Diş dolgusuna dair bir soru ve cevabı

00:0021/03/2014, Cuma
G: 12/09/2019, Perşembe
Faruk Beşer

"Sualim diş dolgusu hakkındadır. Hanefi mezhebindenim. Diş dolgusunun Bu mezhepte caiz olduğunu biliyorum. Diş hekimine gidip bir dişimi dolduracağım yerde onun tavsiyesi ile iki dişimi doldurdum. Sonradan kalbime şüphe girdi; acaba doktor fazladan dolgu yapmışsa gereksiz olacağından bu durum gusle engel olur mu? Bu konuda Şafii mezhebini taklit etmeme gerek var mı? Bunu bir yaranın sargısı olarak anlayabilir miyiz? Ayrıca dolgu yaptıranların mutlaka iki veya üç doktora mı gitmesi gerekiyor? Dolguyu

"Sualim diş dolgusu hakkındadır. Hanefi mezhebindenim. Diş dolgusunun Bu mezhepte caiz olduğunu biliyorum. Diş hekimine gidip bir dişimi dolduracağım yerde onun tavsiyesi ile iki dişimi doldurdum. Sonradan kalbime şüphe girdi; acaba doktor fazladan dolgu yapmışsa gereksiz olacağından bu durum gusle engel olur mu? Bu konuda Şafii mezhebini taklit etmeme gerek var mı? Bunu bir yaranın sargısı olarak anlayabilir miyiz? Ayrıca dolgu yaptıranların mutlaka iki veya üç doktora mı gitmesi gerekiyor? Dolguyu söktürsem dişlerim zarar görecek". (A. Gençtoy).

Otuz kırk yıl önce bu mesele daha büyük bir mesele haline getirilmiş ve insanların kalbine şüphe düşürülmüştü. Hatta dişlerine kaplama ya da dolgu yaptıranlardan bunu söktürmeleri isteniyordu. Bu elbette bir bilgi eksikliğinden kaynaklanıyordu. Biz de yirmi beş yıl önce yazdığımız "Fetvalarla Çağdaş Hayat" adlı kitabımızda konuyu incelemiş ve gerekeni söylemiştik.

Mesele basit gibi görülebilir ama böyle konularda sağlam bir din idraki için bazı kuralları hatırlamamız gerekir.

Önce şunu bilmeliyiz: Mezhepler farklı dinler değildir. İsmi üzerinde, "mezhep" yol demektir ve bütün doğru yollar bizi dinin esasına, yani Kitaba ve onun Peygamberce yaşanmasına, yani Sünnete götürmek için vardır. Önemli olan Hanefî ya da Şafiî olmak değil, yolda olmaktır. Avam-ı nas elbette bilmediklerini güvendiği birilerinden soracaktır. O birilerinin en iyisi de mezheplerdir. Dolayısıyla bir mezhebe göre yaşamak avam için fiilî bir zorunluluktur.

Ancak sıkıntı doğuran her hususta bir başka müçtehidin görüşünü almakta bir sakınca yoktur. Bilindiği gibi, gusül abdesti alırken ağzın içini yıkamak Hanefilerde farz iken, Şafiilerde sünnettir. Yani onlara göre ağzın içi yıkanmasa da gusül olur. Fark şuradan kaynaklanır: Allah (cc), "cünüp olduğunuzda tertemiz yıkanın" diyor. Vücudumuzun içini yıkayamayacağımıza göre yıkanacak yer dışıdır. Peki, ağız vücudun içi midir, dışı mıdır? İçidir diye anlayan, yıkanması farz değildir, dışıdır diye anlayan farzdır demişlerdir.

İkinci olarak İslam sağlığa ve tedaviye bildiğimizden de daha çok önem verir. Tedavide iki şeyden biri sağlık için daha elverişli ise, İslam ona müsaade eder. Aslında Hz. Peygamber"in ifadesiyle, Allah haramda şifa yaratamamıştır. Yani her hastalığın helal bir ilacı vardır. Müminler bunu bulmak zorundadırlar. Bu da ümmetin üzerine bir farzı kifayedir. Ama tembellik etmiş bulamamışlarsa zarureten hastaya başka ilaç da verilebilir.

Buna bağlı olarak, fakihler şu konuda farklı düşünmezler: Bir insanın elinde, kolunda, herhangi bir yerinde bir yara ya da kırık çıkık olsa ve onu bağlasalar, alçıya alsalar, bu yara iyileşinceye kadar, o bölgenin abdest ya da gusül için yıkanması sargının üzerine intikal eder. Sargının yıkanmasının da bir anlamı olmadığına göre yıkama yerine sembolik olarak mesh edilir. Böylece kişi abdest ya da gusül almış olur. Bu durum ömür boyu sürse, ömür boyu böyle yapar ve abdestinde ve guslünde hiçbir eksiklik olmaz. Bu sargıyı yaparken kişinin abdestsiz, cünüp, ya da âdetli olması hükmü değiştirmez.

Diş dolgusu çok önemli bir sağlık meselesidir. Güzel doldurulmuş bir dişle insan on beş yirmi sene daha kendi dişi gibi idare eder. Dolguyu, en zayıf ihtimalle kırık üzerindeki alçı gibi düşünebilirsiniz. Kaldı ki, gusülde ağzın içinin yıkanmasının şart olmadığını anlayan müçtehitlerin olduğunu da söyledik. Abdestte ise zaten hiç birine göre şart değildir. Mesele "tertemiz" yıkanma meselesidir.

Şimdi soralım, ağzında çürük dişi olan birisinin onu söktürmesi gerektiğini söyleyen bir mezhep ya da âlim var mıdır? Yoksa, abdest ya da gusül alırken her bir çürük dişin içini boşaltıp, içine kadar yıkamalıdır diyen birisi var mıdır? Yoktur, çünkü bu imkânsızdır. O halde yine soralım; çürük bir dişin içinin bir sürü mikroplu kalıntılarla dolu olması mı, yoksa sıhhi bir madde ile doldurulması mı daha sağlıklıdır, "tertemiz" olmaya hangisi daha elverişlidir.

Sonuç: dişlerde sağlık amacıyla yapılan dolgular, tel bağlamalar ve benzeri operasyonlar abdeste ve gusle mani değildir ve bunlar dini açıdan olması gereken tedavi uygulamalarıdır.