
Önümüzdeki dönemde kamu kuruluşlarının özelleştirilmesinin hızlanacağı anlaşılıyor. Sebep sadece bu kuruluşların verimli çalışamaması değil. Devletin içinde bulunduğu mali darlık da böyle bir özelleştirmeyi gerekli kılmakta. Özelleştirilmesi düşünülen kuruluşlar arasında kamu bankaları da var. Bankaların özelleştirilmesi mümkün olabilir, her hükümetin tepe tepe kullandığı bu imkan bir çırpıda devre dışı bırakılır mı bilmiyoruz. Ancak böyle bir özelleştirme olacaksa Vakıfbank''ın bu kervana katılması büyük yanlış olur. Vakıfbank''ın kendisine bağlı olduğu Devlet Bakanı Yüksel Yalova''nın isabetle belirttiği "Vakıfbank özelleştirilmesin" sözü böyle bir ihtimalin var olduğunu ortaya koyuyor. Bizi bu yazıyı yazmaya sevkeden amil de bu ihtimal.
Vakıfbank''ın kuruluş sermayesinin önemli bir kısmı Osmanlı döneminde kurulmuş olan para vakıflarından gelmektedir. Para vakıfları ilk dönemler hukukiliği hayli tartışma konusu yapılmış olan bir vakıf türüdür. Klasik vakıf anlayışında taşınırların vakfedilememesi bu türden olan para vakıflarının da meşruiyeti konusunda şüpheler doğurmuş, hatta Kanuni döneminde Şeyhulislam Çivizade''nin aleyhte fetvası üzerine bir süre de yasaklanmıştı. Bilahare şeyhulislam olan Ebussuud Efendi''nin para vakıflarının meşruiyeti konusunda verdiği fetva üzerinedir ki tekrar yaygın bir şekilde kurulmaya başlanmıştır. Tahsis edilen paraların, işletilme şekli konusundaki tereddütlere rağmen bu tür vakıflar, Osmanlı döneminde hayır kurumlarına mali destek sağlamada önemli bir fonksiyon icra etmiştir. 1914 yılında bu paralarla bir banka kurulması kararlaştırılmış, hatta bu konuda kanun da çıkarılmıştı. Ancak Birinci Dünya Harbi''nin o sıkıntılı günlerinde bu teşebbüsün arkası getirilememiştir.
Cumhuriyet dönemine bu vakıflarda birikmiş önemli bir para mevcuduyla girilmiş, daha sonra bu kaynak satılan vakıf arsa bedelleri, icareteynli ve mukataalı vakıfların taviz bedelleri, mazbut vakıfların gelir fazlalarıyla daha da zenginleşmiştir. Nihayet bu paraların çarçur edilmesini önlemek maksadıyla 13 Nisan 1954 tarihinde 6219 sayılı kanun çıkarılmış ve sermayesinin %75''i Vakıflar Genel Müdürlüğü''ne ait olmak üzere Türkiye Vakıflar Bankası kurulmuştur.
Bu durum şunu ortaya koyuyor: Vakıfbank Sayın Yalova''nın da ifade ettiği gibi diğer kamu bankaları türünde sermayesi Hazine tarafından konmuş bir banka değildir. Asırlar boyunca hayır yapmak isteyenlerin tahsis etmiş oldukları vakıf paralarıyla kurulmuş bir bankadır. Dolayısıyla bu bankanın özelleştirilerek satıştan elde edilecek paranın ''Genel Hazine''ye katılması vakıf anlayışıyla bağdaşmamaktadır. Böyle bir karar alınırsa devlet aslında kendisinin olmayan bir mala el koymuş olacaktır. Üstelik Vakıfbank''ın da esasen tam olarak ifa etmediği hayır kurumlarına destek olma olayı bütünüyle ortadan kalkacaktır.
Yapılması gereken bu bankanın özelleştirilmesi değil, siyasi etkilerden arındırılması ve işbaşında olanların diledikleri kimselere kredi ve sair imkanları aktardıkları bir kuruluş olmaktan çıkarılmasıdır. Daha sonra da yapılması gereken bu bankanın gelirlerinin hayır hizmetlerine daha etkin bir şekilde aktarılmasıdır. Unutmamak gerekir ki para vakıflarını kuran hayırsever insanlar paralarını hayır maksadıyla vakfetmişlerdi, sonraki torunlarımız çarçur etsinler diye değil.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.