Teravih namazı ve önemi

Prof. Dr. Ali Erbaş
00:0017/08/2010, Salı
G: 16/08/2010, Pazartesi
Yeni Şafak
Teravih namazı ve önemi
Teravih namazı ve önemi

Rahatlatmak, dinlendirmek anlamlarına gelen "tervîha" kelimesinin çoğulu olan teravih, Ramazan ayında yatsı namazı ile vitir namazı arasında kılınan sünnet-i müekkede bir namazdır. Sünnet-i müekkede Hz. Peygamber (sav)'in terk etmeksizin yaptığı amel demektir. Sünnet-i gayr-i müekkede ise bazen terk ettiği amellerdir (ikindi namazının sünneti ve yatsı namazının ilk sünneti gibi). Her dört rekâtın sonunda biraz dinlenerek kılınması müstehap olduğu için bu ismi almıştır.

Hz. Peygamber (sav) “kim inanarak ve sevabını Allah'tan bekleyerek Ramazan namazını (teravih) kılarsa, onun geçmiş günahları bağışlanır (Müslim, "Salatü'l-Müsafirin" ve "Kasruhâ", 174)” diyerek Müslümanları bu namaza teşvik etmiştir. Teravih namazını cemaatle kılmak sünnettir. Hz. Peygamber (sav) ilk zamanlar cemaatle kıldırmış, daha sonra farz zannedilir endişesiyle bundan vazgeçmiştir. Hz. Ömer zamanında yeniden cemaatle kılınmaya başlanmıştır (Buhari, Salatü't-Teravih", 1). Bu namaz 20 rekâttır. İki rekâtta bir selam verilip, dört rekatta bir dinlenilmesi müstehaptır. Yani dinlenirken tehlil, salât ü selam okunabilir.

Teravih namazı Ramazan ayının en önemli alamet-i farikalarından (ayırıcı özelliği) birisidir. Yani oruca başlamadan teravih kılınmakta ve Ramazan ayının gölgesini üzerimizde ilk olarak hissettirmektedir. Dünyanın her yerinde Müslümanların camilere koşmasına, Cuma ve bayram namazlarının dışında camilerin kalabalık cemaatle dolup taşmasına, muhteşem bir manevi atmosferin oluşmasına vesile olmaktadır.

Teravih namazı başta Mekke Medine olmak üzere dünyanın birçok İslam ülkesinde çoğunlukla hatimle ya da her rekâtta uzunca ayetler okunarak, ta'dil-i erkâna azami derecede uyarak kılınmaktadır. Ancak bizim ülkemizde eskiye göre nispeten düzelme olsa da teravih namazları çok hızlı kılınmaktadır. Ayetler sakin, hazin ve anlamları düşünülerek değil de kavga eder gibi (hâşâ) okunmaktadır. "Falan camide hızlı kıldırılıyormuş, filan camide yavaş kıldırılıyormuş" gibi dakikalarla hesaplar yapılan konuşmalar namazın ruhuna uygun bir anlayış değildir. Teravih namazında ta'dil-i erkâna riayet gereksizdir gibi bir anlayış üzerine oturtulmuş gibi bir manzara ortaya çıkmaktadır ki, bu oldukça yanlış bir tutumdur. Bazen yurtdışından gelen misafirlerimizle seçerek en yavaş kılındığını düşündüğümüz bir camiye gidiyoruz, misafirlerimiz şaşırıp kalıyorlar. Türkiye'de teravih namazı hep böyle mi kılınıyor diyorlar. Biz de izah etmeye çalışıyoruz, ancak mahcup da oluyoruz. Kur'an'ın 30 küsur ayetinde "İnsan acelecidir" ifadesiyle insanın aceleciliği eleştirilmektedir, ancak bu aceleciliği namazda dahi yapmak ne kötü bir anlayıştır. Hatimle kılınan yerlerin dışında en hızlı kılınan yerle en yavaş kılınan yer arasında en fazla 5-10 dakika arası fark vardır. Ancak bu kadarcık zaman farkı cemaat arasında oldukça sorun meydana getirmektedir.

Başta imamlarımız cemaatlerine namazda ta'dil-i erkân ve huşû meselelerini anlatmalı ve namazda huşu ile geçirilen dakikaların insanın ömründe geçirebileceği en hayırlı, en mukaddes anlar olduğu, bir daha bu fırsatı ele geçiremeyebileceği, kıldığımız her namazı son namazımızmış gibi kılmamız gerektiğini sık sık dile getirmelidir.