
Ahh, bir çift ayakkabı.. Hrant Dink''in ayakkabısı.. Altı delik ayakkabı.. Bir turnusol kağıdı, bir Mona Lisa tablosu, bir şeref beratı, bir haysiyet imzası..
Bir ayakkabı bir insanın gırtlağına bu kadar mı sert tekme atar? Evet ben Hrant Dink''in ayağına, ayağının kabına baktım..
Hayır, "Dost başa düşman ayağa bakar.." demeyiniz. Tamam ben Dink''in hep "ayağına" baktım ama onun düşmanı değilim.
Bu söz doğru olsaydı, Dink''i öldüren katilin, Dink''e kurşun sıkabilmek için "başına" bakmasından dolayı onun bir "dost" olduğunu da kabul etmek gerekiyordu!
Televizyonda izledim, Dink''in bir kiracısı konuşuyordu.. Diyordu ki: “2001 krizinde işlerim bozuldu. Hrant Dink, ev sahibimdi. 5 yıldır kira ödeyemiyorum. Benden bir kez dahi kira bedeli talep etmedi.."
Yeni bir ayakkabı alamayan ama kiracısından kira bedeli talep etmeyen bir adam.. Üstelik Soros''dan para alıp(!) memleketini "satan" adam! Diğer tarafta ulusalcılık adı altında "ayak yapan" ve dili "papuç" kadar olan adamlar..
(Kaldı ki, demokratik mekanizmaya işlerlik kazandırmak için Açık Toplum Enstitüsü''nden para almak ne suçtur ne de ayıptır.. Yani Dink, para almış olsaydı ya da ayakkabıları delik olmasaydı, cinayet haklı ve Dink öldürülmeyi hak etmiş mi olacaktı?!)
Evet ayakların kabı çeşit çeşittir: Patiktir, çetiktir, bottur, terliktir, çizmedir, postaldır, papuçtur, yemenidir, çarıktır, pilaçtır, kara lastiktir, iskarpindir, kunduradır, hediktir, nalımdır, takunyadır, çapuladır..
İşte ayağa geçirilen bu nesneleri bazıları satın alır bazıları ise alamaz. Bazıları parası olmadığı için alamaz, bazıları ayağı olmadığı için..
Bazıları askere iskarpinle gider, sonra görevde iken asker botu giyer. Bazen de bot giydiği ayak, mayına basar; çorap bile giyemez..
"Ayakkabım olmasın, yeter ki ayaklarım olsun.." diyen mütevekkil insanlar bunun ne olduğunu bilir, bilmekle kalmaz unutmamaya çalışır..
Bu "yırtık ayakkabı meselesi", medyada çöreklenen bazı köşe yazarlarına ya da siyasi rant devşirmek için siyaset terminolojisini allak bullak eden bir takım siyasetçilere ders olur mu, bilemiyorum..
Ey, "satılmış", "vatan haini", "dönek", "işbirlikçi" gibi sıfatları ayakkabıdan sıçrayan bir çamur gibi etrafa bulaştıranlar..
Siz satılmış değilsiniz.. Doğrudur, çünkü siz beş para etmiyorsunuz!
Siz vatan haini değilsiniz.. Yanlış değildir, çünkü siz Ermeni, Rum, Yahudi, Kürt, Çingene değilsiniz!
Siz dönek değilsiniz.. Yalan değildir, çünkü siz paslı bir mıh gibi yerinizde çakılısınız!
Siz işbirlikçi değilsiniz.. Kabul ediyorum, çünkü siz işinizi iyi bildiğiniz için iyi kılıç kuşanırsınız!
Acaba bu yırtık ayakkabı, yırtılmış ar damarınızın panzehiri oldu mu? Yırtık ayakkabı giymemek utanç değildir elbette, ama kendisine satılmış denilen bir aydının yırtık ayakkabı giymesi bir "ar vesikası"dır..
Peki, kendi dininden ve kendi milliyetinden olmayanlara vatan haini, satılmış diyen ve böyle dediği için "ar damarı yırtılmış" olanların bu damarının tamiri nerede yapılacak ve neyle yapılacak?
Yırtılmış ar damarı, kurşunla mı tamir edilir?
Can Dündar''ın Milliyet''te yazdıkları aslında işin özeti..
Diyordu ki Dündar: "Bizler, yani vicdan sahibi Türkler, Kürtler, Ermeniler, Aleviler, Sünniler, Süryaniler; vicdansız Türklere, Kürtlere, Ermenilere, Alevilere, Sünnilere, Süryanilere karşıyız. Kavga, bu ikisinin kavgasıdır.."
Evet bu nasıl bir kurşundur Yarabbim..
Bir kurşun ki kafatasını deliyor; çünkü "tetiğe" basılıyor.. Bir kurşun ki, ayakkabıdaki deliği gösteriyor: çünkü aynı zamanda "deklanşör" görevi üstleniyor..
O kurşun ki kafatasından giriyor, ayakkabıdan çıkıyor.
Ve ayakkabıdaki o delik, ayaktan kalbe ve beyne giden bir tünelin giriş kapısı oluyor..
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.