Suudiler BAE’yi niye vurdu? Bundan sonra neler olacak? Üç ülke, üç örgüt, İsrail’in üç planı. BAE olan her şey aslında İsrail’dir.. Ama “Yahudi Kabilesi” için yol bitti. Kara para ile coğrafya kurulmaz. Türkiye, S. Arabistan ve Mısır, üç bölgeye müdahale etmeli.

04:001/01/2026, Perşembe
G: 1/01/2026, Perşembe
İbrahim Karagül

Suudi Arabistan’ın, Birleşik Arap Emirlikleri’ne ( BAE ) ait silah ve zırhlı araçları ve yine BAE’ye bağlı Güney Geçiş Konseyi güçlerini Yemen’de vurması, “Güçlerini 24 saat içinde Yemen’den çek ” ültimatomu, bütün bölgeyi hareketlendirdi. BAE boyun eğdi ve çekileceğini açıkladı. S. Arabistan’la birlikte olduğu koalisyondan da çekildi . Bu beklenmedik sert tavır Riyad yönetiminin geleneksel politikası göz önüne alındığında şaşırtıcıydı . BAE’nin de “ güç oyunu bozar ” söylemine göre derhal boyun

Suudi Arabistan’ın, Birleşik Arap Emirlikleri’ne (
BAE
) ait
silah ve zırhlı araçları ve yine BAE’ye bağlı Güney Geçiş Konseyi güçlerini Yemen’de vurması, “Güçlerini 24 saat içinde Yemen’den çek
” ültimatomu, bütün bölgeyi hareketlendirdi.
BAE
boyun eğdi
ve çekileceğini açıkladı. S. Arabistan’la birlikte olduğu
koalisyondan da çekildi
. Bu beklenmedik
sert tavır
Riyad yönetiminin geleneksel politikası göz önüne alındığında
şaşırtıcıydı
. BAE’nin de “
güç oyunu bozar
” söylemine göre
derhal
boyun eğmesi de şaşırtıcıydı. O zaman gerçekten çok tehlikeli hareketler başlamış demektir.

S. ARABİSTAN’DA TERÖR YAP, SİZİ FİNANSE EDELİM!
Bütün bunlar olurken, İran’a yakın
Husiler’
den bir açıklama geldi. BAE’nin kendilerine; “
Arabistan içinde terör saldırıları yapmaları, NEOM projesini vurmaları, bütün riskleri ve masrafları BAE’nin karşılayacağı
” yönünde teklif getirdiğini duyurdular.
Bu da;
BAE ve İsrail’in Suudi Arabistan’ı bile çevrelemeye başladığı
na dair dışarıdan izlediğimiz tehlikeli harita çalışmasının, S.
Arabistan’ı içeriden vurma ayağı
nın da olduğunu göstermesi açısından önemli. İsrail telkinleri ile BAE, bütün
bölge ülkelerine kurduğu tuzakları müttefiki S. Arabistan’a da kurmuş.

ÜÇ ÜLKE, ÜÇ ÖRGÜT, İSRAİL’İN ÜÇ PLANI: S. ARABİSTAN’I ÇEVRELEMEK!

Bu durum, iki ülkeyi savaşın eşiğine getirebilecek bir gerekçe oluşturuyor. Uzun zamandır devam eden, dışarıdan izlediğimiz “Riyad’ı çevreleme” planlarına bugüne kadar ses çıkarılmamış olması da dikkat çekici.

Çünkü BAE ve İsrail, coğrafya içi çatışma tezleri için bütün kavşaklara müdahale ediyordu. Türkiye, Mısır ve S. Arabistan’ı çevreleyip durdurmaya dönük şaşırtıcı adımlar atıyordu. Türkiye yıllardır bu tehlikeyi görüyordu. Ama S. Arabistan ilk kez tavır alıyor.

BAE ve İsrail, Yemen’de Güney Geçiş Konseyi ile S. Arabistan’ın güneyine yerleşiyordu. Sudan’da Hızlı Destek Gücü teröristleri ile Sudan’ın güneyine, S. Arabistan’ın batısına yerleşiyordu. Somaliland projesiyle Suudiler’in tam dibine yerleşiyordu.


BAE OLARAK GÖRDÜĞÜNÜZ HER ŞEY ASLINDA İSRAİL’DİR. TÜRKİYE’DE DE DENEDİLER. KARA PARA HER ŞEY DEĞİLDİR!

BAE olarak gördüğünüz her şey aslında İsrail’dir. Yemen’de, Sudan’da, Somali’de, Suriye’de her yerde BAE izi taşıyan her oluşum İsrail eksenlidir. İsrail bu ülkeyi, Müslüman coğrafyanın kalbinde bir Truva Atı olarak kullanıyor.

