Yazarlar Güney Kore modelinden sürdürülebilir kalkınmaya (1)

Güney Kore modelinden sürdürülebilir kalkınmaya (1)

Ahmet Ulusoy
Ahmet Ulusoy Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Bugün biraz gündem dışına çıkıp bir zamanlar bizimle aynı, hatta daha düşük refah düzeyine sahip bir ülkenin (Güney Kore), biz orta gelir tuzağında bocalarken, nasıl yüksek gelirli bir ülke konumuna geldiğini irdelemek istedim.

Konunun bir gazete yazısının çok ötesinde bir araştırma-analiz gerektirdiğini (konuyla ilgili çok çalışma var) takdir edersiniz. Bununla beraber, Türkiye ekonomisinin kalkınma hamlesini tamamlaması, bir türlü uzun döneme yayamadığı ekonomik büyümeyi sürdürebilir hale getirebilmesi için neler yapılması gerektiğini (çok özet ve yüzeysel de olsa) Güney Kore modelinden hareketle tekrar gündeme taşımanın yararlı olacağını düşündüm.

**

Güney Kore’nin 2020 itibariyle nüfusu 51 milyon. Başkent Seul dünyanın en kalabalık 13. şehri ve şehir merkezinin nüfusu 10 milyonun üstünde.

35 yıl süren Japonya istilasını atlatan Kore, ardından Kuzey ve Güney Kore olarak ikiye bölündü. Kuzey Kore’nin Güney Kore’ye saldırması üzerine 5 Haziran 1950 tarihinde başlayan savaş Güney Kore için işleri daha da kötüleştirdi.

Dönemin Türk hükümeti BM’nin Güney Kore’ye yardım çağrısına olumlu cevap vermiş ve Türkiye, Kore Savaşı için asker göndermiştir. Türk askeri ilk kez kendi ülkesi dışında başka topraklarda savaşmıştır.

Kore Savaşı 27 Temmuz 1953’te Panmunjom Ateşkes Antlaşması imzalanarak sona ermiştir. Bu savaş bittiğinde Güney Kore dünyanın en az gelişmiş ülkeleri arasında yer almıştır.

Bununla beraber, soğuk savaş nedeniyle ABD tarafından stratejik bir müttefik olarak yüksek meblağlarda hibelerle desteklenmiştir. Şöyle ki, G. Kore’nin 1945-1961 yılları arasında aldığı hibeler, Dünya Bankası’nın yeni bağımsız gelişmekte olan ülkelere verdiği toplam krediden fazladır (3.1 milyar dolar).

**

Savaşın ardından hızla yaralarını saran Güney Kore’nin 1980 yılında GSYH’sı 65 milyar dolar, kiwi başına geliri 1.711 dolar ve işsizlik oranı % 5,2’dir.

Aynı tarihlerde Türkiye’nin GSYH’sı 97 milyar dolar, kişi başına geliri 2.269 dolar ve işsizlik oranı %7,2’dir.

2018 yılı verilerine bakıldığında ise G. Kore’nin GSYH’sı 1,619 trilyon dolar, kişi başına geliri 30 bin doların üzerinde ve işsizlik oranı %3,8 iken Türkiye’de 2018 yılında GSYH 771 milyar dolar, kişi başına gelir 9.632 dolar ve işsizlik oranı %13,8’dir.

Güney Kore ekonomisi, nominal olarak dünyanın 11., Asya’nın 4. büyük ekonomisidir. Güney Kore fakir ve gelişmekte olan bir ülke iken, büyük ekonomik kalkınma hamlesi ile gelişmiş, yüksek gelirli bir ülke haline gelmiştir. Güney Kore kendisi ile aynı ekonomik gelişmeyi sağlamış olan Tayvan, Singapur ve Hong Kong ile birlikte Asya Kaplanları olarak anılmaktadır.

**

G.Kore’de uygulanan beş yıllık kalkınma planları önceleri yoksullukla mücadeleyi, sonrasında teknoloji ve inovasyonu hedef almış ve kalkınma planlarında istenilen hedeflere ulaşılmıştır (Türkiye’de bugün çok önemli tecrübe birikimi olan DPT kapatılmış, kalkınma planları sembolik metinler haline getirilmiş).

Günümüzde Güney Kore otomotiv, yüksek teknoloji, otomotiv parçaları, cep telefonu üretimi sektöründe dünya çapında (marka) şirketlere sahip (1980’lerin başında Dünya Bankası G. Kore’nin bitmiş araç üretimini durdurmasını ve yedek parça üretimine odaklanıp ihraç etmesini önermiş, Kore yapımı arabaların alıcı bulamayacağını açıklamış. 1980’li yılların ortalarında kamu tarafından desteklenen özel sermaye şirketi Hyundai otomobillerini ABD’ye ihraç etmeyi ve önemli pazar payı kazanmayı başardı. Bu nedenle, geç de kalınsa, Türkiye’nin Dünya Bankası ve IMF reçetelerinin dışına çıkıp yerli otomobil üretme hamlesinin yerinde bir adım olduğunu söylemeliyiz).

Yazının ana hedefi olan G. Kore dönüşümü nasıl sağladığının ipuçlarını vermeye sonraki yazıda devam edelim.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.