Yazarlar Tabuta Sığmayanlar ve kalıbının adamı olamayanlar

Tabuta Sığmayanlar ve kalıbının adamı olamayanlar

Ersin Çelik
Ersin Çelik Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Tabuta Sığmayanlar diye başlayınca hangi birini yazsın bilemiyor insan. Hangisine ağlamadık, ciğerimiz yanmadı? Bir yandan iftihar ettik, belki özendik, ailelerin sözleri, şükürleri, tevekkülleri bizi yakıp geçti… İzlediyseniz bu hislerin hepsini bilirsiniz.

Programın mimarı Ender Çınar. Askerliğini asteğmen olarak Şırnak’ta sınır karakolunda yapmış. Ender bizim video editörümüz. 15 Temmuz ihanet gecesine dair görüp görmediğimiz videoların tümü onun elinden geçmiştir. Yeni Şafak’ın 15 Temmuz Dijital Kütüphanesi’ni hazırlarken kaç gece uyumadan, kaç yüz saat video izledi, ayıkladı ve kurguladı bilmiyorum. Tabuta Sığmayanlar programını da Ender çekiyor. Çekimler 2018’de başladı. Baktım 125 bölüm yayınlanmış. Adını gerçekten de tabuta sığmayan şehidimiz Selçuk Paker’den alıyor. Hani ‘Hendek’ kalkışmasında, Diyarbakır Sur’da şehadete eren iki metre boyunda bordo bereli Selçuk Paker.

Bu programın özelliği şehitlerin biyografilerini belgesel şeklinde vermesi değil. Şehitlerin hikâyesini direkt ailelerinden, dostlarından, sevdiklerinin dilinden anlatması. Mesela en çok izlenen unutulmaz bölümlerden biri olan Selçuk Paker bölümünde, şehidin annesi Sevgi Taşdemir’in söyledikleri hepimizin hafızalarına kazınmış, gözlerimizi yaşartmıştı. Sevgi Anne, yiğit oğlunun mezarı başında şunları söylemişti: “Şehit annesi olmak çok güzel, çok büyük bir gurur Elhamdülillah. Her zaman Selçuk’un lafı gelir aklıma, ‘Sen şehit anası olacaksın, sen ağlamayacaksın, sen dik duracaksın’. Elhamdülillah çok şükür, Rabbim o gücü veriyor bize. Asker annelerinden ricam, şehit haberi geldiği zaman Elhamdülillah desinler. İsyan etmesinler çünkü biz o şehitler sayesinde ayaktayız.”

Programla ilgili biraz bilgi vereceğim, izleyicileri de bunları ilk defa duymuş olacaklar. Tabuta Sığmayanlar özel bir sansüre yani kısıtlamaya tabi tutuluyor. YouTube Tabuta Sığmayanlar’ın daha fazla kişiye erişmesi için sponsorlu paylaşılmasını kabul etmiyor. Yani dünyanın parasını ödemek istesek de kullanıcılarına önermiyor,öne çıkarmıyor. Militarist buluyorlarmış. Topluluk kurallarına aykırıymış. Uğraştık ama olmayınca da takılıp kalmadık. Olsun, en azından ve şimdilik yayınlamamıza müsaade ediyorlar diyerek reklamlı paylaşım engelini dert etmedik. Etmedik çünkü reklamsız, tanıtımsız 100 milyondan fazla izlenmeye erişti program. Yorumlara baktığınızda amacına fazlasıyla ulaştığını görüyorsunuz zaten. Bunu engellemeye güçleri yetmiyor…

Silinmez izler bırakarak devam eden Tabuta Sığmayanlar’da 125 bölüm geride kaldı. Bugüne kadar 125 şehidimiz için 350’den fazla şehit yakınıyla röportajlar gerçekleştirildi. Ender Çınar ve ekibi bu çekimler için 40 farklı şehre gitti ve 50 bin kilometrenin üzerinde yol yaptı. Albayrak Medya’nın bu program üzerinden ticari hiçbir beklentisi yoktu. Olmayacak da. Ender Çınar ve ekibi; ‘Tabuta konan şehitlerin bedenidir ihtiva ettikleri mânâ tabuta sığmayacak kadar büyüktür’ diyerek Türkiye’yi adım adım dolaşıp şehitlerin izlerini sürmeye devam edecek.

Şehit Okan Altıparmak’ın babası Yaşar Altıparmak, “Güneşi esirgemiyorsa gökyüzü, birileri yaşadığınız günlerin bedelini ödediği içindir” demişti programda. Bu toprakların vatan olmasının, vatan kalmasının bedelini kanlarıyla, canlarıyla, gençlikleriyle, yiğitlikleriyle ödeyenler… Bir yanda da ömür boyu bu kıvanç ve özlemle yaşayacak olan şehit aileleri… Şehit Furkan Yavaş’ın babası Süleyman Yavaş, El Bab’da şehit olan oğlunun isminin verildiği caddenin tabelasını mendiliyle siliyordu, bu sahneyi unutmak mümkün değil. Şehit ailelerinin yaşadıkları duyguları, onlardan başka da kimse anlatamazdı.

Tabuta Sığmayanlar işte böyle bir program. Tarifi mümkün olmayan, anlatılması imkansız fırtınaları, duygu patlamalarını bilgisayar ve telefon ekranlarına düşürüyor. Kimde nasıl bir iz bırakıyor, kimi nasıl etkiliyor, kime neler katıyor? Bunları da bölüm videolarının altına yazılan yorumlardan gözlemleyebiliyoruz. Şehitlerimizi; kahramanlıklarını, büyük hikayelerini, onlara olan Türkiye borcumuzu, dağ gibi babaları, evlat acısı kokan annelerini, bacıları, kardeşleri, mahalledeki arkadaşları anlatmaya ne bölümler ne de sayfalar yetmez.

Sanırım, Bingöl’de yaşanan son olaydan sonra Lütfü Türkkan’a da iki satır bir şeyler yazmamı beklediniz. Bu yazıda ona yer yok. Başlıkta fazlasıyla değindim zaten.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.