Kininiz ve öfkeniz ne düzeyde?

04:0119/11/2023, dimanche
G: 19/11/2023, dimanche
Ersin Çelik

Havadan bombardımanla yerle bir edilmiş Gazze’ye giren ve binlerce çocuğun can verdiği yıkıntılar arasında çılgınlar gibi parti yapan İsrail askerlerini izlerken şuna kanaat getirdim: Vicdanlı insanlar olarak, İsrail’den ve yanında hizalanmış Batılı devletlerden merhamet bekleyerek bir kez daha büyük bir yanılgıya düşüyoruz. Şahit olduğumuz vahşet karşısında vicdanımızı aşamadığımız için de İsrail’den insanlık zerresi umut ediyoruz. Peki ama neden? İsrail’i inşa eden siyonist düşüncenin böyle bir

Havadan bombardımanla yerle bir edilmiş Gazze’ye giren ve
binlerce çocuğun
can verdiği yıkıntılar arasında çılgınlar gibi parti yapan İsrail askerlerini izlerken şuna kanaat getirdim: Vicdanlı insanlar olarak,
İsrail’den ve yanında hizalanmış Batılı devletlerden
merhamet bekleyerek bir kez daha büyük bir yanılgıya düşüyoruz. Şahit olduğumuz
vahşet
karşısında vicdanımızı aşamadığımız için de İsrail’den
insanlık zerresi
umut ediyoruz.
Peki ama neden? İsrail’i inşa eden
siyonist düşüncenin
böyle bir vaadi yok üstelik. Ama biz yine de çocukluğumuzdan beri
dilimize yapışan
“bütün dünya birlik olsa, kardeş olsa, insanlar el ele tutuşsa, hayat bayram olsa” şarkısındaki gibi bir yaşam arzuluyoruz. Mümkün mü peki? Artık kabul edelim,
asla değil!
Sadece son yüz yıla bir bakalım. Milyonlarca insanın öldüğü, ülkelerin işgal edilip sınırların, sistemlerin değiştiği Birinci ve İkinci dünya savaşlarını
biz çıkarmadık
. Avrupa’nın kabul etmeyerek
Nazilerin kucağına ittiği
Yahudileri gaz odalarında vahşice biz öldürmedik. Hiroşima ve Nagazaki’ye nükleer bombaları da biz atmadık. Dresden şehrini bir alev topuna yine biz çevirmedik. Vietnam’da 2 milyon sivili canice biz yok etmedik.
Tüm Afrika’yı
iliklerine kadar biz sömürmedik. Kıbrıs Türkleri ve Karabağ halkının çığlıkları kulaklarımızda yankılanırken, Srebrenitsa’daki Boşnak soykırımı bizim gözetimimizde yapılmadı değil mi? Irak’ı yalanlarla,
kumpaslarla
biz işgal etmedik. Afganistan halkını, onursuz bir yaşama biz mahkûm etmedik.
O halde… Faillerini bildiğimiz ve
ellerinden akan kanı
gördüğümüz halde Amerika’dan, İsrail’den, İngiltere, Fransa ve Almanya’dan neden hâlâ insanî ve medenî bir davranış bekliyoruz?
Belli ki izlediğimiz
Holokost
temalı filmlerin etkisindeyiz. “Soykırıma uğrayan, türlü vahşetlere tanıklık eden Yahudilerin birinci kuşak torunları olan bu askerler, şimdi daha ağırlarını Filistinlilere nasıl yaparlar?” diyoruz hâlâ. “Piyano”, “Sobibor’dan Kaçış”, “Schindler’in Listesi” ve türevi Holokost filmlerini izlerken de benzer tepkileri vermiştik değil mi?
Çünkü sinema endüstrisini elinde bulunduran Amerika ve İsrail tüm dünyayı
‘Holokost Endüstrisi’
esaretinin altına almayı başardı.
‘Holokost Endüstrisi’ kavramını literatüre katan, bu isimle kitap yazan ve kendi ailesi de Naziler tarafından katledilmiş bir Yahudi olan ünlü siyaset bilimci Normon Finkelstein’a kulak vermeliyiz: “Holokost, İsrail’e karşı getirilen tüm
