
Doğu''nun en büyük aşk hikâyesi Leyla ile Mecnun''u yazdın. Neden? Bu bir aşk hikâyesi olduğu kadar aşk hikâyeleri içerisinde de aşkın murâdına uygun olan bir hikâye. Zira çok temiz. İnsanın murâdı iyi, güzel ve doğruya ilişkin değerlerle yaşamak. Onlarla birlikte hemhal olmak. Leyla ile Mecnun hikâyesindeki neredeyse hiçbir unsur kötülüğü murâd etmez. Ama yine de, bu hikâyede dahi trajedi dediğimiz bir açmaz vardır. Aşkı güzelleştiren de aslında odur.
Yeniden gündeme getirmen bir ''aşk yoksunluğu''ndan mı?
Şimdi bir aşksızlık olduğu gerçek. Aslında modern dünya pek çok kıymetimiz gibi aşkı da alıp götürdü bizden. “Kimsenin uykusunun fesleğen koktuğu yok, kimseler aşık değil bu şehirde” diyor İsmet Özel. Gerçekten ciddi bir aşksızlık var ve insan bazı şeyleri aşk zannediyor. Ama bu aşkın olmayışından dolayı değil. Belki de modern dünyanın insan hayatını imhâya yönelik dayatmalarından kaynaklanıyor. İşte o yüzden aşkı tekrar gündeme getirmek, insanlarla aşkı yeniden buluşturmak, “Aşk diye bir şey vardı hayatımızda; farkında mısınız?” diyebilmek için yazdım. İnsanlar aşka kayıtsız maalesef.
Evet, İsmet Özel, kayıtsızlık bağlamında, ''İnsanlar hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır'' diyor…
Evet, aşk çok ulvi, çok manevi bir şeydir. Ama maddileşen dünyada yeterince duyamıyoruz. Aşk''a kapatıyoruz yüreğimizi.
Leyla ile Mecnun da bizim çok dışımızda, ötede bir yerde duruyor adeta. Aşk''ı hayatımıza katamıyoruz. Ne dersin?
Ama işte hayatımıza getiremeyişimizin sebepleri aşkı yanlış anlamaktan kaynaklanıyor. Ve hayatımızda aşk olmazmış gibi geliyor. Oysa…
Oysa olmaması mümkün değil…
Kesinlikle! İnsanoğlunun olduğu her yerde aşk vardır.
Sahici aşklar artık çok geride kaldı diyorlar…
Hayat Allah''ın sanatıdır. Aşk ise o sanatın şiir bölümünde bence. Aşk yeryüzünde cennet duygusudur. Hepimiz, erkekler biraz Hz. Âdem''den parça taşıyoruz. Hanımlar da Hz. Havva''dan… Ve ilk aşk cennette başladı. Yeryüzünde hayat sürdükçe aşk her zaman var olacaktır. Günümüzde eğer gençler âşık olamıyorsa bu onların bir eksikliğidir ve tabii ki burada dış etkenler, modern dünyanın getirdiği dayatmalar söz konusudur. Ama ''aşk eskide kaldı'' gibi bir sözü kabul etmem mümkün değil, hayat sürdüğü sürece aşk sürecektir.
Günümüz insanı aşkın neresinde duruyor?
Ne yazık ki çok uzağında duruyor. İşte biraz önce de konuştuk, aşklar hep geride kaldığını zannettiğimiz sürece âşık olamıyoruz. Oysa aşk ısmarlama olmaz. Aşk Allah''ın vermiş olduğu bir şeydir. Günümüzde aşktan bahsederken hep bir netice bekleniyor. Oysa aşk bir netice beklemez. Yani bir şeyler öğrenmeye, iç âleminin büyümesine sebep olur aşk. İnsanımız değer karmaşası yaşadığı için iyi ve kötü de birbirinden ayırt edilemez oldu. Aşk da bu değer karmaşasının kurbanı oldu. Aşk toplumuyuz aslında biz, bunu fark etmiyoruz.
Modern hayat bunları düşünmemize izin vermiyor. Gençlerimiz ünlü olmak, meşhur olmak, kariyer yapmak istiyor.
İnsanın hem kariyer yapması hem âşık olması birbirini yok eden, tezat teşkil eden şeyler değil ki.
Ne kayboldu ki, aşk gitti hayatımızdan?
Aşkı biz sanki olsa da olur olmasa da olur diye telakki ediyoruz ve sadece bazıları yaşar diye düşünüyoruz. Hâlbuki öyle değil, mutlaka ve mutlaka Allah her insana bir gün dahi olsa, bir an dahi olsa hissettirmiştir. Bunu devam ettirip ettirmemek belki kişinin elindedir.
Nasıl olacak bu?
İşte sebat gösterecek. Aşıkanı sadık dediğimiz şey bu. Aşkı takip etmek lazım.
Konuşurken, çay içerken…
Elbette. Ne güzel söylüyorsun, konuşmayı da aşkla yapmak lazım. İbadet yaparken de aşk olacak, arkadaşlık yaparken de.
(Bu röportajın geniş hali Gerçek Hayat''ta.)
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.