
Hep söylerim; şu meşhur "pazartesi sendromu"nu yaşamak istemeyen, pazar günleri çalışmayı deneyebilir.
Tecrübe ile sabitlenmiştir ki gayet iyi oluyor. İyi, faydalı, pratik...
Modern çağın ortaya çıkardığı en yaygın iş dünyası hastalığı bu.
Eskilerin böyle bir derdi yoktu.
Yağmur çamur olmadığı takdirde her gün tarlaya, bağa-bahçeye gidip çalışanlar için, bugün de pazartesi sendromu diye bir sıkıntı söz konusu değil.
Toprak, tavına geldiyse, sürülecek yahut çapalanacak.
Çünkü toprak beklemez.
Salıydı, pazardı gözetilmez.
Mahsulün hasat vakti geldiyse geciktirilmez.
Budaması, ilaçlanması ne zaman gerekiyorsa o zaman yapılacak.
Aksi halde her geçen gün zarar demektir.
Eğer hasat zamanı geldiyse, ne yağmur çamur dikkate alınır, ne de aşırı sıcaklar ve aşırı soğuklar...
Ekinler yazın en kavurucu günlerinde biçilir, zeytinler kışın en soğuk günlerinde toplanır.
Her taraf kar altında, üstelik hava da soğuk... Bugünlerde gitmeyelim, havaların düzelmesini bekleyelim diye kimse düşünmez, düşünemez.
Bilir ki bir defa beklemeye kalkan, bir yıl boyunca harcadığı bütün emeği heba etmiş sayılır.
Bilir ki ömür boyu beklese de avucunu yalar.
Bu itibarla, şu günlerde zeytin toplamaya başlayan vatandaşlarımıza kolaylıklar ve hayırlı kazançlar dileyerek yolumuza devam edelim.
"Zeytin gözlüm" şarkısı üzerine konuşuyordu iki arkadaş.
Biri diyor ki zeytin siyahtır. Dolayısıyla şarkıda sözü edilen sevgilinin gözleri karadır.
Öteki itiraz ediyor, hayır yeşildir.
Tartışma yarım saat sürdü, sonuca bağlanamadı. İki gün de sürse yine bağlanmaz. Çünkü ikisi de haklı.
Zeytin hem siyah, hem yeşil olabilir. Dahası, kahverengi bile olabilir.
İki hafta önce kaybettiğimiz şair Hüceste Aksavrın''la ilgili Mehmet Barlas''ın 18 Kasım Cumartesi günkü yazısını okurken başlamıştı "zeytin gözlüm" ile ilgili tartışma.
Selahattin İçli''nin bestesi olan bu şarkının güftesi de Hüceste Hanım''a aitti.
Tıpkı "Bir sabah bakacaksın ki bir tanem / Ben yokum / Dünyayı sana bırakıyorum" şarkısı gibi.
Kıymetli şairin zeytin gözlüm şiirini kim için yazdığını bilemiyoruz. Belki eşine yazdı, belki çocuğuna.
17 yaşındayken Avrupa''ya okumaya gidip oraya yerleşen oğluna yazdığı şiiri de Barlas''tan okumuştuk:
"Sana yürümeyi ben öğrettim / Her adımda benden uzaklaştın"
Barlas, birkaç yıl önce, Hüceste Aksavrın''ın 90 yaşını aştığını, Marmara Üniversitesi dinlenme evinde kaldığını, Selahattin İçli''den duyduğunu söylemişti.
Ziyaretine gitmek istemiş, gidememiştik.
İhmal deyin, tembellik deyin... Ne deseniz yeridir, ben daha fazlasını söylüyorum kendime.
Bugün fena halde suçluluk duyuyorum.
Şairle beraber, zeytin gözlerin aslında hangi renk olduğunu öğrenme şansını da kaybettik.
Allah rahmet eylesin.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.