziğini yapmamı istediler. Bana teklif getiren ilahiyi bilmez. Müziğim ve nağmelerim onlara hoş geldiği için benimle çalışmak istediler.
Evet biraz yerinde duramayan ve sürekli farklı işlerle uğraşmayı seven biriyim. Ben müziğimi kendim yapıyorum. Şarkılarımı kendim yaziyorum ve enstrümanları da kendim çalıyorum. Sadece şarkı söyleyen biri değilim. Şarkı söylemek benim en son işim.
Benim belirli bir müzikal temelim var. Klasik müzik geleneksel müzik, oryantal müzik eğitimi aldım. Bütün bunların eğitimini almış ve yapabilecek kapasitede biriyken birileri beni belli bir kutuya sıkıştırmaya çalışıyor. İnanın ben bundan büyük rahatsızlık duyuyorum. Benim o kutuda yerim yok. Birkaç insan malzeme bulup beni ilahici yaptı. Ben ne Musevi, ne Hıristiyan ne de Müslüman bir sanatçı olmak istiyorum. Ben sadeçe sanatçı olmak istiyorum.
Biri bir şarkı söylüyor ve Muhammed ismi geçiyor. Dinleyici de "Bu Müslüman olmalı" diye düşünüyor. Bence bu büyük bir hata. Benim ikinci albümümde rock şarkılarım bile var. Bu tarz şarkılara yer verdiğim için de Avrupa'da kimse bana sen ilahi söylüyorsun bu tarz şarkıları söyleyemezsin demedi.
O an benim için en önemli neyse, onunla ilgili şarkı yazıyorum. Eğer o anda din benim için önemliyse o an dinle ilgili şarkı yazarım. Siyaset ya da AIDS sorunu varsa o zaman onunla ilgili şarkı söylerim. Peygamber Efendimiz'i konu alan "El Muallim" albümünü yaptığımda milyonlar beni dinlesin diye bir kaygım yoktu. O an Muhammed aşkını hissetiğim için yaptım.
Benim müziğimi İslama bir davet müziği olarak algılamasınlar. Ben öyle düşünmüyorum ve bu konuya kesinlikle karşıyım. Sanat ve din ayrı mecralar. İkisi birbirine asla karışmamalı. Yaptığım iş benim için önemli olan değerleri dinleyicilerimle paylaşmak. Dünyada AİDS, türban, insan haklarıyla ilgili bir sürü problem var. Ben bunları şarkılarımda ele alırım ve yanlışları protesto ederım.
Bence Türkıye'de yaşanan İslam çok güzel. Ama burada birçok insan var ve karışık bir yer. Aslında bakarsanız tüm Müslümanların İslamiyeti Türkler gibi yaşamalarını isterim. Çünkü Türk Müslümanlar anlayışlı, gerçekçiler. Bu gurur verici. Yemen'den Fas'a kadar bir çok farklı ülkede sahneye çıktım. Ama İstanbul'da sahneye çıkmayı dört gözle bekliyordum. Türkiye'nin benim için çok özel bir yeri var. En çok hayranlarımın olduğu ülkelerden biri.
Evet çünkü bu ülke birçok kültürü bünyesinde barındırıyor. Mesela ben İngıltere'den geliyorum. Ama sırf namaz kıldığım, Müslüman olduğum ve Müslüman olmaktan gurur duyduğum ıçin bazı insanlar benim CD'lerimi almıyor. Sonuçta benim nasıl olduğum, neye inandığım değil önemli olan. Yurtdışında bile insanlar buna bakmazken Türkiye'de böyle birşeyle karşılaşmak beni şaşırttı.
Bakın herkesın dini algılayışı ve yorumlayışı birbirınden farklıdır. Dinde siyah ve beyaz diye keskin çizgiler yoktur bana göre. Arada pembeleri morları da bulundurur din. Önemli olan dinı farklı yorumlasak da birbirimize saygı duymamızdır. İslam'da sadece 'Benim İslam'ım doğrudur senin ki yanlıştır' diye birsey yok. Çin'de İslam Çinli'dir, İngiltere'de İslam İngiliz'dir, Türkiye'de de İslam Türk'tür. Algılayışlarımız farklı yani.. Ben bu işi yapıyorum ve benim İslam'ı algılayışıma göre içim rahat diyebilirim...






