Mavi boncuk ve zümrüt

00:007/02/2007, Çarşamba
G: 28/08/2019, Çarşamba
Hüseyin Hatemi

Irkçılık; İblis''in mavi boncuğudur. Akılsızlar, hangi toplumdan olurlarsa olsunlar, mavi boncuğun, üstün ırk özelliklerinin ve dolayısı ile bu ırkın haklarının kendilerinde olduğunu veya olması gerektiğini ileri sürerek biribirine düşerler. İblis''in mavi boncuğu insanlığı biribirine düşürür ve tepiştirir. Bu mavi boncuğa, çocukları biribirine düşürme etkisini yitirdikçe, üstün mezheb, üstün tarîkat “hâresi” de katılır. Yüzyıl kadar önce, bir tekkenin tamiri ve açılışı sırasında farklı tarîkat

Irkçılık; İblis''in mavi boncuğudur. Akılsızlar, hangi toplumdan olurlarsa olsunlar, mavi boncuğun, üstün ırk özelliklerinin ve dolayısı ile bu ırkın haklarının kendilerinde olduğunu veya olması gerektiğini ileri sürerek biribirine düşerler. İblis''in mavi boncuğu insanlığı biribirine düşürür ve tepiştirir. Bu mavi boncuğa, çocukları biribirine düşürme etkisini yitirdikçe, üstün mezheb, üstün tarîkat “hâresi” de katılır. Yüzyıl kadar önce, bir tekkenin tamiri ve açılışı sırasında farklı tarîkat “takımları” arasında böyle bir kavga yaşanınca, gelenlerden birisi, “bu da bu gecenin nazar boncuğu oldu!” tesellîsine başvurmak istemiş, ne var ki geceye katılan bir Ârif''in teşhîsi farklı olmuştu: Buna nazar boncuğu değil, katır boncuğu derler!

İblis, belki de “iflâs eden fabrikatörün son imâlâtı bunlar!” gizli feryadı ile yeni katır boncuklarını harıl harıl piyasaya sürmekle meşgul! 1956-60 yılları İstanbulu''nda Hukuk “Mektebi”ne müdavim iken, Karaköy''den Mercan yolu ile Beyazıt''a kadar yürür ve aynı yoldan o zamanlar Göztepe''de olan fakıyrhaneye avdet ederken, işportacıların bu feryadını her gün duyardım. Şimdi oralardan yaya geçmiyorum. Ne var ki ibret gözüyle olan bitene baktığımda, o yılların işportacılarının haykırdıkları reklâm amaçlı yalanın, şimdi İblis firmasının “Dünyanın ezelî ve ebedî tek hakiminin son imâlâtı bunlar!” yalanı ardında gizli gerçek olduğunu görüyorum.

İblis''in iflâsı “innel bâtıle kâne zehuukaa” (İsrâ, 17/81) buyruğu ile ilân edilmiştir. Heyhât! Buna rağmen piyasaya yine insanlığı biribirine düşüren katır boncuklarının revâcı vardır. Katır boncuklarının bugün İslâm Âlemi''nde en fazla rağbet göreni, Şi''î-Sünnî ihtilâfını kanlı bir kıyıma dönüştürmek için Suudî Arabistan''a sürülenidir. Meşrutiyetçi Vahhabî “Muhsin El-Avâcî” de anlaşıldığına göre bu katır boncuklarının dağıtımını yapmaktadır: -Vahhabîler ve Şi''îler arasında sürekli bir barışçı birlikte yaşama mümkün değildir! (Der Spiegel, 2007/5, s. 96). –Daha daha ya Seyyidî?–

-İran, Suudî Arabistan''daki Şi''î azınlığın bulunduğu ve petrolce zengin Doğu Eyaleti''ni tabiî bir saldırı noktası olarak görür. –Sonuç ey Meşrutiyetçi ve Reformcu Vahhabî?–

- Fuad Sinyora, Nasrullah''ın keyfine tabi olamayacağı gibi, biz de Ahmedînejad''ın keyfine tâbi olamayız! İran''ın nükleer programı, mutlaka önleyici bir darbe ile ortadan kaldırılmalıdır. Bush, iktıdarı bırakacağı 2009 yılından önce bunu yapmalıdır, böylece tümünü kaybetmektense hiç değilse onurunun, itibarının yarısını kurtarmış olur! (Demek oluyor ki, Saddam ve Usame düşmanlığı onur kaybı, Şi''î İran''a karşı hareketsiz kalma da yine onur kaybıdır!) –İsrail, sadece millî varlığının güvenlikte olmasını istemektedir.– Ya İran? İran böyle mi ya? Bütün Ortadoğu''ya, hatta ve hattâ Suudî Arabistan''a da hâkim olmak istemektedir!

Ey Azîzan! Elimizde bu cinsden bir katır boncuğu yoksa, bu sivri akıllının sözlerinden dehşete kapılmamanız mümkün müdür? Bize, Iraklı Şi''îlere, Sünnî kürtlere, harıl harıl ve hâreli katır boncukları sürülmektedir. Bu arada, Ayetullah Alî Teshîrî katır boncuğu iptilâsına karşı müslümanları uyarıyor ve vahdete çağırıyor. (Yeni Şafak, 6 Şubat 2007). İbrahim Karagül “Bütün bölge mezhep savaşına, Şi''î-Sünnî çatışmasına itiliyor” diyerek esasen sürekli çalmakta olduğu tehlike çanını çalmayı sürdürüyor. İblis''i değil Musa''yı ve Süleyman''ı izleyen Yahudiler; “Vicdanın sesi”ni yükseltiyorlar (Âkif Emre''nin Yeni Şafak''ta yayımlanan yazısına bakınız: 6 Şubat 2007). “Türk kamuoyu”, çok âdî cinsden katır boncukları ile uyutulmak isteniyor ve bunlara rağbet edenler de maalesef hâlâ çok! Hattâ öyle kimseler var ki, bir ara buldukları sevgi zümrütünü ellerinden atıp yine katır boncuğu işportacılarının yaygaralarına koşuyorlar. Kerkük dolayısı ile hem Kürt, hem Türk tarafa katır boncukları dağıtılıyor. Hristiyan ve müslümanlara dağıtılan farklı hâreli katır boncuklarına rağbetin; “Güvercini uğurlama” töreninin etkisinde, azaldığını gören İblis firması, boncuklara yeni hâreler katmayı deniyor: –Ermeni''ye rahmet okunur mu? Hristiyan''dan dost olmaz, illâ Bush ve Rice! Rahip Santoro''nun kaatili sevimli güvercin de Haç''a ateş ederken, kurşun sekmiş! Devletin azınlık politikası değişmez! Merhamet''den maraz hâsıl olur!

Ey Azîzan! Bizde bu ense, İblis''de de bu göz boyama gücü oldukça daha çok sille yeriz. Elinizden tüm katır boncuklarını atıp üzerinde son kez tepinin ve kim olursanız olun, aşkın zümrüdüne tâlip olun! Başka yol yoktur!