eleştirileri bastırmak için
kullanılmaya başlandı. Mesela İsrail’in Filistin’e karşı işlediği insan hakları suçlarından bahsediyorsunuz ve size karşı cevap olarak Holokostu kullanıyorlar.”
Amerika ve Avrupa’da 60 yaş üstü insanların
Siyonizm’in uşaklığını yaparcasına
Gazze soykırımını desteklemesi anketlere de yansıdı. Diğer yandan, Batı’nın geleneklerinden kopuk yetişmiş,
modern dünyanın büyüsüne
kapılmış orta ve genç yaştaki insanlar ise Avrupa ve Amerika meydanlarını doldurarak Filistin’e özgürlük şarkıları söylüyorlar. Çok kreatif, iz bırakan ve
İsrail ve destekçilerinin vahşiliğini
sergileyen eylemlere imza atıyorlar. Anne-baba ve evlatlar arasındaki bu keskin görüş ayrımını, sadece Holokost filmlerinin nesiller üzerindeki etkisi üzerinden okuyabiliriz. Umarım bir uzmanı bu analizi derinlemesine ve mümkünse akademik makale seviyesinde yapar.
Tüm dünyanın 43 gündür izlediği
Gazze soykırımı bize en azından şunu kabullendirmeli: İsrail’in öldürmekle ilgili bir sorunu ve tereddüdü yok. Hesap vereceği bir otorite de yok.
Amerika ve İsrail
güç zehirlenmesinin de sarhoşluğuyla kontrolden çıkmışçasına Gazze halkını katlediyorlar. Aslında çöküşün başlangıcını izliyoruz.
Sapkınlık her zaman ağır ve trajik sonlar getirmiştir
. İsrail ve Siyonistler bir kez daha sapkınlığın zirvesindeler. Bunu görüyor ve hissediyoruz.
Burada kendimize sözler vermemiz gerekiyor. Bugün şahit olduğumuz vahşeti, insanlığın tüm değerlerinin ayaklar altına alındığı
Gazze soykırımını asla unutmamak üzere
bir yaşam inşa etmeliyiz. Öfkemiz asla
dinmemeli
. Kinimiz asla
zayıflamamalı
. İzlediğimiz her sahneyi
hafızalarımıza kazımalıyız
. Öyle bilenmeliyiz ki, yarın Hollywood’un, Netflix’in ve Disney’in önümüze getireceği “şirin, hümanist ve mazlum İsrail’ filmleri, dizileri bir saniyemizi bile işgal etmemeli. Bir filme, bir diziye teşne olmayacağımızın sözünü kendimize vermeliyiz.
Cumhurbaşkanı Erdoğan dünya siyaset tarihine geçecek bir tespitte bulunarak, “Bizim İsrail’e borcumuz yok” dedi. Evet borcumuz yok lakin
İsrail’den alacaklarımız var
. Gazze’de ümmetin çocuklarını, kadınlarını ve adamlarını katlettiler. Bu canların hesabını
tek tek sormalıyız.
İsrail ve Amerika, Müslümanların izzet, itibar ve haysiyetini ayaklar altına aldı.
Onurumuzu geri kazanmalıyız
. Bunun için de kinimizi ve öfkemizi unutmamamız gerekiyor. Ne demişti merhum Aliya İzzetbegoviç: “Ne yaparsanız yapın soykırımı unutmayın. Çünkü 
unutulan soykırım tekrarlanır
.” Bu tarihi uyarıya kulak asmadık maalesef. Şimdi bir kez daha
zelilce yaşamak
ve gelecekte
soykırıma uğramak
istemiyorsak, Gazze’nin hesabını sormamız gerekiyor. “Nasıl olacak?” diyenler olacaktır. İçilmeyen,
boykot edilen bir fincan kahve
işte bu sorunun yanıtlarından biridir.
#Gazze
#Filistin
#boykot
#İsrail
#ABD
#katliam