Geçen perşembe gününden bu yana, ülkemizde -bilinenin aksine- ne kadar çok sayıda 'sinema uleması' olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Ağzı olan herkes konuşuyor ki bu konuşmaların büyük bir bölümü 'zehir' kıvamında... Beyazperdede izledikleri en son film Raj Kapoor'un 'Avare'si olanlar bile 'Fetih-1453'ü yerden yere vurma derdinde... Elbette ki sinema hakkındaki estetik beğenisi de teknik bilgisi de 'derme çatma İslâmcı televizyon kanalı draması' kıvamında olanların 'Sağlam laf sokayım ki fark yaratmış olayım' tarzındaki bu eleştirilerini ciddiye almaya imkân da yok ihtiyaç da... Yapımcı-yönetmen Faruk Aksoy, olağanüstü bir bütçe ve emeğin ürünü 'Fetih-1453' filmiyle, çok büyük bir sorumluluğun altından genel toplamda gayet net bir başarıyla kalkmıştır. Kendisini ortaya koyduğu bu eser için gönülden kutluyor ve bizim mahallenin zor beğenen ulemasına da çağrıda bulunuyorum: 'Haydi, son yıllarda paralarını koyacak yer bulamayan İslâmî sermaye çevrelerinden bir 15-20 milyon dolar da siz bulun ve bundan çok daha iyisini, daha 'İslâmî"sini çekin! Dînî ve millî duyarlılıkları yüksek bütün sinemacıların aç bilaç, perişan ve sahipsiz oldukları bir dönemde alternatiflerinizi merakla bekliyoruz!
Açık söyleyeyim, sizinle aynı filmi izlediğimden bile kuşkuluyum. Eğer ki birebir aynı filmi izlemişsek, o durumda da aynı dînî öğretiyi paylaştığımızdan kuşkuluyum!
İnsanlar birbirlerini severler kardeşim, hem de delicesine severler! Allah, aşkı da, seksi de nesillerin devamı için yaratmıştır, her ikisi de şeriat dairesi içinde yaşandığında haktır, hayata güzellik katan ilâhî armağanlardır.
Bir kere, sözü edilen sahne, benim hayatım boyunca izlediğim ahlâkî açıdan en masum, en temiz, en tutarlı sinematografik aşk anlarından biriydi. Hiçbir biçimsel çirkinlik içermediği gibi, bu iki karakter arasındaki duygusal yakınlaşma fıtraten olması gereken noktaya gitti ve öyle de bağlandı. Ki sevdiğinle elele tutuşmak, günü geldiğinde de onu öpmek son derece insânî bir reflekstir.
- Bazı yan oyuncuların performansları ve aksanlarının bu boyutta bir gösteriyi taşıyamayacak kadar derme çatma olması















