
Geçen gün internette Türkiye''deki siyasi partilerin sıralandığı bir sayfa çıktı önüme, amblemleriyle birlikte tabii ki. Ne kadar çok parti varmış memlekette, "Sağduyu" adını taşıyan bir parti bile varmış... Listeye şöyle bir göz atınca, parti kurmada başta gelen zorluklardan birisinin de "amblem seçmek" olduğunu anladım. Anlaşılan o ki, hayvanlar alemini bir kenara bırakırsanız amblem seçmek gerçekten zor bir iş imiş.
Niyetiniz seçiminizi "hayvanlar alemi"nden yapmak ise işiniz kolay. At, güvercin, arı, yunus, kartal (Doğruyol, DSP, Anavatan, Liberal Parti, HEPAR (Pamukoğlu''nun partisi yani) vs sizi bekliyor. "Bitkiler alemi" de nispeten kolay, çünkü eğer kendinizi "sol"da konumluyorsanız "gül"ü veya "çınar"ı seçip onları farklı kompozisyonlar içinde partinizin amblemi yapabilirsiniz. Mesela (sırasıyla) Anayasa Mahkemesi''nin hayatına son verdiği DTP ve bugün BDP gibi. Bol hilal ve yıldızlarla oluşturulan amblemler de çok tercih edilen bir tarz. Hilal ve yıldız sayısı ile istediğiniz kadar oynayabilirsiniz. MHP ve Saadet Partisi''nin üç hilalli ve tek hilal, dört küçük ve bir büyük yıldızlı amblemleri gibi. Amblem olarak akla ilk gelenler içinde "güneş" de var. HAK-PAR ve HAS''ın güneşleri gibi. Bu iki güneş tabii ki birbirinin aynı değil, her parti kendine göre biraz stilize etmiş. Ama doğrusu, aralarında çok da bir fark yok gibi. Bir partinin adı ile ambleminin neredeyse aynı olması bir avantaj mıdır bilmiyorum. Ama böyle bir parti var. Partinin adı: Türkiye Partisi. Amblemi "Türkiye haritası"! (Bilmeyenler için: Abdüllatif Şener''in Türkiye Partisi bu.)
Sol partilerin -daha doğrusu komünizmi sosyalizme tercin eden soldaki partilerin- amblemlerini ayrıca gözden geçirmek lazım, çünkü komünizmin enternasyonal niteliğinden dolayı bu partiler yeni-yepyeni amblem arayışına girmiyor. Ancak bu kesimde eskinin orak/çekicinin artık tercih edilmediğini gözlemliyoruz. Mesela Emek Partisi amblem olarak içinde dünyanın yer aldığı bir dişli ile yetinmiş. "Dişli" motifi ile TKP''nin ambleminde de karşılaşıyoruz. Türkiye Komünist Partisi, amblem olarak bir yarım dişli içine yerleştirdiği "çekiç"le yetinmiş. Komünist partilerin amblemlerinde her zaman karşımıza çıkan "orak/çekiç"in orağından vazgeçilmiş.
Biliyorsunuzdur, "orak/çekiç"in komünist partilerin amblemleri haline gelmesi Sovyet Devrimi''nden hemen sonra (1918''de) Halk Komiserleri Konseyi tarafından yapılan seçimle başlıyor. Amblemi çizen Alexandre Leo adlı grafiker amblem çalışmasının orijinal halinde orak ve çekicin arasına bir de kılıç yerleştirmiş. Ama -söylendiğine göre- Konsey''de yer alan Lenin, "kılıç"ın partisinin pasifist eğilimini (!) gölgeleyeceğini söyleyerek "orak-çekiç" ile yetinilmesini istemiş. "Orak/çekiç" bu seçimin ardından Üçüncü Enternasyonal içinde yer alan bütün komünist partilerin amblemi olmuş. "Orak/çekiç" ikilisinin ilki tabii ki "kadın"ı temsil ediyor; "çekiç" ise erkek işçiyi. Lenin''in tercihi doğrultusunda oluşturulan bu amblemi Marx''ın öğretisinden bir sapma olarak değerlendirenler de olmuş. "Orak da nereden çıktı, Marx nerede devrim yolunda köylüler ve proleterya dayanışmasından söz ediyor?" gibi bir itirazla tabii ki.
"Orak/Çekiç"li amblemin komünist partiler/örgütler nezdinde taşıdığı önemin -ister istemez- giderek azaldığını da hatırlayalım. İşçi sınıfının zaman içinde geçirdiği dönüşüm, "entellektüel" emek ve emekçilerin ortaya çıkması, emek mücadelesini "orak/çekiç" ile ifade –veya sembolize- edilemez bir hale getirdi. Bunun bir sonucu olsa gerek, Doğu Almanya Komünist Partisi''nin ambleminde "çekiç"in yanında "orak" değil, "kumpas" yer alıyordu. 90''lı yılların başında Fransız Komünist Partisi, -"içeride" devam etse de- ulusal planda tasarladığı yayınlarda "orak-çekiç"i kullanmamaya başladı. Benzer şekilde bu amblem parti gazetesinin logosundan da düştü. Eskinin kendilerini komünist-sosyalist olarak niteleyen ülkelerinin Sovyetler Birliği''nin çöküşünden sonra hızla "geleneksel" amblemlerine döndüğünü de unutmayalım. Rusya''nın "orak/çekiç"ten kurtulur kurtulmaz "Kartal"a dönmesi gibi...
Yazının bitmesine az kaldı ama ben hâlâ "ampul" konusunda yapmayı düşündüğüm öneriyi dile getiremedim. (Bu arada CHP''nin "Altı Ok"unu da unuttuk ama bu amblem üzerine çok yazılıp çizildiği için unutkanlığımız bağışlanabilir.) Ak Parti''nin amblem olarak niçin "ampul"ü seçtiğinden filan söz etmeyeceğim, çünkü bu konular da zamanında çok konuşuldu. Benim konuya ilişkin önerim çok farklı.
Geçen gün, Ankara''da yaşayan bir arkadaşım, belki elli markete girip çıktığını fakat bir türlü "kısa ömürlü ve çok enerji tüketen" 100''lük ampullerden bir adet bile bulamadığını anlatıyordu. Anlaşılan o ki Ankara çok yakın zamanda "uzun ömürlü ve tasarruflu" ampul dışında ampul girmeyen şehirlerden birisi olacak. Biliyorsunuz, "uzun ömürlü ve tasarruflu ampul" kullanımı (çarşı-pazardan başlayarak evleri de son derece "soğuk" bir ışıkla aydınlatsa da) bu avantajlarından dolayı hızla yaygınlaşıyor. Konuyla ilgili bakanlıklarının bu ampul kullanımının yaygınlaşması için -resmi binalardan başlanarak- gayret sarf ettiğini de biliyoruz.
Bu bilgileri hatırlattıktan sonra artık önerime gelebiliriz: Ak Parti''nin amblemi olan "kısa ömürlü ve çok enerji tüketen" ampulü "uzun ömürlü ve tasarruflu" olanı ile değiştirmesinin zamanı gelmedi mi? Hem de üçüncü seçimini de kazanarak "uzun ömürlü" olduğunu ve seçmenlerinin sayısını yüksek bir tasarruf oranıyla hızla artırabildiğini ispat ettikten sonra! Üstelik bu ampullere hakim ("sarısı da var" diyorlar ama çok da doğru değil bu iddia) "beyaz" ışık Ak Parti''nin "Ak"ına daha uygun düşecektir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.