"Demokrasi" kelimesi keşke Türkçe olsaydı!.

00:0010/04/2000, Pazartesi
G: 11/09/2019, Çarşamba
Mehmet Barlas

"Demokrasi"yi sade kurum olarak değil, kelime olarak da Batı''dan alıp, benimsediğimize göre, bugün sosyo-politik yaşamımızda ağırlık taşıyan benzer kavramları da, kökenleri ile bilmemizin hiçbir zararı olmaz..Mesela şu anda cumhurbaşkanı olabilecek "aday"lar arıyoruz.. Bu kavramın Osmanlıca''daki karşılığı, Farsça''dan gelen "Namzed"dir.Batı dillerindeki "aday" ise, Latince kökenli "candidate" kelimesidir..Eski Roma''da, senatörlüğe veya bir kamu görevine talip olan kişi, üzerinde hiç leke olmayan

"Demokrasi"yi sade kurum olarak değil, kelime olarak da Batı''dan alıp, benimsediğimize göre, bugün sosyo-politik yaşamımızda ağırlık taşıyan benzer kavramları da, kökenleri ile bilmemizin hiçbir zararı olmaz..

Mesela şu anda cumhurbaşkanı olabilecek "aday"lar arıyoruz.. Bu kavramın Osmanlıca''daki karşılığı, Farsça''dan gelen "Namzed"dir.

Batı dillerindeki "aday" ise, Latince kökenli "candidate" kelimesidir..

Eski Roma''da, senatörlüğe veya bir kamu görevine talip olan kişi, üzerinde hiç leke olmayan bembeyaz bir giysi ile, halk arasında dolaşırmış.. Latince''de, "candidatus", "beyaz giysili adam" anlamına gelirmiş zaten.

Bu pür beyazlık, adayın üzerinde hiçbir leke, kişiliğinde hiçbir kirlilik olmadığını simgelermiş..

"Candidatus" kavramı, sonunda Avrupa dillerinde "aday"ın karşılığı haline gelmiş..

Mesela Voltaire''in roman kahramanı "Candide", saflığı da simgeler..

Bazı dilbilimcilere göre de, bizdeki "kandil" kelimesinin İngilizce''deki eşanlamlısı olan "candle" da, "parlak-beyaz"ı ifade eden Latince''nin "candere"sinden türemiştir.

Demek ki, iyi ve olayın özüne yakışan bir veya birkaç aday bulacaksak, bunların "temiz" insanlardan oluşması, uygundur..

Yeni cumhurbaşkanının, "karizmatik" bir kişiliğe sahip olması da, tabiî hoş kaçar..

Bu "karizma" kavramı da, Yunanca''dan gelmiş bugünkü kullanımına.. "Charisma", bir insana bahşedilen ilahi güçler sayesinde, o insanın yaraları iyileştirmesi, geleceği görebilmesi, birden fazla dil konuşabilmesi anlamını içerirmiş..

Genel olarak din kitaplarında kullanılan "karizma"yı, ilk kez sosyolog Max Weber dünyevileştirmiş.. Sıradan olmayan hünerlerin ve erdemlerin sahibi kişiler için, "karizmatik" demiş Weber.. Günümüzde de, kitleleri etkileyen liderlere, sanatçılara "karizmatik" deniliyor.

Türkiye''de, Türkçe konuşan insanlar topluluğunda, bütün bu yabancı kelimeleri bilerek, cumhurbaşkanlığı seçimini irdelemenin ne anlamı var, demeyin sakın..

Önceki gün, "müstakbel eski" Cumhurbaşkanı Demirel''in de katıldığı Bakü''deki "Türkçe konuşan uluslar zirvesi" toplantısının açılışını, Kazakistan lideri Nazarbayev "Rusça" yaptı..

Daha da ötesi, Demirel''in Meclis''te res''en emekliye sevk edildiğinin ertesi günkü Radikal gazetesinin manşeti, İngilizce "Oyun bitti" anlamına gelen "Game Over"dı..

