
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Atilla Ateş, "Kara Kuvvetleri"nin 2209''uncu kuruluş yıldönümünde, "çok sert" bir konuşma yaptı..
Eğer mesleğiniz "askerlik" ise, bu konuşma "sert" değildir.
Ama biz siviller için, Orgeneral Ateş''in, siyasetin çeşitli boyutlarına değinen konuşmasındaki üslûp, "çok sert"tir.
Orgeneral Ateş, özetle şöyle demiş..
1. Dış güçler Atatürk''ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti''ni yıkmak için, aşırı dinci akımları teşvik ediyorlar. Maalesef içimizden bu emellere hizmet edecek hain işbirlikçiler buluyorlar.
2-Türk milleti, kendisinin ve memleketin yüksek menfaatleri aleyhine çalışan bölücü bozguncular ile bizi millet anlayışından ümmet anlayışına götürmek isteyen vatansız akılsızların çabalarındaki gizli ve kirli emelleri anlamayacak ve onlara müsamaha edecek saflıkta bir halk değildir..
Evet.. Biz sivillere göre "çok sert", ama mesleği askerlik olanlara göre "çok doğal" bir üslûp bu..
Türkiye''nin en ciddi sosyo-politik sorunlarından biri de, siviller ile askerler arasındaki, üslûp ve anlayış farkının hem anlaşılması ve hem de bu farkın kökenlerine özgürce girilip, tartışılmasıdır.
Bu farkı, siviller askerlik yaparken, askerler de emekli olup, sivil hayatın çeşitli alanlarında (mesela siyasette) çalışırken çok iyi anlıyorlar.
Hepimiz askerlik görevimizi yaptık.. Ben Antalya''daki Topçu Alayı''nda askerliğimi yaparken, yaşadıklarımı, ömür boyu hatırlarım..
Hepimiz genç yaşta askere gitmiş, ileri yaşlarda, meslek sahibi, olgun insanlardık.. Ama kışlaya girince, hepimiz çocuklaştık. Bir komutanın "sivil toplum" diye tanıdığı, 30-35 yaşlarındaki "çocuklar"dı..
Bir gün, gölgede 35 derece olan sıcakta, sabah koşusu yapmıştık.. Sonra, eğitime geçtik.. Akşam-üstü bölük komutanımız oturup, dinlenmemiz için emir verdi.. Ama aynı sırada, silahların temizlenmesi için de komut verdi..
Komutanın yanına gittim..
-Efendim, iki dakika boş oturup, dinlensek daha doğru olmaz mı?.. Silahları daha sonra temizlesek, dedim..
Genç yüzbaşı güldü.. Hoşgörülü bir komutandı.
-Barlas, sen insanları tanımazsın. Bak senin söylediğini yapacağım.. Neler olacak, göreceksin, dedi..
Sonra "rahat" diye bağırdı.. Herkes silahını temizlemeyi bırakıp, yere koydu.
Bir dakika sonra yanımdaki kişi (bir okul müdürüydü) yerden minik bir taş alıp, ilerideki arkadaşına attı.. Bunu herkesin birbirine, aynı şekilde taş atması izledi.. Kısa süre sonra, havada minik taşlar uçuşuyordu..
Komutan birden, "silah temizle" diye komut verdi.
Sonra bana döndü..
-Biraz daha boş kalsalardı, burada birinin gözü çıkacaktı, dedi..
Aynı siviller, askerlik dışı yaşamda tatil yaparken, birbirlerine taş atmazlar..
Ama askerlik mesleğinin mensupları için, biz siviller böyleyiz kışlaya girince.. Bu "tehlikeli durum", ancak disiplinle önlenebilir..
Aynı şekilde ömrünü askerliğe atamış komutanların da, sivil hayatta nasıl bocaladıklarını çok görmedik mi?
Ben Antalya''da askerlik yaparken, Ege Ordu Komutanı, rahmetli Orgeneral Turgut Sunalp''di. Sunalp''ın politikaya girince, asker üslubu ile yaptığı nükteler bile, sivil hayatta yadırgandı.
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ateş de, üzerinde büyük bir sorumluluk bulunan bir asker olarak, hem iç politikaya, hem dış politikaya, kendi üslubunda yaklaşmış..
Doğal bu.. Eğer bir "düşman" varsa, önce önce o düşmanın bulunduğu toprak ele geçirilir.. Sonra da düşman temizlenir, yok edilir..
Sivil hayatta veya mantıkta ise, düşmanla nasıl uzlaşılıp, onun dost kılınacağı araştırılır.. Hele kendi toprağınızdaki farklı görüşe, inanca sahip vatandaşları, asla "düşman" ilan edemezsiniz sivil siyasette.
"Siyaset"in varlık sebebi, farklılıkların asgarî müştereklerini bulup, ortak hedefe yönlendirmektir..
Galiba hata, askerlerin, askeri ortamda yaptıkları konuşmaların, sivil ortamda aynen nakledilmesidir.
Orgeneral Ateş gibi, Cumhurbaşkanı Sezer de, Başbakan Ecevit de, "bütünlük" ve "laiklik" konusunda hassaslar..
Ama üsluplar ne kadar farklı..
Ordu tabiî ki sivilleşmemeli..
Ama sivil siyasete de, asla karışmamalı..
ŞAKA
Politikacılık oyunu!..
Kız çocukla oğlan çocuk, sokakta oynuyorlardı.. Çamurdan şekiller yapıyorlardı..
Kız çocuk, oğlana teklif etti..
-Hadi artık evcilik oynayalım!..
Oğlan çocuk bunu reddedip, karşı teklif getirdi..
-Evcilik değil, politikacılık oynayalım..
-Politikacılık nasıl oynanır, diye sordu kız..
Oğlan çocuk anlattı..
-Birbirimize çamur atıp, kirletelim.. Sonra da bunları temizleyip, birbirimizi aklayalım..
TEBESSÜM
Herşeyi bilmek imkansızdır!..
Şimdi hepimizin aklında "gen haritası" var ya.. Ve genlerin sırrını çözerek, "insan"ı bütün boyutları ile anlayacağımıza inanıyoruz ya..
Aslında ne insanı, ne de doğayı tam olarak anlamak kolay olmayacak..
İşte bakın bazı "lüzumsuz bilgiler"den elde ettiğimiz gerçeklere..
o Bir insan, 8 yıl, 7 ay ve 6 gün hiç susmadan bağırırsa, bir fincan kahve pişirecek enerjiyi üretebilirmiş..
o Başımızı hiç ara vermeden bir duvara vurduğunuz takdirde, bir saatte 150 kalorilik enerji tüketirmişsiniz.
o Kutup ayılarının hepsi solakmış..
o Bir pire, kendi vücut uzunluğunun 350 katı mesafeye sıçrarmış.. Bu bir insanın, futbol stadyumunun bir ucundan diğerine sıçrayabilmesine eşit olurmuş..
o Sıçramayan tek hayvan filmiş..
o Bir aslan, günde 50 kez çiftleşebilirmiş..
o Devekuşunun gözü, beyninden büyükmüş..
Sadece genleri bilerek, bu lüzumsuz bilgileri elde etmek mümkün değildir.
Hani kovboy hikayesindeki gibi..
Vahşi Batı''da, bir kovboy, öbür kovboya sormuş:
-İki kere kaç eder?
-Dört eder, demiş öbür kovboy..
Birinci kovboy silahını çekip, "dört eder" diyen kovboyu vurmuş.. Sonra,
-Sen çok şey biliyorsun.. Tehlikelisin, demiş.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.