
Önceki yazımızda Çaykur Genel Müdürünün ‘çayda kimyasal gübre kullanımıyla bölgedeki kanser vakaları artışı arasında ilişki olduğu’ mealindeki açıklamalarından hareketle bir yazı kaleme almıştık. Bugün kaldığımız yerden devam ediyoruz.
**
Şimdi tekrar kimyasal gübre meselesine değinelim.
Verim (üretim) artışı için yıllık olarak çayda (100 bin ton), fındıkta (200 bin ton) ve diğer tarımsal ürünlerde kimyasal gübre kullanılmaktadır.
2016 rakamlarıyla Türkiye’de toplam 5.9 milyon ton kimyasal gübre kullanılmış. Yani, çayda kullanılan gübre Türkiye toplamının yaklaşık yüzde 1.7’si.
Yani, sorun (kimyasal gübre kullanımı sorunsa) sadece çayın ya da Çaykur’un değil, ülkenin genel sorunudur.
Gübrenin yanlış kullanımından dolayı; çevre kirliliği, ağır metal ve tuzluluk artışından kaynaklanan toprak zehirlenmesi, katılaşması, topraktaki mikroorganizmal dengenin bozulması, mikro-makro faunanın zarar görmesi ve insan sağlığını etkileyen sorunlar karşımıza çıkıyor.
**
Eski tarım bakanı 2018 yılında çayda tamamen organik gübre kullanımına geçileceğini söylemişti. Yeni tarım bakanı bu sürecin 3 yıl ertelendiğini söylüyor.
Çaykur genel müdürü bu karar sonrası veryansın ediyor ve kimyasal gübre lobileri devreye girdi diyor. Tarım bakanı bu ithama henüz karşılık vermedi.
Bildiğim, kamuoyunun 2018 yılında başlanılacağı söylenilen organik çay üretiminin neden ertelendiği sorusuna cevap beklediğidir.
**
Gelelim konunun diğer (ekonomik/üreticiyi ilgilendiren) yönüne.
Çaykur yönetimi çay üreticilerini henüz organik tarıma hazırlamamış (üreticilerin böyle bir gündemi olmadığını biliyorum).
Şu anda Çaykur 3 bin 600 dekar alandan 350 ton organik kuru çay üretmektedir. Bu rakam normal üretimdeki verimin yüzde 40-50 azalması demektir.
Organik gübre kullanımı sonrasında üretimdeki verim (dolayısıyla gelir) kaybını telafi edecek bir yasal altyapı hazır değil.
Çiftçiler organik tarım uygulamalarında eğitilmemiş ve organik gübre fiyatı, nerden alınacağı ve nasıl kullanılacağı noktasında birçok belirsizlik var.
**
Çay üreticileri henüz toprak analizleri yaptırmamış, topraklarının ihtiyaç duyduğu gübre yapısı belirlenmemiştir.
Toprak analizi yapılmadan verilen kimyasal gübreler sorunun kaynağı olmuş, toprakta nitrat, arsenik ve krom gibi ağır metallerin birikimine sebep olunmuştur. Bu yapı bitki verimini düşürmüştür.
2004 yılında iyi tarım yönetmeliği çıkarılmış, toprak analizi yapılmadan ve reçeteye dayalı gübre kullanımı şartı getirilmiş.
Yönetmelik kağıt üzerinde kalmış, uygulamaya geçirilememiştir.
Bugün sadece tarımsal alanların % 4’ü toprak analizi yaptırmış görülüyor.
Çaykur da bu konuda üzerine düşeni yapmamıştır.
**
Bir de, doğru gübreleme için çay bitkisinin dibine gübreyi koymak gerekir.
Çay bitkisini görenler bunun ne kadar zor olduğunu bilir. Bu nedenle büyük ölçüde üstten atmayla gübreleme yapılır ve yağan yağmurlar bu gübreyi alıp götürür. Çay bitkisine faydası olmadığı gibi, akarsular ve su yatakları kirlenir.
Yani kimyasal gübreye verilen para büyük ölçüde boşa gitmektedir.
Çaykur yönetimi bu yanlış yapıyı yıllardır denetleyememekte ve yönetememektedir.
**
Çayda sorunlar birikmiş ve Çaykur’un üreticiyi iyi tarım konusunda bilinçlendirmesi yetersiz kalmıştır.
1984 yılından bu yana 4 maddelik çay yasası bile değiştirilememiştir.
Türkiye’de 2002 yılından bu yana yasası çıkartılmayan, yenilenmeyen ve rehabilite edilmeyen çok az alandan biri çay sektörüdür.
Bir ara ciddi çalışmalar yapılmış ve kapsamlı bir çay yasası hazırlanmıştır.
Rize siyaseti, bürokrasisi ve sivil toplumu aynı paydada buluşamadığından çay yasası çıkartılamamıştır.
**
Sonuç olarak; Çaykur Gn. Müdürünün çıkışının içeriği kısmen doğru olsa da yöntemi yanlıştır.
Sadece çay tarımı değil, bütün tarımsal ürünler için kimyasal gübre kullanımı azaltılmalı, bir düzenlemeye tabi tutulmalı, yerine evsel atıkların değerlendirildiği komposit ve organik gübre ikame edilmelidir.
Bu sayede hem ürün kalitesi ve toprak verimi artar, hem de finansal maliyetler düşer (gübre israfı azalır) ve daha sağlıklı ürünler üretilebilir.
“Bütün üretim insan refahı içinse, insan sağlığının ötesinde hiçbir amacın önceliği yoktur” ibaresiyle bitirelim.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.