Mütecaviz aptallara tahammül edemiyorum!..

00:0023/04/2000, Pazar
G: 11/09/2019, Çarşamba
Mehmet Barlas

Hep Nurullah Ataç''ı hatırlıyorum bugünlerde.. -Aptallara kızmam.. Akılsızlık, bir doğa olayıdır.. Ama mütecaviz aptallara hiç dayanamam..Böyle demişti bir sohbet sırasında..Gerçekten de, özürlerini saldırganlıklarına ekleyen geri zekalılar, herhalde sade benim canımı sıkmıyor..Sayın okurlarımızdan gelen elektronik mektuplar (e-mail), herkesin sabır bardağının taşmak üzere olduğunu gösteriyor.Diyelim ki, bu tür mütecaviz bir aptalsınız.. Göreviniz de, bir gazetedeki sütunu doldurmak..Sabah, ülkede

Hep Nurullah Ataç''ı hatırlıyorum bugünlerde.. -Aptallara kızmam.. Akılsızlık, bir doğa olayıdır.. Ama mütecaviz aptallara hiç dayanamam..

Böyle demişti bir sohbet sırasında..

Gerçekten de, özürlerini saldırganlıklarına ekleyen geri zekalılar, herhalde sade benim canımı sıkmıyor..

Sayın okurlarımızdan gelen elektronik mektuplar (e-mail), herkesin sabır bardağının taşmak üzere olduğunu gösteriyor.

Diyelim ki, bu tür mütecaviz bir aptalsınız.. Göreviniz de, bir gazetedeki sütunu doldurmak..

Sabah, ülkede olup bitenleri gözden geçiriyorsunuz.

Örneğin, içine itildiğiniz basın mesleği, müthiş bir kriz yaşıyor.. Ülkenin önemli medya kuruluşları, 2-3 kişinin eline geçmiş.. Bunların hepsinin de ana işi, bankacılık ve ihale takipçiliği haline gelmiş..

Daha da ötesi, bağımsız bir yayın organını yaşatmak da çok zorlaşmış.

Çünkü medyanın 2-3 patronu, aralarında anlaşıp, dağıtımı, reklam alımını "kartel" yapısı içine sokmuşlar.. İşlerine gelmeyen yayın organlarının dağıtımını durdurup, batırmaya yeltendikleri de, birkaç kez görülmüş..

Ayrıca, medya çalışanlarının ve basın emekçilerinin "serbestçe iş seçme hakkı" da, kartel yapısı içinde ellerinden alınmış.. Kartele üye organlar, birbirleri ile anlaşmadan, çalışanların işyeri değiştirmesi de yasaklanmış..

Bunun yanında, "medya" ile "siyaset" ve "devlet", karşılıklı-bağımlılık içine girmiş..

Medya, özelleştirmelerden banka, yat limanı, dağıtım imtiyazları ve çeşitli şirketler, teşvikler, kamu kredileri almayı, bir hak olarak görür olmuş..

Medya sermayesi, devletin mal ve parasına, ayrıcalıklı ve öncelikli ortak olmuş..

Buna karşı, siyaset ve devlet de, medya patronlarını, ceplerinden esir almış..

İktidardaki politikacıları eleştiren yazarlar susturulmuş.. Manşetler, emirle atılmaya başlanmış.. Bütün siyasi ve idari hatalar, örtülmüş.

Sonuçta, ortaya "kartel medyası" denilen garip bir yaratık çıkmış.. Bu yaratık, muhalefete muhalefet ederek, mesleğini icra etmeye başlamış.. Gazete yöneticileri haberlerle, incelemelerle, kalite ile uğraşacak yerde, bankacılıkla ve patronlarının Ankara''daki işlerini takip etmekle uğraşır olmuş..

"Dördüncü kuvvet" medya devre dışı kalınca, demokrasinin diğer erkleri de topallamaya başlamış..

Askeri bürokrasinin sivil siyasete müdahalesi, "doğal bir olay" biçiminde sunulmuş..