Galatasaray''ın Leeds''i 2-0 yendiği maçın ertesi günkü Sabah''ın manşeti de, yine İngilizce''ydi.. "I love you" diye manşet atmıştı Sabah''ın Oxford mezunu "editorial staff"ı..

"Türkçe Konuşan Uluslar Zirvesi"nin açılış konuşması Rusça yapılırsa ve Türk gazeteleri İngilizce manşetlerle yayınlanırsa, demek ki bu konuda özenli olmak şart..

Bizden iki önceki kuşak üyesi olan ünlü bir meslektaşımız, ana dili gibi iyi Fransızca bildiği için, "halk" iyice anlasın diye, bazı Türkçe kelimelerin yanına, parantez içinde Fransızca karşılıklarını da yazardı..

Neticede bu satırların yazarı da, Türkçe karşılığını bulamadığı için, iki günde bir "medya karteli"nden söz etmiyor mu?

Bu "kartel" de, eski Yunanca''nın, "papirüs yaprağı" anlamını taşıyan "chartes" kelimesinden türemiş.. İtalyanlar "cartello", Fransızlar "cartel" demişler üzerinde bir resmi yazı olan kağıtlara.. 17''inci yüzyılda ise, savaşan ordular esir değişimi yaparken, bir "kartel anlaşması" ile bu işi sağlama almışlar.. 19''uncu yüzyılda da, büyük sanayicilerin piyasayı anlaşarak ele geçirip, rekabeti önlemeleri olayına, Almanlar ilk kez "kartell" demişler.. Amerika da, kartel kurmayı, bu yüzyılda bir "suç" olarak ceza yasalarına almış..

Evet.. Bu yabancı dillerden gelen kelimelerin, Türkçe ile böyle yüz-göz olması, gerçekten zor durumlar yaratıyor..

Ama unutmayın.. Amerikan dizilerini Türkçeleştirenler, hayret sedasına Türkçe karşılık bulamadığı için, "WOW" ünlemi de dilimize yerleşmedi mi sonunda?

ŞAKA

Kim kimi seviyor?

Bu büyük devlet adamlarının kıymeti, kendi ülkeleri dışındaki her yerde biliniyor..

Süleyman Demirel''in, Azerbeycan''da ne kadar sevildiğini görünce, bu gerçeği bir kez daha anladık..

Merak da ettik..

Acaba Azerbeycan''ın Aliyev''i de, aynı durumda mı?

Doktorların eline ayda 50-60 dolar geçen Azerbeycanlılar, acaba Demirel''i Aliyev''den daha fazla mı seviyor?

O ADAM KİMDİ?

Amma da unutkan olduk!

Adam koşarak bardan içeri girmiş.. Barmene, nefes nefese seslenmiş..

- Bana hemen bir viski ver!.

Viskiyi alıp, bardağı bir nefeste başına dikmiş.. Sonra yine barmene seslenmiş..

- Hemen bir viski daha ver bana!.

İkinci bardağı da, bir dikişte bitirmiş..

Böyle arkası arkasına 8-9 bardak viski içmiş..

Barmen şaşırıp, sormuş..

- Neden bu kadar çok içiyorsunuz?

Adam izah etmiş..

- Unutmak için içiyorum!.

Barmen yine sormuş..

- Neyi unutmak istiyorsunuz ki?

Adam ileri geri yalpalamış. Dili dolaşarak,

- Unuttum, demiş..

Biz de galiba, içmeden herşeyi unutmaya başladık..

Hani bu koalisyon kurulurken, ortak parti liderlerinden biri, hükümete başbakan yardımcısı olarak girmemesinin nedenini, "aklanmadan kabineye girmem" diye açıklamamış mıydı?

Sahi.. Kim koalisyona girip, hükümete girmedi ki? Kimin, hangi iddialardan aklanması gerekiyor? Kolaysa hatırla!.

Hay Allah!. Bu unutkanlık ne kötü şey.. İnsan dün akşamki yemeğini zor hatırlıyor bazan..