
Yıl 1945''ten sonra olmalı. O tarihlerde köye gazete değil yıldan yıla; belki on yılda bir uğruyor. Daha doğrusu gazetenin köye geliş periyodu köy öğretmenin basını takip etme hızına dayanıyor.
O gün kim vasıtasıyla nasıl geldiğiyse köye bir gazete geliyor. Gazete o güne ait bir gazete mi?, değil mi orası meçhul. Köy kahvesinde her harfin arasında uzun metrajlı bir film koyarcasına gazete okuyan adamın birisi heceleye heceleye sonunda cümleyi tamamlıyor. Tamamladığı cümleyi bir daha bir daha tekrar ediyor: "Yarın kıyamet kopacak!"
"Yarın kıyamet kopacak!" cümlesi benzetme yapmaktan hoşlanan bir gazetecinin kendine icadı mı yoksa Nostradamus misali gelecek habercisinin bir öngörüsü mü bilinmez. Köyde kulaktan kulağa yayılıyor. "Yarın kıyamet kopacakmış. Yarın kıyamet kopacakmış!" Mektep medrese görmüşler bu habere itibar etmez. Gaybı bilen Allah deyip işine gücüne devam eder.
Kıyamet haberini, büyüklerin meclisinden istifade etmiş bazıları kendi bildiğince yorumlar ve "niye kıyamet kopsun ki!" der. "Hem de yarın! Bütün köylü cuma namazında camideydi. Üstelik yarın günlerden pazartesi. Bize büyüklerimiz kıyametin bir cuma günü kopacağını söylemişti." Kıyametin kopmayacağına kendince deliller getirmiş olanlar da gazetenin kıyamet haberinden fazla etkilenmemiş olarak hayatlarına devam eder.
Bütün ömrünü dağda çoban olarak geçirmiş Ellez Ağa yarı işitir kulaklarıyla yarın kıyamet kopacağını duyar duymasına, amma velakin, ondan öte bir söz kulağına girmez. Ne kendince kıyametin yarın kopmayacağına deliller getirenleri işitip rahatlar; ne de kıyamet her an kopacakmışcasına Allah''ayakın olmak gerektiğini hatırlatan Hatıp Hoca''nın tavsiyelerine uyup, namaza namaz ekleyip tövbe üstüne tövbede bulunur.
Kırk yılda köye girmiş köye girmiş te kıyamet haberi yaymış gazeteyi duymayan kalmaz. Herkes duyduğuna hayal hanesinden yeni bir renk ilave ederek "yarın kıyamet kopacak" cümlesini "Yarın kıyamet kopacakmış ben de bildiydim zaten. Helala haram bu kadar kolay karıştırılır da hiç kıyamet kopmaz mı!"
"Yarın kıyamet kopacakmış kopar ya! Büyüye saygı mı kaldı zaten."
"Yarın kıyamet kopacakmış! Eskiler dediydi zaten..." diye başlayan cümleler birbiri ardına dizilir. Söylenenlerin çoğu unutulur. Herkesin kopacak kıyamete kendince yorum getirmesi unutulur da Ellez Ağa''nın kıyamet haberini kendince karşılayışı unutulmaz.
Kıyamet yarın kopacakmış haberinin ağızdan ağıza civar köylere kadar yayıldığı gün ihtimal köyün hem en uzun hem en kısa günlerinden biridir. Uzundur çünkü sözler uc uca düğümlenip bütün köyü dolaştıktan sonra tekrar sahibini gelip bulacak, yeni baştan kendi söylediğine kendisi inanıp ahlanacak kadar vakit boldur. Kısadır, çünkü yarın sahiden kıyamet kopacaksa eğer, yaşamak için ne kadar az vakit kalmıştır.
Kıyametin yarın kopacağına inanmak ve inanmamak arasında kalanlar arafta duran bir ruh hali ile günü bitirirler. Gün dediğin güneşin sarı saçlarını yer yüzüne yayıp sonra tekrar topladığı bir zaman dilimidir zaten. Saat ile kimsenin bir alıp veremediği yoktur. Güneş doğar, gün başlar. Gün iner, gün biter.
Gün bittiğinde kıyamet ile ilgili olarak ağzını hiç açmamış olan ve ağzını açmadığı için bu haberi büyük bir olgunlukla karşıladığı düşünülen Ellez Ağanın gelinlerine ihtarı işitilir: "Bu gece idare lambalarını söndürmeyin! Kıyamet kopacak diyorlar."
Ellez Ağanın idare lambası ile hazırlandığı kıyametin bir başka versiyonunu kendi nefslerimizde bulmamız mümkün. Eğer bulduğumuzla karşılaşmayı göze alacak kadar samimiysek.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.