3E üzerine düşünceler: Emek, eğitim, evlilik (2)

Fatma Barbarosoğlu
Fatma BarbarosoğluYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 25/08/2026, Salı • Yeni Şafak Haber Merkezi
3E üzerine düşünceler: Emek, eğitim, evlilik (2)

Yazarlar metinlerini inşa ederken girdikleri ruh hali açısından ikiye ayrılır: “bir şey hakkında konuşanlar”, “o şey ile birlikte yaşayanlar.” Bir şey “hakkında” konuşmak çok defa meselenin özünü anlamayı zorlaştırır.

Tolstoy, “hakkında” konuşan yazar değildir. Kendisine dert ettiği sorun alanı içinde bizzat yaşayandır. 19. yüzyıl Rus modernleşmesinin temel meselelerinden olan “Bu köylüleri nasıl adam etmeliyiz?” sorusunu Tolstoy, adam etmek üzerinden değil, o adamların nasıl yaşadığını anlamak üzerinden konumlandırır. Temel argümanı şudur:

“Köylüyü anlamak istiyorsanız önce onun nasıl çalıştığını anlayın.”

Anna Karenina romanında diğer soylular kitabî bir düzlemde konuşurken Tolstoy, Levin karakteri üzerinden hayatın yordamını kavramaya çalışan adam olarak Levin’e tırpan sallatır. Böylece kahramanı üzerinden bilginin sadece kitabı değil, hayatın içinde el ile yapılan işler üzerinden de öğrenilmesi gerektiğini ortaya koyar.

Levin tırpan ile ot biçmeyi yaşlı bir köylüden öğrenir. Başlangıçta başarısız olur. Çünkü yaşlı köylünün ritmine ayak uydurmakta zorlanır:

“Levin ne kadar uzun süre ot biçerse, kendinden geçme anları da o kadar sıklaşıyordu. Bu anlarda artık tırpanı ellerinin sallamadığını, tırpanın bu hayat dolu ve kendisinin her zaman farkında olan bedeni peşi sıra sürüklediğini ve yapılan işin, âdeta büyücülük gibi, düşünmeden, kendiliğinden yapılan doğru ve açık bir iş olduğunu hissediyordu. Bunlar, en keyifli anlardı.

Ancak farkında olmadan yapılan bu harekete ara vermek ve düşünmek, bir tümseğin ya da bir kuzukulağı öbeğinin çevresindeki otları biçmek gerektiğinde zor oluyordu. İhtiyar bunu kolayca yapıyordu. Karşısına bir tümsek çıkınca hareketini değiştiriyordu ve kâh ayakkabısının tabanıyla, kâh tırpanın ucuyla tümseği her iki yanından kısa kısa vuruşlarla ufalıyordu. Bunu yaparken de önüne çıkan her şeye dikkatle bakıyor ve gözlüyordu; kâh bir yabani meyve koparıp yiyor ya da Levin’e ikram ediyor, kâh tırpanın ucuyla bir dalı kaldırıp kenara atıyor, kâh tırpanın altından dişisi uçan bir bıldırcın yuvası görüyor, kâh yoluna çıkan bir yılanı çatalla tutar gibi tırpanla kaldırıp Levin’e gösteriyor ve fırlatıp kenara atıyordu.

İhtiyarın hareketlerindeki bu değişiklikler Levin’e de arkasındaki genç köylüye de zor geliyordu. Her ikisi de bir harekettutturup kendilerini çalışmanın heyecanına kaptırıyordu ve hem hareketlerini değiştirip hem de önlerinde ne olduğunabakamıyorlardı.

Levin zamanın nasıl geçtiğini anlamıyordu. Ne kadar zamandır ot biçtiğini sorsalardı, yarım saattir derdi, oysaki vakitöğlene yaklaşmıştı.”

