
İbrahim Kardeş''in tavsiyesini ve hatta, belki de, komutunu yerine getirmeyeceğim. Bugün karşınıza "Çarşamba Samsun''undur ve Perşembe kesinlikle, şeksiz şüphesiz Ordu''nundur" demek üzere çıkmış bulunuyorum. Sözü hangi atalarımızın hangi sebeple söylediğine aldırmayarak, yahut kendimi haksız yere atalarımın sözcüsü haline getirmeksizin "geliş"i anlamak kastıyla takvime değil de haritaya bakıyorum ve önümüzde gelişi belli edecek diye varsaydığımız şeyin sel tarafından alınmış bulunan Çarşamba''nın mı, yoksa derelerinin yukarı akmasından korkulan Ordu''nun Perşembe''sinin mi olduğu hususunda iki ihtimale çattığımızı görüyorum. Bölgeye ulaşmak gayesi ve gayretiyle yola batıdan çıktığımızda mezkûr iki yerden ilk göreceğimiz selin aldığı Çarşamba''dır ki idarî taksimatta Samsun''a düşmektedir. Ben hareket noktamızın doğu olması görüşünü benimsediğimden güzergâhım üzerinde ilk önce adı bildiğim hiçbir halk türküsünde geçmeyen Perşembe''yi fark etmek zorunda kalıyorum. Ordu''nun Perşembe''si Çarşamba''nın gelişini belli ediyor.
Mübarek üç aylar... Benim çocukluğumda Ramazan Bayramı (îd-i fıtr) yoktu. Onun yerine herkes Şeker Bayramı''nı kutlardı. Bayram ziyaretlerinde misafire çikolatanın yanında meyve likörü (Doğrusu likörün yanında çikolatadır; ama bayram hatırına sıra değiştirilmişti.) ikram edilirdi. Anneler çocuklarına: "Sakın ha! Allah baba kızar!" dediklerinde kimse onlara İhlâs suresini hatırlatmazdı. Esasen "kul hu vallahi" diye başlayan Arapça dua(?)nın İhlâs suresi olduğunu bilen insan sayısı hiç kabarık değildi. Daha doğrusu İhlâs suresini bilmek insanlar arasında kimseye bir itibar kazandırmıyor ve bilmemek bir nâkısa sayılmıyordu. Aradan yarım asır geçince bunlar artık tam tamına böyle değil; ama bir zamanlar bunların böyle olmasını ne mümkün kılmışsa o devam etmektedir. Cumhuriyet Türkiye''sinde insanların İslâmiyet''le kurdukları irtibat bakımından ne esasta, ne usûlde bir değişiklik vuku bulmuştur. Yegâne değişiklik bir değişmenin gerçekleşebileceği ihtimaline dair bazı işaretlerin ortaya çıkmış olmasından ibarettir. İşaretlerin sadakati konusundaki endişelerimiz ise günden güne azalacağına artmaktadır. Yakın bir geçmişte Ezan-ı Muhammedî''nin hoparlörle okunmasına tahammül edemediğine dair bir vehim uyandırmaya çabalayan bir cemaatin hal-i hazırda nelere tahammül ettiğini (Tahammül ne kelime! Neleri teşvik ettiğini) gördüğümüzde zihnî teşevvüşün yarım asır öncesinden farklı olmadığı anlaşılıyor.
Bu zihnî teşevvüşe katkıda bulunmayalım. Çarşamba''yı sel aldı. Bunu belli eden, bunu bize aşikâr eden ise Ordu''nun Perşembe''sidir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.