Biz Stalin der, Lenin anlarız

00:006/08/2007, Pazartesi
G: 29/08/2019, Perşembe
Mehmet Şeker

Uçsuz bucaksız Sarı Özek bozkırında küçük bir tren istasyonu; adına Boranlı demişler. Orada görev yapanların evlerinden oluşan sekiz hanelik bir köy.5 Ocak 1953 günü Boranlı''da bir yolcu treni durdu. Şaşılacak şeydi trenin durması. Geçip gitmesi gerekirdi. Bir buçuk dakika kaldı. Üç adam indi, hiç konuşmadan istasyon binasına yürüdüler. Abutalip''i sorguya çekmek için gelmişlerdi.* * *Abutalip Kuttubayev eski bir öğretmen. Savaşa katılmış, esir düşmüş, kurtulmuş ve savaş sonrasının zor şartlarında

Uçsuz bucaksız Sarı Özek bozkırında küçük bir tren istasyonu; adına Boranlı demişler. Orada görev yapanların evlerinden oluşan sekiz hanelik bir köy.

5 Ocak 1953 günü Boranlı''da bir yolcu treni durdu. Şaşılacak şeydi trenin durması. Geçip gitmesi gerekirdi. Bir buçuk dakika kaldı. Üç adam indi, hiç konuşmadan istasyon binasına yürüdüler. Abutalip''i sorguya çekmek için gelmişlerdi.

* * *

Abutalip Kuttubayev eski bir öğretmen. Savaşa katılmış, esir düşmüş, kurtulmuş ve savaş sonrasının zor şartlarında eski görevine devam edemediği için, bozkır ortasındaki bu küçük istasyonda bulduğu işe razı olmuştu.

Karısı Zarife de öğretmendi. Önceleri okulda, şimdi de Boranlı''daki istasyonda beraber çalışıyorlardı. İki oğulları vardı.

Boş zamanlarında Abutalip çocuklara ders çalıştırırdı. Onlara okumayı yazmayı, resim yapmayı, türkü söylemeyi öğretirdi.

Sonradan Yedigey''le Ukubala''nın iki kızı da eklendi ve küçük bir sınıf oluştu.

* * *

Abutalip geceleri de hatıralarını yazardı. Duyduğu efsaneleri, türküleri, öğrendiği ve hatırladığı ne varsa defterlere not ederdi.

Bir vakit önce istasyona gelen bir görevli, pencere kenarında geç saatlerde devamlı birşeyler yazdığını görünce Abutalip''ten şüphelenmiş, karşı devrimcilerden olduğuna hükmetmiş ve şikâyette bulunmuştu.

İşte gelen müfettişler o şikâyet üzerine oradaydılar.

Abutalip''in sorgusu bittikten, defterler tek tek gözden geçirildikten sonra sıra komşuların bilgisine başvurmaya gelmişti.

Yedigey''i çağırdılar.

* * *

Cengiz Aytmatov, Gün Uzar Yüz Yıl Olur – Gün Olur Asra Bedel adlarıyla basılan kitabında bu sorgulamayı uzun uzun anlatır.

- Kuttubayev neler yazıyor?

- Bilmiyorum.

- Herkes biliyor da sen bilmiyorsun ha?

- Birşeyler yazdığını biliyorum ama neler yazdığını nereden bileyim? Hem bana ne bundan? Canı yazmak istemiş yazıyor, kim ne karışır?

- Kim ne karışır ne demek! Herkes her istediğini yazabilir miymiş yani! Herkes aklına geleni yazarsa ne olur? Bunu düşündün mü hiç? Sonu nereye varır bunun? Böyle şeylere izin verecek değiliz. Karşı devrime izin vermeyiz!

* * *

Yedigey''in mantıklı itirazlarından sonra müfettiş şöyle der:

- Bak neler öğretmiş çocuklara. Öğrettiği ilk kelimeyi görüyor musun, “Bizim evimiz” demiş. Niçin “Bizim zaferimiz” diye başlamıyor? Bugün insanın dudaklarından çıkması gereken ilk sözler neler olmalı biliyor musun? “Bizim zaferimiz” olmalı değil mi? Ama o bunu hiç düşünmüyor, aklına bile gelmiyor bu sözler... Oysa ''Zafer'' ve ''Stalin'' birbirinden ayrılmaz sözlerdir!

Yedigey, müfettişin sözlerinde büyük bir açık yakalamıştır.

- Madem öyle düşünüyorsun, öğretmesi gereken ilk söz “Bizim Lenin''imiz” olmalıydı. Lenin her şeyden önce gelmez mi?

Bu çıkış karşısında müfettiş şaşaladı. Sesi, hatta nefesi kesildi. Kestirip atmak istercesine:

- Biz ''Stalin'' der, ''Lenin'' anlarız! dedi.

Sonra, yarış bitiminde nefeslenen atletler gibi biraz rahatlayarak, uzlaşma arayan bir sesle:

- Pekâlâ, dedi, aramızda böyle bir konuşma olmadı sayalım.

* * *

Şimdi sizden bir ricam var...

Biz de bir liderin ismini söylediğimizde, başka bir ismi anlıyor muyuz? Önce bunu iki şıklı olarak cevaplayalım; bugün için ve o sorgulamanın yapıldığı tarih itibariyle.

Şayet bir cevap bulamıyorsak, bu yazı hiç yazılmadı ve okunmadı sayalım.