“İyi insan taklidi yapmak”

04:0017/01/2026, Cumartesi
G: 17/01/2026, Cumartesi
Hüseyin Likoğlu

Siyaset, insan yönetme sanatıdır. Bunun için insan sarraflığı çok önemli bir haslettir. Tecrübe, olayları okuma, dengeleri görme siyasetin bir başka temel ihtiyacıdır. Gazeteciler için de aslında bu özellikler temel gereksinimdir. Puslu zamanlarda olayları anlamak zorlaşır. Türkiye bugünlerde böyle zamanlardan geçiyor. Bu yüzden insanın danışacağı, tecrübesinden, bilgi birikiminden, insan sarraflığından yararlanacağı dostu, büyüğü olmalı. Millî Görüş camiasının duayen ismi, Türkiye’nin çalkantılı

Siyaset, insan yönetme sanatıdır. Bunun için insan sarraflığı çok önemli bir haslettir. Tecrübe, olayları okuma, dengeleri görme siyasetin bir başka temel ihtiyacıdır. Gazeteciler için de aslında bu özellikler temel gereksinimdir.

Puslu zamanlarda olayları anlamak zorlaşır. Türkiye bugünlerde böyle zamanlardan geçiyor.

Bu yüzden insanın danışacağı, tecrübesinden, bilgi birikiminden, insan sarraflığından yararlanacağı dostu, büyüğü olmalı.

Millî Görüş camiasının duayen ismi, Türkiye’nin çalkantılı yıllarında hem Refah Partisi’nde hem de Fazilet Partisi’nde milletvekilliği yapan, bu yüzden rahmetli Erbakan’ın vesayetle mücadelesinde en yakınında yer alan Şeref Malkoç, işte benim öyle bir büyüğüm. Ne zaman ortalık toz duman olup görüş mesafem azalsa imdadıma yetişir.

Geçtiğimiz günlerde bir davet vesilesiyle sohbet ederken, “Şeref abi neler oluyor?” diye sordum. Rahmetli Erbakan’ın böyle zamanlarda yaptıklarından örnekler anlattı. Birileri fırsat buldukça başkalarını Erbakan’a şikâyet edermiş. Hoca da sakin sakin dinledikten sonra “Kürt ağası sevmediği insanın adını anmaz” deyip, bu şikayetçileri âdâbınca gönderirmiş.

“İSLÂM’DA TENKİT DİYE BİR İBADET YOK, ZEHİR KOVASI TAŞIMAYIN”

Tabii siyaset bu, benzer vakalar hiç eksik olmazmış. Yine bir dedikodu-şikâyet üzerine rahmetli Erbakan, “İslâm’da tenkit diye bir ibadet yok. Zehir kovası taşımayın” ifadeleriyle aynı şekilde sürekli başkalarını karalayarak, siyasi netice bekleyenlere ders niteliğinde yanıtlar vermiş.

Şeref abi, asıl bombayı sohbetimizin sonuna saklamış. Bir grup partilinin, adını vermeyeceğim bir kişi ile ilgili Erbakan’ın kapısını nasıl aşındırdıklarını ve Hoca’nın tarihe geçecek insan sarraflığı hikâyesini anlattı.

Erbakan’ın Genel Başkanlığı döneminde milletvekilliği dışında ne partide ne de hükümette hiçbir görev vermediği bir kişi için, bir grup partili rahmetli Erbakan’a gitmiş, “Hocam filanca arkadaşımız şöyle kabiliyetli, şöyle güzel konuşuyor. Şöyle başarılı” deyip, söz konusu kişiyi takdim etmişler. Erbakan Hoca da, “O arkadaşımızın çalışkanlığının farkındayım, takdir ediyorum” diyerek arkadaşları uğurlamış.

“O ARKADAŞIMIZ İYİ İNSAN TAKLİDİ YAPIYOR!”

Aradan zaman geçmiş, partide birtakım değişiklikler olmuş, ama Erbakan’a anlatılan kişinin konumunda bir gelişme olmamış. Aynı kişiler bu kez yanlarına bir-iki yeni isim alarak tekrar rahmetli Erbakan’ın kapısını çalmışlar. Benzer şekilde söz konusu kişiyi överek takdim etmişler. Hoca da aynı nezaketle, “Kardeşimizin gayreti, çalışkanlığını görüyorum. Güzel konuştuğunun farkındayım” diyerek yine arkadaşlarını yolcu etmiş.

Gel zaman git zaman Erbakan Başbakan olunca da yine aynı kişi ile ilgili bir tasarrufta bulunmamış. Tekrar aynı ekip Hoca’ya çıkmış ve övgülerle söz konusu şahsı pazarlamaya çalışmış. İşte o an Erbakan ders niteliğinde tarihe geçecek şu cevabı vermiş: “O arkadaşımız iyi insan taklidi yapıyor.”

#Siyaset
#Toplum
#Hüseyin Likoğlu