Yönetmen Reis Çelik, yeni projesi Kerbela Orkestrası için Asya Pasifik Ödülleri Proje Geliştirme Bölümü tarafından ödüle layık görüldü. Eğer yönetmen filmini çekebilirse, Kerbela Çölü'ndeki Berlin Orkestrası'nın hikayesini anlatacak. Savaşı ve barışı, doğu ve batıyı birlikte ele alacak.
En son Lal Gece filmiyle iyi bir başarı yakalayan Reis Çelik, yeni çekeceği filmi Kerbela Orkestrası'na Asya Pasifik Ödülleri proje geliştirme bölümünden ödüle layık görüldü. Henüz senaryo aşamasında olan filmlerin desteklendiği, Oscar'dan sonra dünyanın en seçkin sinema ödülleri olarak değerlendirilen Asya Pasifik Ödülleri'ne bu yıl dünyanın birçok ülkesinden 150 civarında proje başvurmuştu. Başvuruları değerlendiren Brisbane Marketing Economic Developmend Board jürisi, 4 projeyi ödüle layık gördü. 25 bin Avusturalya doları senaryo geliştirme desteği alan Kerbela Orkestrası, gerçek bir olaydan esinlenerek yazıldı. Filmde, Körfez Savaşı sırasında Amerikan işgali altındaki Irak'ta kara yoluyla Kerbela Çölü›nü geçmeye çalışan Berlin Senfoni Orkestrası'nın hikâyesi anlatılacak. Filmde bu gerçeğin yanı sıra tarihin unutulmaz yarası Kerbela da işlenecek. Bu tarz filmleri ortak yapımcı olmadan çekmek mümkün olmadığı için, Çelik, Türkiye, Almanya ve ABD ortak yapımı olarak çekecek filmini.
Çelik, geçen yıl da Lal Gece filmi ile Asya Pasifik Ödüllerinden En İyi Senaryo'yu almıştı. Yeni filminin heyecanını yaşayan yönetmen Reis Çelik 'Senaryo geliştirme desteğine baş vurabilmeniz için akademi üyesi olmanız gerekiyor. Dışardan başvuru şansı yok. Ben de geçen yıl En İyi Senaryo ödülünü almış bir üye olarak başvurdum ve desteklenen 4 projeden biri olarak seçildim' diyor. Filmin ismi bile, izleyiciyi meraklandıracak cinsten. Çatışmalı bölgelerde gazeteci olarak bulunan Çelik, bu hikayeyi küçük bir notundan yola çıkarak geliştirdiğini söylüyor: 'Aslında bu proje 1990'ların başında küçük bir öykü olarak notunu aldığım bir çalışmaydı. Ortadoğu'nun en çatışmalı bölgelerinde bulunurken,7 yıl süren Iran-Irak savaşı için gidip gelmelerimde böyle bir proje düşünmüştüm. Sonra Amerika'nın Körfez Savaşı ve Irak'ı işgali bende Kerbela Orkestrası'nı iyice pekiştirdi.'
Berlin Senfoni Orkestrası, Kerbela Çölü'nü geçmeye çalışırken birçok olay yaşıyorlar. Sorunlu bölgeler, patlayan mayınlar. Bu yüzden yönetmen, 'Bu projede savaşı ve barışı anlatacağım. Hem bugününü hem Kerbela Vaka'sı zamanını' diyor. Kerbela, acısı bugün halen hissedilen elim bir olay. Eğer filmde iyi bir şekilde aktarılırsa, bu kadar detaylı olarak Türkiye'de ilk kez işlenmiş olacak. Çelik de önemli bir işin altına elini koyduğunu kabul ediyor: 'Kerbela olayı kadar yeryüzünde ızdırabı bu kadar sıcak kalan başka bir dram yok gibidir. Hz. Muhammet'in ve Hz. Ali'nin bütün soyu yok ediliyor. Daha önemlisi İslamiyet'in doğuşunda iktidarlarını kaybeden zenginlik ve zalimlik, iktidarı yeniden ele alıyor ve bu güne değin devam ediyor. Ortadoğu hala bunun sonuçlarını yaşıyor. Sosyolojik olarak incelediğinizde en önemli yanı da budur. Yani iktidarın el değiştirmesi, bunu Amerika'nın işbirlikçileri ve Irak'ı işgali ile paralel bir gönderme ile anlatmaya çalışacağız.'
Coğrafya Ortadoğu, yaşanan bir acı ve senfoni orkestrası işin içerisine girince güçlü müzikler de kaçınılmaz oluyor. Filmin temelinde çok güçlü bir müzik olacağını belirten yönetmen, Doğu ve Batı müziklerinin bir arada kullanılacağını da belirtiyor. Filmin 10 milyon doları aşan bir bütçesi var. Senaryonun beyaz perdeye gelmesi için şu anda Almanya'da ortaklık görüşmeleri sürüyor. Amerikan film yapımcıları ile de ortak yapımcılık konusunda fikir alış verişi yapılyor. Film için, Kültür Bakanlığı'nın destekleme programına da başvurduklarını söyleyen Çelik 'Kendi ülkemizden bir desteğin olması çok önemli. Eğer ülkeden desteğiniz yoksa başka fonlara gittiğinizde sorun oluyor' şeklinde konuşuyor.
Kültür Bakanlığı'nın ayırdığı fonun önemli olduğu ama daha da artırılması gerektiğini söyleyen yönetmen Çelik, 'Bu fon sinema biletlerinden kesilen rüsumlarla oluşan fondur. Bu da çok küçük ve yetersiz kalıyor. Bakanlık kendi bütçesinden de katkı yaparak bu fonu büyütmelidir. Sinema Genel Müdürlüğü'nün verdiği destekle film üretiminde yüzde 150 artış olmuştur. Bunu daha da büyüterek sürdürmemiz gerekiyor. Çünkü Türkiye'yi dünyaya taşıyacak ve anlatacak olan en önemli araç sinemadır. Bunun çok iyi farkına varmamız gerek' diye de belirtiyor.