Cumhurbaşkanlarının ve başbakanların yakın çevresindeki kişilerin, banka boşaltmaları, mafya ile diyaloğa girmeleri, nüfuz ticareti yapmaları, medyada "sansürlü haberler" listesine girmiş..

Sabah, ülkede olup bitenleri gözden geçirirken böyle bir tablo, bütün acı gerçekleri ile önünüze serilirse, bir gazete yazarı olarak, hangi konuları ele alacağınız bellidir..

Ama eğer zeka özürlü ve ahlak yoksunu iseniz, bu tür konulara girmek yerine, aptallığınızı saldırganlığınıza katarsınız..

Nepotizmle, aferizmle, militarizmle ve kleptokrasi ile uğraşmak yerine, önce Avrupa Birliği projesine saldırırsınız..

-Avrupa Birliği, egemenliğimizin ve bütünlüğümüzün tehdidir, dersiniz..

Mümkün olsa şunu da yazarsınız..

-İçerideki soygun, ancak bu düzen devam ettirilerek sürebilir.. Avrupalı olmayı istemiyoruz..

Sonra, Türkiye''de liberal demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, siyasetin ve idarenin şeffaflığını ve medyanın bağımsızlığını savunanlara giydirirsiniz..

-Entel-liboşlar.. İhale takipçileri.. Bölücüler.. Şeriatçılar..

Bunları görünce Nurullah Ataç''ı hatırlıyorum.

-Ben aptallara kızmam.. Ama mütecaviz aptallara tahammül edemiyorum, derdi..

ŞAKA

Akıldaki isimler!..

Başbakan Ecevit''in aklında iki isim varmış..

Bu isimleri açıklayalım mı?

1-Rahşan Ecevit

2-Hüsamettin Özkan

Sayın Ecevit''in aklında bulunduğu varsayılan diğer isimlerin hepsi, herhalde karmakarışıktır..

Daha önce üç isim vardı..

Ama "Süleyman Demirel"in ismi listeden düşünce, işler iyice karıştı..

TRAJİ-POLİTİK

Aday olması bile çok zor!..

Ankara''da müthiş bir politik-trajedi sahneleniyor.. Racine''in, Sheakespeare''in trajedilerine benzer bir tablo var ortada.. Oedipus''u, Electra''yı yazan antik Yunan tiyatrocularının hayal gücünü zorlayacak bir oyun oynanıyor..

Mesut Yılmaz, cumhurbaşkanı olmak istiyor.. Ama bunu açıklayamıyor..

Biliyor ki, kendisi genel başkan olarak kaldığı takdirde, ANAP''ın geleceği yok..

Ama "Cumhurbaşkanı adayıyım" dediği anda, ortaya dökülecek dosyaları, kasetleri de biliyor. İş o noktaya gelmiş ki, bir yetkili kişi, "Cumhurbaşkanı şaibesiz olmalı" deyince, akla hemen aynı isim geliyor..

Cumhurbaşkanlığına adaylığını koyup seçilemezse, ANAP''ın başında kalabilmesi de çok zor olacak..

"28 Şubat" döneminde, özelleştirme pastasından pay verdiği, teşvikler ve krediler sunduğu medya patronlarına, "Aman benim adımı ön plana çıkartmayın" diye talimatlar yağdırıyor..

Bu arada "demokrasi" konulu demeçler falan veriyor.. Ama "atanmış başbakanlığı" dönemindeki uygulamaları, herkes hatırlamakta..

Siyaseti bir "komplolar mesleği" olarak yorumlamasının bedelini ağır ödüyor.. Son seçimlerde de, Türk halkının yüzde 90''ı, bu yüzden Mesut Yılmaz''a "hayır" demedi mi?

Bu politik-trajedi nasıl sonuçlanacak, bilmiyoruz.. Ama fonda, Mahsun Kırmızıgül''ün "Yıkılmadım, ayaktayım"ı çalabilir..