İnsan sadece düşünerek değil, çalışarak da öğrenir. Bu yüzden Levin’i yalnızca bir çiftçi olarak değil, emeğin öğrencisi olarak görmemizi ister Tolstoy. Köylüler onun öğretmenidir; ama bunu ders anlatarak değil, birlikte çalışarak yaparlar. Tolstoy’un bu yaklaşımının yalnızca tarım için geçerli olduğunu düşünmememiz gerekiyor. Öğretmenlik, yazarlık, zanaatkârlık, hatta anne-babalık gibi bütün insan faaliyetleri için de görerek öğrenmenin temel olduğu bilgisi ile romanın ilerleyen sahnelerinde, Levin’in karısının küçük ablası Natali’nin kocası ile çocukların terbiyesi hakkında konuştuğu sahnede tekrar karşılaşacaktır okuyucu. Levin karakteri üzerinden Tolstoy eğitimi değil terbiyeyi merkeze koyar. Çünkü Tolstoy’un “emek” kavramı, yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, insanın karakterini ve bilgisini inşa eden temel yaşama biçimidir. Bu yüzden Levin’in tarlada öğrendiği şey aslında sadece biçme tekniği değil, insan olmanın ritmidir. Yaşlı çiftçinin otu biçerken biçmesi gereken şeylere dikkatini nasıl yoğunlaştırdığını da öğrenmiş olur Levin.

Tarlada ot biçen köylüler, bedenlerinin onca yorgunluğuna rağmen mutludur. Tolstoy’a göre insanı mutsuz eden emeğin sonucundan kopmak ve emeğin anlamını yitirmesidir.

Tolstoy, emek sonuç ilişkisini okuyucusuna Levin’in beden yorgunluğu üzerinden aktarır. Levin tırpan biçerken çok yorulur. Sırtı ağrır, elleri acır. Buna rağmen günün sonunda kendisini uzun zamandır olmadığı kadar huzurlu hisseder. İşin sonunda kazandığı maddi bir kazanç yoktur, köylülerin yapacağı işi köylülerle birlikte yaparken, daha doğrusu bilmediği bir işi onlara bakarak öğrenirken aynı zamanda dünya ile bağ kurduğunu fark eder. Tırpanı sallar, ot yere düşer, böylece eli, bedeni ve dünya arasında doğrudan bir ilişki kurulur.

Köylülerin yanına giderken ağabeyine yemek için eve döneceğini söylediği halde köylüler mola verdiği zaman evine gitmez, çocuklarının tarlaya getirdiği azığını onlarla birlikte yer. Çünkü Levin’in zamanı ile köylülerin emek yoğun zamanı bütünleşmiştir.

Günümüzde dijital kültürün özendirdiği görünürlük üzerinden para kazanma anlayışına ram olmuş öznesi yukarıda anlatmaya çalıştığım “emek” ile huzur bağlantısını kavrayabilir mi?

Çok ümitli değilim. Ama yine de olanı biteni anlatmaktan kendimi mesul hissettiğim için “emek olmadan yemek olmaz” atasözünün izinde emeğin yönü üzerinde düşünmeye gayret ediyorum. “İçerik üretmenin” emeksiz bir iş olduğunu söylüyor değilim. Tam tersine günümüzde geçmiş kuşaklardan daha fazla zihinsel yük taşındığını düşünüyorum. Sorun şu: Yapılan iş, emek ile özne arasında doğrudan bir bağ kurulmasına imkân tanıyor mu?

Levin’in tırpan biçerken yaşadığı mutluluk, kaslarının yorulmasından değil; emeğinin dünyaya değdiğini hissetmesinden kaynaklanır.

Modern insanın sorunu emek azlığı değil, emeğin hayattan kopmasıdır. İnsan yaptığı işin dünyadaki karşılığını göremediğinde hem yaptığı işe hem de kendisine yabancılaşır.

Roman okumayı küçümseyen, indirgeyen, romanı bayağı metinlerle eş tutan, “okumayan özneler”le muhatap olan hakiki okuyuculara, edebî metin ile felsefe arasında doğrudan bağ kurmayı sağlayacak bir kitap tavsiyesi ile bu yazıyı noktalamış olayım. Zira iyi okuyucuların roman okumaması, zihnimi daima meşgul eden bir sorundur.

Tolstoy’un Levin’i ile 20. yüzyılda Hannah Arendt’in İnsanlık Durumu‘nda yaptığı emek (labor), iş (work) ve eylem (action) ayrımı arasında dikkat çekici benzerlikler var. Arendt, modern dünyada insanın bu üç alan arasındaki dengeyi kaybettiğini söyler. Tolstoy ise bunu felsefi kavramlarla değil, Levin’in tarladaki bedeni üzerinden anlatır.

Anna Karenina’yı aşk romanı zanneden okuyucular, salı yazılarını “şaşkınlıkla” takip ediyor. Haftaya salı devam edeceğiz inşallah.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026