
Kararın açıklanmasının üzerinden iki hafta bile geçmedi; yani çok taze bir karar. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Ankara 17. Sulh Ceza Mahkemesi''nin caddede seyir halindeki aracından kurusıkı tabancayla havaya ateş ettiği için M.Ö. adlı sanığı 100 YTL para cezasına (bazı haberlerde 5 ay hapis cezasından da söz ediliyor) mahkum eden kararını bozmuş. Sulh Ceza Mahkemesi hiç mi hiç caydırıcı olmayan bu para cezasının yanı sıra, "kurusıkı tabanca"nın müsaderesine de hükmetmiş.
Yargıtay''ın mahkeme kararına bozarken geliştirdiği asıl gerekçe (gazete haberlerine göre) şu imiş: Kurusıkı tabancalar silah kategorisi içinde yer almazlar. Dolayısıyla, meskun mahalde korku ve panik yaratacak şekilde ateş etmek suçu oluşmamıştır.
Önümdeki gazete bu haberin içine şu bilgiyi de yerleştirmiş: "Yargıtay Ceza Genel Kurulu, kuru sıkı tabancalara ağır ceza isteyen Adalet Bakanlığı''nın isteminin reddine karar verdi."
Evet eldeki bilgiler bu kadar.... Şimdi de gelelim Yargıtay''ın "kurusıkılar"a ilişkin kararının akıl terazisinde tartılmasına:
Ben bu Yargıtay kararını şaşırtıcı ve tartışmaya son derece açık olması bir yana "tuhaf" da buldum.
Bilmeyenimiz yoktur herhalde: Vitrinlerde sergilenen "kurusıkı" adı verilen tabancaları aslından ayırt etmek birçoğumuz için imkansızdır. Ateş edildiğinde kurusıkıların çıkardığı sesi ise ayırt edebilmek ise daha da imkansız.
Bu durumda, meskun yerde "silah kategorisine girmeyen" böyle bir tabanca ile ateş edildiğini düşünün ve şu soruya cevap verin: Meskun mahalde yanınızda bu silah ateşlendiğinde "korku ve panik" mi yaşarsınız, yoksa "Ha anladım bu kurusıkı, telaşlanacak bir şey yok" deyip yolunuza devam mı edersiniz?
Yargıtay 8. Ceza Dairesi yargıçları çok soğukkanlı kişilermiş doğrusu... "Tabanca kurusıkı olduğuna göre korku ve paniğe gerek yok" diyebiliyorlar.
O halde ben de kararımı açıklayayım:
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, aldığı bu tuhaf kararla söz konusu tabancaların kullanımının önündeki küçücük yaptırımı da kaldırırken hiç mi hiç sorumlu davranmamıştır. Hangi medeni ülkenin yargıtayından benzer bir karar çıkabilir. Meskun mahalde "korku ve panik" yaratılmış olması için eldeki tabanca illâki gerçek anlamda "silah kategorisine" mi girmek zorundadır?
Yargıtay 8. Ceza Dairesi üyelerinin meskun mahalde bir kurusıkı korku ve paniği yaşamamalarını dilerim...
Şimdi de gelelim bir başka Yargıtay kararına; bu öncekinden de tuhaf ve da yanlış.
Kendisiyle Dink cinayeti çerçevesinde tanıştığımız Yasin Hayal adlı "azmettirici"yi tanımayanınız yoktur. İçinizden birçoğu bu adamın "azmettirici"likten önce Trabzon''da McDonalds''a bomba yerleştirip (patlattığını) da hatırlıyordur. İçinizden bazılarının Hayal''in bu bombalama eyleminden dolayı tutuksuz yargılanıp 6 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldığını hatırladığını da sanıyorum. Peki ya bu mahkûmiyetin Yargıtay''da aylarca bekletildiğini; bunu da hatırlayanlar vardır mutlaka.
Peki, McDonalds''a bomba koyduğu kesinleşen ve 6 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan Hayal, nasıl oluyordu da elini kolunu sallayarak Trabzon''da dolaşıp "azmettirici"liğe soyunabiliyordu?
Çünkü Hayal''in davasında avukatları (bombalama eylemlerine ilişkin) bir Yargıtay kararını emsal göstermişlerdi. Mahkeme de, bombalama eyleminden zarar görenlerin şikayetlerini geri almaları, sanığın duruşmalardaki saygılı tavrını, sabit ikâmetgah sahibi olması gibi gelişme ve verilerin üzerine emsal gösterilen Yargıtay kararını da göz önüne alarak Hayal''in tutuksuz yargılanmasına karar veriyordu.
Düşünün: Ortada 6 kişinin yaralandığı bombalı bir olay var, ama mahkeme hâlâ "sanığın duruşmalardaki saygılı tavrı"nı ölçmekle meşgul...
Medeni bir ülkede bunun emsali ile karşılaşabilmek de imkansızdır.
Geriye ne kaldı? Geriye tabii ki Trabzon''daki davada Hayal''in avukatlarının emsal gösterdikleri Yargıtay kararı kaldı.
25 Ocak 2001 tarihli karar da şöyle bir şeymiş:
Adana DGM''den "patlayıcı imal etmek" suçuna ilişkin çıkan bir karar Yargıtay''ca bozulmuş.
Bozma gerekçesi şöyle bir şeymiş: "İmalata yönelik altyapı ve oluşum ortaya konmaksızın, örgütsüz, tek bir olaya özgü olarak potasyum nitrat ve potasyum klorad, kablo, pil gibi kolay bulunabilen maddelerle patlayıcı imal etme eylemi, yasada öngörülen patlayıcı imal suçunu karşılamaz." (İstersiniz, Kara Kuvvetleri Komutanı''nın ülkede kullanılan gübrelerin kompozisyonuna ilişkin uyarısını hatırlayabilirsiniz, çünkü tam yeri.)
Siz şu işe bakın; Yargıtay, "patlayıcı imal etme" suçunun oluşabilmesi için, ele geçen bombaların illâki belli bir "altyapı"sı olan ortamlarda imal edilmiş olmalarını şart koşuyor!
Dolayısıyla, Yasin Hayal''in "tek bir olaya özgü olarak" tasarlayıp piyasada kolaylıkla bulunabilen maddelerden imal ettiği bombanın bombadan sayılmama ihtimali de varmış...
Güzel memleket doğrusu...
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.