
Bir ülkenin huzur ve sükunu, bunu sağlayacak sosyal, iktisadi ve kültürel tedbirleri alarak, insanları o ülkenin vatandaşı olmaktan ve orada yaşamaktan mutlu kılarak mı sağlanır, yoksa huzur ve sükun denen olgu bunu bozduğu varsayılan herkesin cezalarla ve ceza korkusuyla sindirildiği, vatandaşların kendilerini hür hissedemediği ve bir yolunu bulup ülkeyi terketmek istediği zaman mı sağlanır? Gelişmiş ve hukukun üstünlüğünü hayata geçirmiş ülkeler bu soruyu birinci şekilde cevaplandırmakta ve o hedefe ulaşmaya çaba göstermektedirler. Türkiye''nin içinde bulunduğu ülkeler ise soruyu ikinci şekilde cevaplandırıyorlar.
Taksim Toplantıları''na konuk olan Cumhurbaşkanı Demirel Ceza Kanunu''nun 312. maddesi ve Terörle Mücadele Yasası''nın 8. maddesinin değiştirilmesi taleplerine karşılık buna Meclis''in karar vereceğini söylüyor ve ekliyor: "Devletin elinde huzur ve sükunu sağlamak için hiçbir mekanizma kalmamaktadır şeklinde şikayetler bulunmakta." Yine aynı konuşmasında: "Yani eğer toplum kendi kendini hiçbir tahdit olmadan koruyabilecek, huzuru sükunu hiçbir tahdit olmadan muhafaza edebilecek duruma gelmişse ''Cumhuriyete laik devlete karşı istediği şeyi söylesin, onu dinleyen olmaz'' veya ırkçı düşüncelere, etnik milliyetçiliğe karşı Türkiye''nin korkusu ve kaygısı yoksa tahdit vesaire koymaya hiç gerek yok." diyor sayın Demirel.
Türkiye kuruluşunun üzerinden 75 yıl geçtikten sonra hala yıkılma, bölünme, istilaya uğrama korkularını üzerinden atamamaktadır. Şiir okuma bu ülkeyi yıkmakta, başörtüsü ile üniversiteye devam etme Cumhuriyeti tehdit etmekte, aynı şekilde memur olmak rejimi tehlikeye sokmakta, dini devletin resmi yorumu dışında anlama ve uygulama laikliği ihlal etmekte, en basit kültürel talepler ve insanların kendilerini ülkeye bağlayacak ve ısındıracak istekleri ülkeyi bölme olarak nitelenmektedir. Bu eğer gerçekten bu yönde bir korkunun tezahürü ise bu korkunun sahiplerinin bir an önce bu hastalıktan şifa bulmaları için gerekli tedbirler alınmalı. Türkiye artık yıkılma ve bölünme paranoyasından kurtulmalıdır. Bir ülkeyi asıl bu gereksiz korkular yıkılma ve bölünme sınırına getirir. Çünkü bu korkuların sahipleri bunun etkisiyle olmadık baskıları, haksızlıkları insanlara reva görürler. Bunun Türkiye''de bir çok alanda uygulamalarını görmek mümkün.
Ancak ben böyle bir paranoyaya kendilerini kaptıranların çok fazla sayıda olduğunu zannetmiyorum. Asıl Türkiye''de rastlanan bu korkunun ticaretinin yapılmasıdır. Birileri belli odakları bu korku ile korkutmakta ve bundan kendi ikballeri, istikballeri için medet ummaktadırlar.
Dünyadaki bütün anti-demokratik ve insan haklarını ihlal eden yönetimler kendilerini ve uygulamalarını yıkılma ve bölünme tehlikeleriyle, hikmet-i hükümet mazereti ile meşrulaştırmaktadırlar. "Ben kendi iktidarımı sürdürmek için insanlara bu baskıları uyguluyorum" diyen bir tane yönetici var mı? Bütün baskılar, bütün insanlık ve hukuk dışı uygulamalar halkın âli menfaatleri arkasına sığınmaktadır.
Türkiye''nin yıkılmasını, bölünmesini, rejimin çökmesini istemeyenler eğer bu arzularında samimi iseler bu toprakları bir an önce yaşanabilir, insanların temel hak ve hürriyetler havasını rahatça teneffüs edebildiği bir ülke haline getirmelidirler. Özgürlük, hukuk ve demokrasi taraftarı olmak lafla olmuyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.