
Bu satırlar yazılırken henüz Fazilet Partisi davası sonuçlanmamıştı. Muhtemel ki siz bu yazıyı okurken dava sonuçlanmış ve FP''nin kapatılıp kapatılmadığı belli olmuş bulunacak. Bu satırlar bir belirsizlik içerisinde yazıldı.
Fazilet Partisi kapatılmışsa bir kere daha başladığımız noktaya geri dönmüş olacağız. Cumhuriyet dönemini dikkate alırsak 55 yıl, Osmanlı devletini dikkate alırsak 90 yıllık bir çok partili hayat tecrübesi bize farklılıklara saygı gösterme ve halkın iradesine boyun eğme kültürü kazandırmadı. Türkiye''de bir hakim irade var ve halkın iradesi ona paralel düştüğü ölçüde bir anlam ifade ediyor. Kapatma kararıyla bu bir kere daha tescil edilmiş olacak.
Eğer Fazilet Partisi kapatılmamışsa bu demokrasi kültürünü içimize sindirdiğimiz, halkın iradesine saygı gösterdiğimiz anlamına da gelmiş olmayacak. Karar odaklarının en son dikkate aldıkları şey, halkın en az %20-25''nin bu partinin halihazırdaki politikasını olmasa bile önceliklerini paylaştığı, demokrasi gereği buna saygı göstermek icabettiği gerçeğidir. Eğer parti kapatılmamış olursa muhtemelen bunda, kapatma kararının ekonomik hayatımızda doğuracağı sonuçlar, siyasi alanda ve uluslararası arenada karşılaşabileceğimiz problemler etkili olacak. Bu durumda FP''nin devam etmesi Türkiye''de demokrasinin mesafe aldığı anlamına gelmeyecek.
Bu mesafe alınmayışta yasama, yürütme ve yargının müşterek rolü, daha açıkçası kusuru var. Çünkü eğer yasama parti kapatmayı samimi olarak zorlaştırmak, Türkiye''nin siyasi ufkunu genişletmek istemiş olsaydı bu noktaya gelinmeden yasal düzenlemeleri yapar, parti kapatmayı zorlaştırırdı. Bu yapılmadı. Eğer yürütme bu konuda daha özgürlükçü bir anlayışa sahip olsaydı parti kapatmaların zorlaştırılması teşebbüslerine karşı çıkmazdı. Tam tersi yapıldı. Ve eğer yüksek mahkeme demokrasinin gelişmesi yönünde tavır koysaydı parti kapatmanın yasa değişiklikleriyle zorlaştırılmasına gerek bile kalmazdı. Anayasa Mahkemesi bu yönde pekala bir içtihat oluşturabilirdi. Nitekim Avrupa''da olsun, Amerika''da olsun mahkeme içtihatlarının özgürlüklerin ve hukuk devleti anlayışının yerleşmesinde inkar edilmez bir rolü vardır. Amerika Birleşik Devletleri''nin 200 yılı aşkın yazılı anayasa tarihinde çok az anayasa değişiklikleri olmuş, bugün gelinen noktaya yüksek mahkemenin özgürlükçü içtihatlarıyla gelinmiştir. Anayasa Mahkemesi''nin şimdiye kadar kaç parti kapatma kararı verdiği dikkate alınırsa böyle özgürlükçü bir anlayışa yüksek mahkemenin maalesef sahip olmadığı görülür. Belki bu konuda bizzat mahkeme de bir özgürlük kurbanıdır.
Esasen yüksek mahkemenin böyle bir anlayışı veya imkanı olsaydı bu davanın çoktan sonuçlanmış olması gerekirdi. Hangi yönde karar verilirse verilsin bir ülkenin ana muhalefet partisi üzerinde kapatma davasının iki yıl Demokles''in kılıcı gibi asılı durması bir hukuk skandalıdır. Ve bu askıya alışın doğrudan siyasi sonuçları vardır. Nitekim geçtiğimiz iki yılda Fazilet Partisi dişe dokunur bir ana muhalefet partisi görevini yapmamıştır. Bunda yüksek mahkemenin işi bu ölçüde sürüncemede bırakmasının rolü olduğu inkar edilemez. Şimdi bu davaya pür hukuki bir dava olarak bakabilir miyiz?
Sonuç nasıl olursa olsun Türk demokrasisi bundan güçlenerek değil, yara alarak çıkmış olacak.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.