BAE’nin daha önce de Türkiye içinde darbeleri desteklediğini, FETÖ ile birlikte hareket ettiğini, Dubai’de dönen kara para ile bu darbeleri ve savaşları finanse ettiğini biliyoruz.

Dahası bu ülke, Libya’da, Suriye’de, Sudan’da, Somali’de ve coğrafyanın tamamında Türkiye karşıtı her cepheyi, her terör örgütünü destekledi.

Sadece İsrail ile değil, Yunanistan ve Rum Kesimi ile Akdeniz ve Ege’de Türkiye’nin karşısına dikiliyor, Karabağ savaşından önce Ermenistan’ı Türkiye’ye karşı kışkırtıyordu.


TERÖR TRAFİĞİ İÇİN ORTAK ÇATI KURULUŞ KURDULAR..

Yunanistan ve Rum Kesimi ile İsrail arasındaki ortaklığı, adalara İsrail füzelerinin taşınmasını, son olarak üç ülkenin Türkiye’ye karşı “Acil Müdahale Gücü” kurarak, bölgesel terör trafiğini bu çatı altında yönetmeye başlamasını da bu bağlamda hatırlayalım.

Gazze’deki soykırımın en büyük destekçisi de BAE oldu. Bu olaydan sonra Türkiye ile İsrail arasında savaşa dönüşebilecek cepheleşmede BAE’ye çok daha keskin roller yüklendi.

İsrail Somaliland’i tanıdı, BAE oraya silah taşımaya başladı. Coğrafya parçalanmasına dönük tüm küresel politikaların merkezinde bu ülke var.


BÖYLE DEVAM EDERSE BAE AYAKTA KALAMAZ.

Kendi müttefikini bile sırtından bıçaklayabilecek bir ülkenin, sadece para ile her şeyi yapabileceğini sanması, bir akıl tutulmasıdır. Sadece İsrail eksenli politikalarla ayakta kalacağını sanması büyük bir aptallıktır. Muhtemel bir saldırı sırasında İsrail’in BAE’yi koruyacak gücü de yoktur, niyeti de. Yolunu şaşırıp Dubai’ye düşebilecek tek bir füze, BAE efsanesini de bitirir, İsrail’i de hareketsiz bırakır.


İSRAİL VE BAE BİR ZAMANLAR İRAN’IN YAPMAYA ÇALIŞTIĞI ŞEYLERİ YAPIYOR..

S. Arabistan şunu gördü: Bir zamanlar “Şii Hilali” üzerinden İran’ın yapmaya çalıştığı şeyi BAE, İsrail için yapıyordu. Riyad büyük bir ihanete uğruyordu.

Ve bu tehlike, doğrudan müdahaleyi zorunlu kıldı. Eğer BAE geri çekilmeyi kabul etmeseydi, S. Arabistan’ın bu ülkeye saldırısı normalleşecek ve gerçekleşebilecekti.

Peki BAE bundan sonra bu işlerden vaz mı geçecek? Türkiye’yi, S. Arabistan’ı, Mısır’ı tehdit eden girişimlerinden geri mi çekilecek? İsrail eksenli hareketi bırakacak mı? Hiç sanmıyorum. Belki daha sinsice, belki daha sofistike başka bir akılla devam edecek. Çünkü bu planlamaları yapan kendileri değil, İsrail ve ABD’deki İsrail aşırı sağıdır.


“YAHİDE KABİLESİ” TASFİYE EDİLECEK. 2. DÜNYA SAVAŞI’NDAN KALMA BİR “GARNİZON”.

O zaman İsrail’e bakmak daha doğru olacak. Bu ülke Gazze soykırımı ile dünyayı kaybetti. Şimdi bölge içinde yeni müttefikler, yeni düşmanlar haritası çiziyor.

İsrail bir “Garnizon”dur. 2. Dünya Savaşı sonrası ABD ve Avrupa’nın coğrafyayı yönetmek için kurduğu “askeri üs”lerden biridir. Devlet değildir, örgüttür, askeri birimdir. Ama artık bu “Garnizon”un ömrü bitti. “Yahudi kabilesi” üzerinden yürütülen projenin sonuna gelindi. ABD ve Avrupa için yük haline geldi.

Küresel ölçekte yeni güç dağılımı, Batı’nın tek yanlı düzenini bitirdi. Öyleyse Batı’nın dünya ile ilişkilerinin iyi seyretmesi için İsrail’in tasfiye edilmesi gerekiyor. Şu an ABD’nin ve Avrupa’nın bizim coğrafya ile ilişkilerini rehin almış durumda ve bu sürdürülebilir değil.

Ama o, kendine yeni stratejik değerler üretme çabası içinde. Batı için savaştığına dair inanılmaz abartılı söylemler kullanıyor. Batı bunu yer mi, bu oyuna gelir mi bilinmez ama İsrail yüzünden küresel ölçekte sürekli güç kaybedecekleri biliniyor.


