Yazarlar Ortadoğuda Osmanlı kardeşliği

Ortadoğu’da Osmanlı kardeşliği

Nazif Gürdoğan
Nazif Gürdoğan Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Son Osmanlı Kudüs Valisi Haşim El-Hüzeyni, kenti 1918'de İngiliz General Edmund Allenby'ye teslim ettikten sonra, Ortadoğu'da dört yüzyıl süren “Osmanlı Barışı” dönemi kapandı. O yıldan bu yıla, Ortadoğu'da, Müslümanlar, Hristiyanlar, Yahudiler, Edvard Munch'un, “Çığlık Tablosu”nda tuvale yansıttığı, çığlığın dehşetini yaşıyor. Kudüs'te barışın yollarını kapatanlar, savaşın yollarını açtılar. Savunmasız kalan Ortadoğu'da, kardeşler kardeşliği kendi evlerinde öldürdü.
*
Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra, Fransa ve İngiltere'nin gelmesiyle, Ortadoğu'nun kültürel dokusu ve siyasal yapısı dinamitlendi. Soğuk Savaş ertesinde Amerika'nın Irak'a, Rusya'nın Suriye'ye silahlı güçleriyle müdahaleye kalkışması, Ortadoğu'daki Osmanlı kardeşliğiyle birlikte, demokratikleşme hareketlerine de, en büyük darbeyi vurdu, bütün kazanımları yok etti. Batılı ülkelerin körüklediği din, mezhep ve ırk ayrımcılığı, Ortadoğu'da çok kanlı bir tarihin yazılmasına yol açtı.
*
Osmanlı Ortadoğusu'nun üzerindeki örtü kaldırılmalı, dört yüzyıl süren, Kudüs odaklı, başkenti Kudüs olan, “Osmanlı Millet Sistemi”, ayrıntılı olarak, tarihin derinliklerinden çıkarılıp, Yirmibirinci yüzyıla taşınmalıdır. Dilleri, dinleri ve ırklarıyla Ortadoğu'yu, Kudüs'ten tanıyan Michelle U. Campos'un, “Osmanlı Kardeşler” kitabı, Yirminci yüzyılın başlarındaki Kudüs'ten yola çıkarak, dünya barışının en önemli güvencesi olan, Ortadoğu üzerindeki savaş bulutlarını büyük ölçüde dağıtıyor.
*
Ortadoğu'nun güzel yılları, Batılıların savaş yılları değil, Osmanlıların barış yıllarıdır. Barışın mimarları da “Osmanlı Kardeşler” olan Müslümlar, Hristiyanlar ve Yahudilerdir. Hem içerden hem de dışardan baskılarla Osmanlı kardeşliğinin parçalanması, Ortadoğu'nun paramparça olmasına yol açtı. Karşılıklı zorunlu göçler, geniş Ortadoğu coğrafyasındaki savaşların ana kaynağını oluşturdu. Ortadoğu'nun bütün zenginlikleri bir şans oyununda harcanır gibi, sorumsuzca harcandı.
*
Petrol denizinin üzerindeki Ortadoğu, Allenby'den bu yana, ekonomik, siyasal ve kültürel zenginleşmeye, en önemlisi barışa hasret kaldı. Onbeşinci yüzyılda İspanya ve Portekiz Yahudilerine kapılarını açan, “İkinci Beyazid Ortadoğusu”, Yirmibirinci yüzyılda, savaştan kaçan göçmenlerine, Avrupa ülkelerinin kapılarını açmasını bekliyor. Avrupaların geçen yüzyılda, Ortadoğu'ya getirdikleri çözümleri, gelen yüzyılda üstesinden gelinemez sorunları oldu. Barış coğrafyası Ortadoğu, savaş coğrafyasına dönüştü.
*
Ortadoğu'nun yeni kardeşliği: Eşitlik ve özgürlük odaklı, “bir insan bir oy” diyen “demokrasi kardeşliği” ve “kazan kazandır” diyen “ekonomi kardeşliği”dir. Ekonomisiz demokrasi güçsüzlüğün, demokrasisiz ekonomi ilkesizliğin üstesinden gelemez.
*
Ortadoğu'da geçmişten geleceğe giden yol, dağları taşları olmayan düz bir yol değildir. Osmanlı kardeşliği, tavandan tabana doğru değil, tabandan tavana doğru elbirliğiyle inşa edilir.
*
Her insan hem yöneten hem yönetilendir. İnsanların azınlığı yönetmek, çoğunluğu yönetilmek için doğmaz.
*
Ortadoğu dünya için, çaydaki süt ve şeker gibidir, dünyaya hem tat hem renk kazandırır.
*
Ortadoğu'da milliyetten daha çok marifet önemlidir.
*
Kudüs'te peygamberler arasında ayrım gözetilmez.
*
Kudüs “İbrahim mileti”nin başkentidir.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.