
Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin 3’üncü reaktörünün temel atma töreninde kafamıza konfetiler düşerken, sosyal medyaya yine bilindik ‘Ne gerek vardı’ paylaşımları düşmeye başladı. Santralin, tek başına Ankara ve İzmir’in elektrik ihtiyacını karşılayacak kapasitede olmasını küçümseyenler de oldu. Ankara ile İzmir demek tüm Türkiye’nin tükettiği elektriğin yüzde 10’u oysa. Avrupa’da nükleer reaktör işleten devletlerin başını Fransa çekiyor. 56 reaktöre sahipler, yenilerini de inşa ediyorlar. Fransa, kullanılan elektriğin yüzde 70’ini nükleer santrallerden karşılıyor. Öyle ki; Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan Loire Nehri üzerine dahi 14 adet nükleer güç santrali kurmuşlar. Fransa, ilk reaktörü 1959’da yapmış. Akkuyu’yu küçümseyenler 60 yıllık açığı hesaba katmalı. Şu soruyu da mutlaka sormalıyız: İkinci Dünya Savaşı’nda çöken, istila edilen Fransa, buhrandan 10 yıl sonra bugünlerin enerji yatırımını yaparken Türkiye nasıl bu kadar geride kaldı? Yanıtını bulmak zor değil. Bugün evet kabuğunu kıran bir Türkiye var. Fakat 60 yıl geriye gittiğimizde, ayağa kalkmaya başlayan Türkiye’nin siyasi ve sosyolojik enerjisinin nasıl tüketildiğini görüyoruz. Fransa’nın ilk nükleer santralini kurduğu yıllarda Türkiye’de 27 Mayıs darbesi gerçekleşiyordu. O gün darbeye alkış tutan CHP, şimdi Akkuyu Nükleer Güç Santrali için ‘Ne gerek vardı’ açıklaması yapıyor. Enerjisini darbelerden alanlar kendilerini hemen her büyük yatırımda böyle belli ediyor işte.
Enerji Bakanı Fatih Dönmez davet etti bizleri Akkuyu’ya. Gazetecilik açısından kıymetli, tarihi ve göğüs kabartan anlara şahitlik ettik. Akkuyu’ya giderken sahilden açığa doğru bakınca Yavuz sondaj gemisini gördük. Akdeniz’e vurulmuş mühür gibiydi. İkmal için demirlemiş. Kısa süre sonra Kıbrıs açıklarındaki çalışmalarına devam edecekmiş. Sahil yolunda kenara çekilen araçlardan inen vatandaşların Yavuz’u arkalarına alarak fotoğraf çektiğine de şahitlik ettik. İkmal için demirlemiş gemisiyle gururlanan, heyecanını dışa vuran milletin portresi gibiydi.
Akkuyu’daki tesis, uçsuz bucaksız bir şantiye. En yoğun döneminde 16 bin işçinin aynı anda çalıştığı inşaat sahasına girerken Yeni Şafak’ın YouTube kanalı için vlog çekme niyetim vardı. Pek mümkün olmadı. Gözlemlerimi aktarabilirim ama. Kafalarda baretler, fosforlu yelekler, ağızlarda maskeler olsa da alandakilerin mutluluğu gözlerden okunuyordu. Emekçilerimiz ile konuştum. ‘Ülkemiz için taş üstüne taş koyuyoruz. Bundan büyük gurur yok benim için’ dedi bir abimiz. Aynı heyecan Enerji Bakanı Dönmez’de de vardı. Sahnede de belli etti. Danışmanlarına sordum ‘Çok sakindir ama yeni bir proje mevzu bahis olunca çok heyecanlanıyor. İçi içine sığmıyor ve bunu da belli ediyor’ yanıtını aldım. Bu heyecanı aklıma Fatih sondaj gemisinde doğalgaz müjdesi açıklanma anını getirdi. Ülkelerin gaz arama denemelerini aktardığı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisine, “Bizim o kadar vaktimiz yok, elini çabuk tut Fatih” dediğini aktarmıştı. Akkuyu’da böyle bir diyalog olmadı. Lakin ilk elektriğin 2023’te üretilmesinden Erdoğan da Bakanı Dönmez de çok eminlerdi.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.