“KABİLE DEVLETİ”NİN YENİ PLANI: ÖRGÜTLERDEN VE DEVLETLERDEN YENİ KORUMA HALKASI KURMAK.

Bu “kabile devleti” şimdi aklı sıra, BAE’yi, terör örgütlerini, bazı etnik çevreleri ayartarak, bölge içi yeni bir güç haritası oluşturmaya çalışıyor.

Bunu yaparken de temel amaç olarak, Türkiye, S. Arabistan, Mısır ve İran’ı zayıflatmayı esas görüyor. Aksi takdirde bu harita çalışması hiçbir işe yaramayacak.

İsrail, kendine çok yakın çevredeki tüm güçlere saldırırken, daha uzakta bir güvenlik kalkanı kuruyor.

Basra Körfez’nde BAE’yi, Suriye’de YPG’yi, Yemen’de BAE’ye bağlı güçleri, Somali’de Somaliland’i, Sudan’da Hızlı Destek Güçleri’ni, Akdeniz’de Rum Yönetimi’ni, Ege’de Yunanistan’ı kullanıyor.

Kuzey doğuda Azerbaycan ile ilişkilerini güçlü tutmaya çalışıyor. Ve bütün ülkelerde DAEŞ ve diğer terör örgütlerini bu halka içinde görevlendiriyor.

Kendine uzak çevrede, devletler ve örgütler üzerinden bir savunma kalkanı oluşturuyor. Merkezdeki Türkiye, Mısır, S. Arabistan’ı, bu güçlerle, doğrudan hedef alıyor. İsrail’in çizdiği yeni güç haritası böyle. BAE sadece taşeron…


İSRAİL TÜRKİYE İÇİN BİRİNCİ TEHDİTTİR! PEKİ ELİNİ NASIL KESECEĞİZ?

Bu haritaya göre İsrail sadece İran’a değil, diğer üç ülkeye de saldırabilir. Bütün terör unsurlarını kullanıyor, kullanacak. Bu anlamda Türkiye ile İsrail arasındaki cepheleşme son derece doğal. Bu haliyle İsrail, Türkiye için birinci tehdit haline gelmiştir.

Öyleyse, o vurmadan bu ülkeler harekete geçmeli. Yemen’de, Suriye’de, Somali’de, Sudan’da BAE’nin eli kesilmeli. Doğal olarak İsrail’in eli kesilmiş olacaktır.

Bölgenin güçlü ülkeleri, bu tehlikeyi şimdiden görmeli ve harekete geçmeli. Suriye’de YPG, tüm bölgede DAEŞ, Sudan’da Hızlı Destek Gücü acilen tasfiye edilmeli. Bu alan diplomasinin değil, güvenliğin ve askeri birliklerin alandır.


İSRAİL’İN TÜRKİYE’YE KARŞI HİÇBİR ŞANSI OLMAYACAK. KORKUSU İLE YÜZLEŞECEK!

İsrail’in dar alanda terörle ortaklığı, geniş alanda devlet-örgütler kalkanı projesi hiçbir işe yaramayacak. Bölgenin ezici güçleri, bu yapıları dağıtacak. Artık gücü küreselleşen Türkiye’ye karşı İsrail’in hiçbir şansı, çıkış noktası olamaz. Başkalarına “Türkiye Korkusu” aşılarken kendisinin yaşadığı “Türkiye Korkusu”nu gizlemeye çalışıyor.

Bu alanda çalışan örgütler tasfiye edilmeli, devletler uyarılmalı, gerekirse tehdit edilmeli. BAE, Yunanistan, Rum Kesimi ciddi anlamda uyarılmalı. DAEŞ, PKK ve diğer örgütler kararlı biçimde yok edilmeli.


BAE’YE İKİ ÜLTİMATOM DAHA VERİLMELİ. SINIRDA SIKIŞTIRILIP AKDENİZ’DE BOĞULACAK.

Şimdi Yemen’den sonra BAE’ye, Somali ve Sudan için de iki ültimatom daha verilmeli. DAEŞ için de İsrail ve BAE’ye ültimatom verilmeli.

Türkiye, Mısır, S. Arabistan ve tüm bölgedeki BAE-İsrail aparatlarını ortak askeri müdahalelerle temizlemeli. Bu iki ülke, Bab-ul Mendep, Süveyş gibi stratejik su yollarından uzaklaştırılmalı.

Ülkeleri çevrelemeye çalışanlar, ava çıkanlar bir anda kendilerini çevrelenmiş ve av olmuş görebilirler. Bir anda varoluşsal bir bunalıma girebilirler. İsrail’i böyle bir gelecek bekliyor.

Bu “Kabile Devleti”, bu “Garnizon” için yolun sonu göründü. Sınırda sıkıştırılıp Akdeniz’de boğulacak. Bu da başka bir yazının konusu.


#Suudi Arabistan
#BAE
#İsrail