Mekke, şehirlerin anası

00:0012/10/2012, Cuma
G: 6/09/2019, Cuma
Faruk Beşer

Medine-i Münevvere"de/Nurlu şehirde herkes peygambere olan sevgisi ve bağlılığı ölçüsünde heyecan yaşıyor. Ağlayanlar, bayılanlar oluyor. Bizim sıkışıklığı bahane ederek yaklaşamadığımız Ravza"ya girebilmek için doksanlık dedeler akşamdan sıraya girip, adım adım ilerleyerek gece yarısı maksuda ulaşıyorlar. Belki biz hâlâ canımızı ondan çok seviyoruz. Oysa o diyor ki, "Sizin hiç biriniz beni babasından çoluk çocuğundan ve bütün insanlardan çok sevmedikçe mümin olamaz". Tıpkı Hz. Ömer gibi. "Ey Allah"ın

Medine-i Münevvere"de/Nurlu şehirde herkes peygambere olan sevgisi ve bağlılığı ölçüsünde heyecan yaşıyor. Ağlayanlar, bayılanlar oluyor. Bizim sıkışıklığı bahane ederek yaklaşamadığımız Ravza"ya girebilmek için doksanlık dedeler akşamdan sıraya girip, adım adım ilerleyerek gece yarısı maksuda ulaşıyorlar. Belki biz hâlâ canımızı ondan çok seviyoruz. Oysa o diyor ki, "Sizin hiç biriniz beni babasından çoluk çocuğundan ve bütün insanlardan çok sevmedikçe mümin olamaz". Tıpkı Hz. Ömer gibi. "Ey Allah"ın Rasulü, ben seni canım hariç, herkesten çok seviyorum", demişti. Efendimiz de "Canından da çok sevmedikçe olmaz" buyurmuştu. O zaman Ömer, "Evet, canımdan da çok seviyorum" demiş ve "İşte şimdi oldu" cevabını almıştı. Ona bağlılığın ön testi bu.

Günümüze dek Allah dostları, O"nun elçisine olan saygılarından ötürü Medine"nin hiçbir şeyini eleştirmezler. Bunu sui edep sayarlar. Nabi"nin şu mısra ile başlayan na"tının hikâyesini dinlemek lazım:

Sakın terk-i edepten kûy-i mahbub-i Hüdadır bu

Nazargâh-ı ilahîdir, makam-ı Mustafa"dır bu

Sakın edebi terk etme, burası Allah"ın habibinin beldesidir. Nazar eylediği yerdir, seçtiği elçisinin makamıdır.

Ve şehirlerin anası Mekke"deyiz. Allah Rasulü"nün hicret ederken tepeden bakıp, "Benim için şehirlerin en sevimlisi sensin, eğer kavmim beni çıkarmasaydı senden ayrılmazdım" dediği belde. Allah"ın "beled-i emin" diye nitelediği şehir. Hz İbrahim"in duasıyla korkulardan emin kıldığı, o gün bu gündür dünyanın her çeşit meyvesini celbettiği, bütün yorulmalarına rağmen insanların kalplerinin aşk gibi takılı kaldığı ve tekrar tekrar gelmek istedikleri belde.

Daha hacca haftalar var, ama Mescid-i Haram"da namazlarda yer bulabilmek zor. Sanki bütün dünya burada. Başka hiçbir yerde böyle müthiş bir toplanma olmamış ve olmayacak.

Namaz günlük bir toplantı. Evden ya da mahalleden başlıyor. Günde beş defa bir mahalle, ya da yorgun veya tembel olanlar için bir ev içtimaı. Cuma bir semt toplantısı, bayram bir belde ya da şehir toplantısı, hac ise Müslümanlar için dünya çapında yıllık bir toplantı, evrensel bir seremoni, dünyaya bir meydan okuma, bir kıyam. Tek tek fertler için ise ömürlük bir içtima.

"Allah Kâbe"yi / Beytül-haram"ı insanlar için bir kıyam olsun diye yarattı". Kıyam, yerdeyse ayağa kalkma, ayakta ise ayakta durma demek. Bu anlamdaki ayette ilginç olan noktalardan birisi şu: Kıyam diye nitelenen hac değil de Beytullah, yani Kâbe"nin kendisi. Malum, Beytullah Allah"ın birliğinin, yani vahdetin sembolü ve onda hiç değişme yok, o hep aynı. Demek ki, ayağa kalkabilmeniz ya da ayakta durabilmeniz hiç değişmeyen "bir" etrafında bu birliği oluşturmanıza bağlı. Oysa hac mezheplere göre uygulamada küçük farklılıklar gösterebiliyor.

"Kıyam" kelimesini Allah bir başka ayette mal ve servet için de kullanır: "Allah"ın sizin için kıyam olarak yarattığı serveti sefihlere bırakmayın". Yani dünyayı elde edemezseniz ayağa kalkamazsınız, ya da ayakta duramazsınız demek. Ve de fakirlik övülecek bir şey değil demek. Fert ölçeğinde de devletler ölçeğinde de böyle. Yeter ki servete siz sahip olun, servet size sahip olmasın, kıbleniz haline gelmesin.

Diğer yönden hac bölgesel ve etnik farklılıkları birleştiren en üst düzeyde bir kongre. Burası maveraya doğru giden sürekli bir hareketin son toplanma yeri. Kavmiyetçi, milliyetçi duyguların hiç olmazsa burada bitmesi lazım.

Marmara bölgesinde çokça şahit olmuşumdur; havada toplanan bizim leyleklerimiz kuzeyden ve batıdan gelenleri gruba katmak için havada tavaf yapar gibi uzun süre dönerler, son kafileleri toplayarak güneye doğru harekete geçerler. Hacda da böyle bir toparlanmanın ve sürekli bir gidişin olduğunu hissedebilirsiniz. Hiçbir yerde sabit değilsiniz, oradan oraya intikal etmek zorundasınız. Her namaz kıldığınızda da müezzinin duyurusu son yolculuğu, öbür alem için sırası gelenleri ilan ediyor: es-salatü ale"l-emvât, yerhamkümullah! Mevtalar için namaza!. Sanki sırası gelenler o büyük kalabalığın en ön safından sürekli öbür tarafa geçiyorlar ve siz de kum saatindeki bir kum kadar cirminizle o menfeze doğru adım adım ilerliyorsunuz.