O"na yağmurlu havada su bile yok...

00:006/02/2011, Pazar
G: 4/09/2019, Çarşamba
Ali Murat Güven

Aşağıdaki cümleler,Yeni Şafak''ta26 Aralık 2010 Pazargünü yayımladığım“Türk film eleştirmenliğinin köhnemiş dili ve tavrını fena hâlde deşifre eden film”başlıklı köşe yazımın final paragrafından aynen alıntılanmıştır:(…)“Sözlerimizi noktalarken, ''New York''ta Beş Minare''nin çağdaş Türk sinemasına getirdiği teknik-estetik yenilikleri ve diğer olumlu yönlerini bu konuda ahkâm kesen herkesten önce görmüş, anılan filmi gösterime sunulduğu ilk günden itibaren kararlılıkla savunmuş bir ''sinema kültürü''

Aşağıdaki cümleler,
Yeni Şafak
''ta
26 Aralık 2010 Pazar
günü yayımladığım
başlıklı köşe yazımın final paragrafından aynen alıntılanmıştır:
(…)
“Sözlerimizi noktalarken, ''New York''ta Beş Minare''nin çağdaş Türk sinemasına getirdiği teknik-estetik yenilikleri ve diğer olumlu yönlerini bu konuda ahkâm kesen herkesten önce görmüş, anılan filmi gösterime sunulduğu ilk günden itibaren kararlılıkla savunmuş bir ''sinema kültürü'' sayfası olarak, Mahsun Kırmızıgül''ün üçüncü yönetmenlik denemesiyle de -görüntü yönetiminden müziğe kadar- irili ufaklı hiç bir dalda SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) ödülü alamayacağını, henüz bu ödüller dağıtılmadan haftalar önce aynı kesinlikte ifade ederek tarihe bir kayıt daha düşmüş olalım.
Çünkü, ''kırmızı ceketli türkücü''nün, jakobenist dayatmaları vazgeçilmez bir hayat felsefesine dönüştürmüş durumdaki (içi, en hızlı İslâmcısından en hızlı sosyalistine kadar her renkten kalem erbabıyla tıklım tıkaş dolu) kalabalık bir mürekkep yalamışlar ordusu tarafından asla arzu edilmeyen şok edici yükselişi ve elde ettiği bu son -can acıtıcı- başarı, ona ölümüne karşı duran cephede safların daha da sıklaştırılmasına yol açacaktır.”
* * *
Sinema Yazarları Derneği
yönetimi, bu yıl
43
''üncü kez dağıtılacak olan ödüllerine aday gösterdiği sanatçıları ve yapıtları,
27 Ocak Perşembe
günü
İstanbul-Maçka Cinebonus G-Mall Sineması
''nda düzenlenen bir basın toplantısıyla kamuoyuna açıkladı.
“En İyi Film”
den
“En İyi Sanat Yönetimi”
ne uzanan
11
kategoride dağıtılacak olan ödüllerin adaylık değerlendirmesine,
2010
yılında gösterime giren
65
Türk filminden yalnızca
15
''i dahil edildi ve bunlar arasında da hiç bir kategoride
“New York''ta Beş Minare”
bulunmuyor.
Mahsun Kırmızıgül
''ün yazıp yönettiği film,
Türk sinemasında şimdiye kadar üretilen en yüksek bütçeli yapım
unvanına sahip oluşunun yanı sıra, toplam
3,5 milyon
biletli izleyiciyle de
geçen yılın en çok izlenen sinema gösterisi
olmuştu.
SİYAD
jürisi ise kazananlarını
24 Şubat
''taki ödül töreninde açıklayacağı bu
11
kategorinin pek çoğunda, toplam izlenme rakamları
71 bin 141
kişi olan üç filmi
(“Kosmos”: 15 bin 897 kişi / “Çoğunluk”: 23 bin 334 kişi / “Bal”: 31 bin 910 kişi)
aday gösterdi.
Dikkat ediniz, yukarıda mâlûm filmin
SİYAD
''dan mucizevî bir ödül kazanmasından falan değil, yalnızca
11
kategorideki
5
''erli adaylık listelerden
herhangi birinde
-en azından hakkaniyet adına simgesel olarak- yer almasından söz ediyorum sizlere... Sözgelimi, Türkiye''nin en değerli aktörlerinden
Halûk Bilginer
''in o hikâyede harika bir performansla canlandırdığı
Hacı Gümüş
karakteri vesilesiyle
“En İyi Erkek Oyuncu”
kategorisinde aday gösterilmesi gibi…
SİYAD
''ın aday listesine baktığımızda ise bu kategorideki
“aşkın oyunculuklar”
sıralamasında
Tansu Biçer
(Beş Şehir),
Reha Özcan
(Bahtı Kara),
Sermet Yeşil
(Kosmos),
Bartu Küçükçağlayan
(Çoğunluk) ve
Güven Kıraç
''ın (Kavşak) yer aldığını görüyoruz.
* * *

Üstüste bir çok kez haklı çıkıp durmak, sinema yazarlığı mesleğine yeni başlamış hırslı bir yeniyetme için son derece heyecan verici, kişisel motivasyonu artırıcı bir başarı sayılabilir. Fakat, benim gibi, bu mesleği artık yalnızca demode ahlâkî idealleri ve sadık takipçilerinin hatırına yürüten biri için giderek can sıkıcı, dahası fena hâlde yürek sızlatıcı bir deneyime dönüşüyor böylesi kötücül öngörülerimin sürekli doğrulanması…

Keşke ülkemin entelejansiya takımı kendi insanına fırsat tanımada bu kadar
“köşeli”
, bu kadar
“tutucu”
olmasaydı da tahminlerinde sürekli yanılan taraf ben olsaydım.

Keşke…

Fakat, burası
Türkiye
… Son
150
yıldır kudretli bir azınlığın irili ufaklı her köşe başını ele geçirdiği bu topraklarda, sistem üzerindeki etkisi sıfıra yakın bir çoğunluğun kurduğu bütün hayâller ve geleceğe dair beslediği umutlar itinayla boğazlanır!
(43''üncü SİYAD Ödülleri''nin eksiksiz bir aday listesini internet sitemizin sinema haberleri bölümünde bulabilirsiniz.)