Hakka yürüyen bir yürüyüş sevdalısı

00:0023/06/2007, Cumartesi
G: 29/08/2019, Perşembe
Dücane Cündioğlu

Bir deyiş vardır: “Önce yoldaş, sonra yol!” (er-refik, sümme''t-tarik!) Yolcu olmadıkça, yoldaş bulunmadıkça bizâtihi yolun ne değeri var?Yollar yürünmek için.Oysa çok uzun zaman önce yeryüzünde hiç yol yoktu.Çünkü bir zamanlar yeryüzünde hiç yolcu yoktu.Şimdi nice yol var; bulmak ve kat''etmek zorunda olduğumuz nice yol... çokluk bizi bizden alan, almakla kalmayıp bizi bizden götüren, nadiren de bizi bize getiren nice yol...Yormamız, yorulmamız da bundan.Adımlarımızı ileriye atıyoruz. Yürüyoruz.

Bir deyiş vardır: “Önce yoldaş, sonra yol!” (er-refik, sümme''t-tarik!) Yolcu olmadıkça, yoldaş bulunmadıkça bizâtihi yolun ne değeri var?

Yollar yürünmek için.

Oysa çok uzun zaman önce yeryüzünde hiç yol yoktu.

Çünkü bir zamanlar yeryüzünde hiç yolcu yoktu.

Şimdi nice yol var; bulmak ve kat''etmek zorunda olduğumuz nice yol... çokluk bizi bizden alan, almakla kalmayıp bizi bizden götüren, nadiren de bizi bize getiren nice yol...

Yormamız, yorulmamız da bundan.

Adımlarımızı ileriye atıyoruz. Yürüyoruz. Yürüdükçe yoruluyoruz, sınırlarımızı zorluyor, ileriye, daha ileriye, bilmediğimiz, görmediğimiz bir ''ileri''ye gitmek için çabalıyor ve yolun sonuna bile gelmeyi başaramadan yorgun düşüyoruz.

Yormak ve yorulmak yorımak''tan, yörimek''ten, yürümek''ten geliyor. Yorulmak, kişinin yürüye yürüye gücünün, yürüme gücünün, hareket kabiliyetinin kalmaması, kısacası yorgun düşmesi demek.

Yürümek, hareketin bir türü: adım adım ilerlemek.

''“Akıl yürüttüğümüz”, “aklı yürüttüğümüz” takdirde, hayra da, şerre de yormuş olsak yorulan, yorgun düşen yine aklımız oluyor.

Öfkeyle ''seyr'' edip yürüttüğümüzdeyse sadece bizi yürüten değil, bizimle birlikte yürüyen yüreğimiz de yoruluyor, yürümesi yavaşlıyor, gücü azalıyor, yürüyemez hâle geliyor. Ölüyor.

Yürek de yürümek''ten türemiyor mu zaten? Sınırlarına kadar zorlandığında, yürüye yürüye yürüyemez hâle gelen, nefesi kesilen ve yorulan en nihayet yüreğimiz değil mi?

Yol bulunca, yolu bulunca yüreksizce davranamaz, aslâ yürümekten, harekete geçmekten, “yürek tüketmek”ten kaçınamayız. Çaresiziz, yürüyorsak yorulacağız demektir.

Bazen de çenemizi yoruyor; akıl, kendi başına yürümekten yorulunca kendisine yoldaş olarak dili seçiyor, hatta görevini tereddütsüzce dile emanet ediyor.

Ne garip değil mi, yürümenin bir anlamı da ''ölmek''. Türkçe''de kişi vefat edince, “Hakka yürüdü” deriz.

...

Tam da bu satırları yazarken telefonuma düşen bir mesajdan, aziz dost Nusret Özcan''ın Hakk''a yürüdüğünü, yürümek ne kelime, Refik-i A''la''nın (En Yüce Yoldaş''ın) yanına koştuğunu öğrendim. Cilve-i ilâhî işte! Refik-i A''la''nın cilvesi.

Kendini bildi bileli yürüyen, yürümeyi seven bir yürüme sevdalısıydı Nusret. Sokakların aşığı idi; sokakların, İstanbul sokaklarının aşığı... Nitekim aşkını “Sokak Sesleri” adlı kitabıyla da dile getirmişti.

Bakınız dört yıl önce ne demiş bu İstanbul çelebisi:

- “İstanbul, tarifi kolay kolay yapılamayacak bir şehir. Efsunlu, hırçın, cazibeli, netameli, belalı, cezbedici... Bu sıfatları daha da çoğaltabilirsiniz.. Diğer şehirlerde olmayan birçok şey var onda... Hadis-i Şerif''e mazhar oluşuna bağlıyorum ben bunu. Payitaht oluşuna... Osmanlı''nın en büyük mührü oluşuna ve tabii konumuna... Boğazı, Haliç''i, tarihi ve arı oğulu gibi sürekli hareketli oluşuna... İstanbul''un düzensiz oluşundan bahsedenler bence haksızlık ediyor... Zira o keşmekeş ve karmaşa gibi görünen şey hareketin, dinamizmin olduğunu gösteriyor. Ayrıca düzenlilik her zaman iyi bir şey mi ki? Ramazan her sene aynı günlere gelmiyor, vakit namazları, hac aynı zamanda eda edilmiyor. Düzenlilik gerektiğinde iyidir. Siz tahini önce, pekmezi sonra yerseniz tahinli pekmez yemiş olmazsınız. İkisinin birarada oluşturduğu lezzet, kıvamınca birbiriyle karışmasıyla ortaya çıkıyor.”

Evet, Nusret''imiz çok genç denebilecek bir yaşta, mübarek bir gün, Cuma günü Hakka yürüdü; İstanbul''da, İstanbul''dan, İstanbul diye diye yürüdü.

Siz bu yazıyı okurken, İstanbul, bu sadık evladını, bu kadîm İstanbul çelebisini şefkatle bağrına basıyor olacak.

Diyecek söz bulamıyorum.

Cenab-ı Hakk gani gani rahmet eylesin!

Hüve''l-Bâki!