
Önceki gün telefonum çaldı. Arayan Uzel Traktör Fabrikası mağduru bir işçiydi ve şöyle diyordu.
“Biz çalışırken üyesi olabildiğimiz sendika şimdi TEKEL işçileri için Büyükşehir Belediyesi önünde eylem yapıyor. Oysa Uzel''den binlerce lira alacağımıza karşılık aradan bir yıl geçmesine rağmen sadece 600 lira alabildik. Ama o sendika şimdi ayda 800-900 lirayı düzenli alan işçi hakkı için eylem yapıyor. Bizim hakkımız yenirken, şimdi işsiz güçsüz sokaklarda dolaşırken sendika ne yapıyor.”
O sendika Türk-Metal Sendikası''ydı.
Eski işçi şimdinin işsiz adamının asıl şu sözü beni çok etkiledi. “Bir işçi olarak bana göre ülkemizde sendikalar nerede ise işçi için hiç çalışmıyor. O sendikalar iş siyaset, hükümet oldu mu yeri yerinden oynatıyorlar.”
Evet, hatırlıyorum da 1991''de ülkemizde 7 çalışan 1 emekliye bakarken bu dengeyi mahveden “erken emeklilik” sistemine ses çıkarmışlar mıydı? Yani emekliyi ve dolaylı olarak çalışanı mahveden bu süreçte hatırladığımız olay sendikaların “Çankaya''nın şişmanı” diye yollara döküldükleriydi. Yani gerçek çalışan dostuna karşı yürüyorlardı.
Hatta sendikalar 28 Şubat sürecinde çalışanın kalitesini yerle bir eden meslek liseleri yok edilirken neredeydi? Hatırladığımız kadarı ile çalışanın düşmanlığının en başında dostları olmuşlardı.
Kısaca kim ne demişse tersini yapan ülkemizin klasik bir örneği olmanın ötesine geçemediler. Artık kendilerini yenilemeleri, mezar taşındaki üyelerle ayakta durmalarının imkânı yok. Çalışanın gerçek dostu sendikacılık bir an önce vuku bulmalı ve çalışanların sendika oranı hızla yukarı çıkmalıdır.
Kısaca sendikal şovlar da gerçekçi temele dayanmalıdır.
Dün gazetelerde çok önemli bir haber yer aldı. Migros raf güvenliği alanında önemli bir adım attı. Tarım Bakanlığı''nın başlattığı sertifikalı ürünlerin satışını raflarına taşıdı. Bu aslında AB ülkelerinde yaşadığımız REACH diye bilinen düzenin benzeri. Yani rafta satılan ürünün içeriği ile tüketiciye güven verecek ve garantisini üstlenecek bir yapılaşma. Mesela üründe kimyasal veya tüketiciye zarar verecek bir madde olmadığı garanti ediliyor.
Benzer uygulama aslında Metro tarafından yapılıyor. Garanti kapsamı bu kadar geniş olmasa da birçok ürün doğrudan tüketiciden satın alınıyor.
Ama beni en şaşırtan hikâyeyi İttifak Holding''ten duydum. At etinin it eti ile dana etine karıştığı ülkemizde İttifak Holding kendi çiftliğini kurmuş. “Zarar bile etsek Adese marketlerinde kendi şartlarımızda beslediğimiz, büyüttüğümüz hayvanların etlerini satıyoruz” diyorlar.
Et işine kâr dışında asıl güvenlik olarak yaklaştıklarını ifade eden İttifak yetkilileri, et güvenliği açısından ne kadar acil ihtiyacımız olduğunu çok önceden anlamışlar bile.
Marketlerin sattığı ürünlerde kendilerini sadece ''aracı'' olarak görmeyip ''sorumlu'' olarak da görmeleri çok ama çok önemli bir adım. Ve bu güzel adım umarız bağımsız kamu kurum ve kurullarına da ders olur.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.