NATO’nun Ankara Zirvesi magazin boyutuyla epeyce malzeme verse de örgütün yapısal ve işlevsel sorunları boyutuyla son derece sönük geçti. Yayınlanan Sonuç Bildirgesi’nde temennilerin ötesinde dişe dokunan bir cümle yok. Rusya-Ukrayna Savaşı’nda NATO’nun pozisyonu değişmedi. İran’ın nükleer silah çabalarına ilişkin NATO’nun üstüne vazife olmayan ifadeler ise Trump’ı memnun etmek için ve “dostlar alışverişte görsün” edasıyla bildiriye konulmuş. Zirvede, beklendiği gibi bir ABD-Avrupa gerilimi bile yaşanmadı. Hem sönük, hem heyecansız bir zirveydi.
TÜRKİYE’YE KALAN
Türkiye’nin Avrupa Birliği ile siyasi ilişkileri uzunca bir süredir askıda. Türkiye kendisine Avrupa’nın ötesinde bir istikamet çizdi ve Akdeniz’de, Somali’de, Libya’da, Suriye’de, Kafkasya’da, Balkanlar’da kendi çizdiği istikamette kararlılıkla ve başarıyla ilerliyor.
Türkiye’nin NATO üzerinden Batı ile askeri ilişkileri de benzer bir rota izliyor. Türkiye’nin terörle mücadelesine destek vermeyen hatta silah ambargosu uygulayan NATO üyelerine rağmen Türkiye hem terörü sona erdirdi hem de savunma sanayiinde büyük atılım gerçekleştirdi.
Türkiye’nin artık Avrupa Birliği üyeliğine ihtiyacı yok; NATO üyeliği de gittikçe sembolik bir hal alıyor. Türkiye’nin AB ve NATO’ya bağımlılığı ortadan kalkarken, AB’nin ve NATO’nun Türkiye’ye ihtiyacı artıyor. Türkiye’nin Rusya ile iyi ilişkileri de dikkate alındığında, Ankara Zirvesi’nin sönük ve heyecansız geçmesini Türkiye’nin başarısı olarak okumak abartı olmayacaktır.
CAATSA VE F-35
NATO Ankara Zirvesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump’ın uzun uzun görüşmelerini sağladı. Trump, CAATSA Yaptırımlarını kaldırılacağı sözünü verdi ve F-35’ler konusunda olumlu açıklamalar yaptı. Her iki konunun çözümü de tek başına Trump’ın elinde değil. Ancak yaptırımlar Türkiye’yi motive etmek dışında bir işe yaramıyor. Onlar vermedikçe Türkiye daha iyisini yapıyor.
GÖRKEMLİ TÖRENLER ÇAĞI
NATO Ankara Zirvesi’nin organizasyonu neredeyse kusursuzdu. Karşılama törenleri ise devletin değişen yüzünün ve istikametinin yansımalarıydı.
Osmanlı Cihan Devleti, Selçuklu’dan tevarüs ettiği merasimleri zenginleştirerek, çeşitlendirerek, özgün bir tören geleneği inşa etmişti. Cülus, Hilat Giyme, Kılıç Kuşanma, Sünnet, Surre, Bayramlaşma, Hırka-i Şerif Ziyareti, Cuma Selamlığı, Sefer Alayı, Sefirlerin Kabulü, Divan Toplantıları ve daha nice vesileyle görkemli törenler yapılıyordu. (Bakınız: Derin Tarih Dergisi, Temmuz, 2025 Sayısı) Teşrifat Defterleri (Şimdilerde Protokol diyorlar) ile her merasim kurallara bağlanmıştı.
Merasimler, devletin azametini gösterirken, devlet geleneğinin köklülüğünü de ortaya koyuyordu. “İtibardan tasarruf edilmiyor”, böylece içerde gurur, dışarda hayranlık oluşturuyordu.
Cumhuriyet’le birlikte reddi miras yapan devletin törenleri de yavanlaştı; kuru, ruhsuz, şekilsiz, taklit törenler icra edilir oldu. Mozart’ı bile etkileyen Mehter Marşları’ndan, Mozart’ın kötü kopyası marşlar çalan bando-mızıka takımları üretildi. Ankara’da, hastaneden Başbakanlık binasına çevrilmiş o şekilsiz ve ruhsuz yapının önündeki dar alanda, asfalt üzerinde karşılama törenleri yapılıyor, ne misafir ne de izleyenler üzerinde etki oluşuyordu.
Devlet yapılarıyla birlikte artık devlet törenleri de Türkiye’nin büyüklüğüne, görkemine, tarihine ve devlet derinliğine yaraşır bir şekle kavuşmaya başladı.
NATO Ankara Zirvesi, törenlerin görkemiyle de çok konuşulacak.
MUHALEFETİN NATO GÜNDEMİ
Dünya liderleri Ankara’da toplanmışsa, muhalefetin de bununla ilgili bir iki kelam etmesi elbette beklenir. Özgür Özel, korsan grup toplantısında NATO Zirvesi’ne en ağır, en vurucu eleştiriyi getirdi: “O Trump ki, Türkiye’ye gelip Anıtkabir’i ziyaret etmeyen bir Amerikan Başkanı’dır”. Böyle bir vizyona hayran olmamak elde değil!
Bu arada CHP’de büyük bir skandal patladı: Özgür Özel yönetimi tarafından medya-sosyal medyaya 1 milyar TL’ye yakın ödeme yapılmış. Bir yandan 2 bin takipçisi olan hesaplara astronomik paralar verilirken diğer yandan trol orduları beslenmiş.
Mehter Marşlı karşılama törenlerinden Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in rahatsız olmasını anlarsınız da, içerde bazıları neden rahatsız olur? CHP Genel Merkezi’nden dağıtılan, şimdilik 1 milyar TL’ye yakın olduğunu bildiğimiz ama çok daha fazla ulufe işte bu işe yarıyor: Siyasi kutuplaşma, gerilim, bolca sövgü ve iktidarı eleştirmek adına kendi ülkesine düşmanlık.
Bu skandalı ne Anıtkabir örtebilir ne de Atatürkçülük.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.