Tansu Çiller ve ikinci demokrasi

00:0018/02/1999, Perşembe
G: 9/09/2019, Pazartesi
Nazlı Ilıcak

Tansu Çiller, bir süre önce açtığı ikinci demokrasi paketinin muhtevasını, basın toplantılarıyla kamuoyunun bilgisine sunmaya başladı.Anayasa değişikliğiKimi hedef çok iddialı; kimisini ise, gerçekleştirmek daha kolay. Mesela, Anayasa değişikliğini gerektiren bazı teklifler var. Dağıtılan broşürde, "Toplantı ve gösteri hürriyeti, sendika kurma hakkı, grev hakkı, lokavt hakkı, parti kurma ve partilere üye olmayla ilgili, Anayasa''nın 34., 51., 54. ve 68. maddeleri, demokrasinin özüne aykırı sınırlamalardan

Tansu Çiller, bir süre önce açtığı ikinci demokrasi paketinin muhtevasını, basın toplantılarıyla kamuoyunun bilgisine sunmaya başladı.

Anayasa değişikliği
Kimi hedef çok iddialı; kimisini ise, gerçekleştirmek daha kolay. Mesela, Anayasa değişikliğini gerektiren bazı teklifler var. Dağıtılan broşürde, "
Toplantı ve gösteri hürriyeti, sendika kurma hakkı, grev hakkı, lokavt hakkı, parti kurma ve partilere üye olmayla ilgili, Anayasa''nın 34., 51., 54. ve 68. maddeleri, demokrasinin özüne aykırı sınırlamalardan temizlenecekt"
deniliyor.

Bunun yanısıra, Çiller YÖK''ün kaldırılacağını söylüyor. En azından yapısı değişecek. Aynı şekilde Milli Güvenlik Kurulu, herhalde bugünkü şekliyle devam etmeyecek. Demek, bu noktalarda da Anayasa tadili gündeme gelebilecek. Cumhurbaşkanını halkın seçmesi ve iki turlu seçim ile seçim ittifakları da DYP''nin programında yer alan hukuki düzenlemeler.

Bizim de düşüncemize göre, 18 Nisan sonrasının parlamentosu, bir Kurucu Meclis gibi çalışarak, 1982 Anayasası''nı, özgürlükleri kısan hükümlerden arındırmalı, bu temel metne, siyasetin alanını genişleten bir muhteva kazandırmalı. Devlet, vatandaştan kendini korumak yerine, vatandaşın hak ve hürriyetleri konusunda kıskanç olmalı.

Yılmaz''a cevap

Çiller, programını ortaya koyarken, dolaylı biçimde kendisini
"Sessiz çoğunluğun sesi"
olarak takdim eden Mesut Yılmaz''a da cevap verdi:
"Türkiye''de sessiz bir çoğunluk yok. Sesini duyuramayan bir çoğunluk var. Biz iki yıldır halkın arasındayız. Onları dinledik. Halk, konuşuyor, hatta haykırıyor ama Ankara''ya sesini duyuramıyor. Milletin sesini duymamak için, aslında işitme özürlü olmak lazım. Biz vatandaşın ne istediğini tesbit ettik ve çareleri de ürettik."
Zaten Çiller''in seçim kampanyasının temeli,
"İşte çare"
sloganı üzerine oturtulmuş.

Halk hastanelerden mi şikayetçi?

İşte çare: Sağlık sigortası, parayı, doğrudan doğuruya vatandaşa ödeyecek ve herkes kendi hastanesini, kendi doktorunu seçecek.

Halk, davaların uzamasından mı şikayetçi?

İşte çare: Tek celsede adalet.

Halk vergilerden mi şikayetçi?

İşte çare: Peşin vergi kalkacak. Üretim ve istihdamı arttıran yatırımlar, vergi ile teşvik edilecek.

Başörtüsüne çare, YÖK''ün kaldırılması. Din eğitimine çare, altıncı sınıftan itibaren mesleki yönlendirmenin kabul edilmesi.

Tecrübe ve cesaret

Çiller kitlelere şu mesajı veriyor: "Bugün Parlamento''daki liderler arasında en uzun süre başbakanlık görevinde bulunan kişi benim. Tecrübe kazandım. Hatalarımdan ders aldım. Muhalefette iken, vatandaşın arasına karıştım; onların sesini dinledim. Sorunları tesbit ettim. Çare ürettim. İktidara hazırım. Beni bir kere daha deneyin."

DYP lideri, aynı zamanda
"cesaret"
mesajı vermeyi de ihmal etmiyor.
"Seçimden korkmayın, milletten korkmayın"
diyen Çiller, kendisine, 55''nci hükûmete girmesi teklifinin yapıldığını, ama, milletin iradesinin başka bir iradenin vesayeti altına sokulmasına rıza göstermediği için, bu teklifi geri çevirdiğini hatırlatıyor. İki yıldır, güç odaklarıyla mücadele ettiğini vurgulayan DYP lideri, bu güç odaklarının belinin kırılacağı müjdesini veriyor:
"Güç odakları, statükonun bir parçası. Onlar, statüko değişmesin diye gayret sarfediyorlar. Milletle elele bu düzeni değiştireceğiz.
"
Kartel
Kartel medyası hakkındaki sözleri de çok açık:
"Basın patronu, elektrik ihalesine giremez, devletten banka alamaz. Biz, basın sektöründe rekabeti arttıracağız. Gazetede çalışanları ön plana çıkaracağız."
DYP Genel Başkanı, şiir gibi bir cümle ile, güç odakları karşısındaki mücadelesini anlatıyor:
"Destek, tekel, kartel ve lobilerin değil, Kobi''lerin hakkıdır."

Yani küçük ve orta boy teşebbüsler, Anadolu sermayesi desteklenecek. Ve devletten beslenen "Özel Kit''ler" (asalaklar) payanda ile, teşviklerle ayakta tutulmayacak.

"Haklı bir rekabet ortamı"
istediklerini belirten Çiller,
"Halk Bankası, Kobi''lerin ve esnafın, Ziraat Bankası çiftçinin olacak"
şeklinde konuşuyor. Yandaşlarına, her biri 70''er milyon dolar değerinde banka hediye eden Mesut Yılmaz''ı da isim vermeden eleştiren DYP lideri,
"Sonra da bu bankalar kapandı ve milletin 2,5 - 3 milyar doları gitti"
diyor.
Hak milletin
Çiller, DYP hareketinin maziyle irtibatını tebarüz ettirmeyi ise hiç ihmal etmiyor. Zaten,
"İkinci demokrasi paketi"
demesinin sebebi, birinci demokrasi hareketini,1946 ile ve 14 Mayıs 1950 ile ilişkilendirmesi.
1946''da,
"Yeter söz milletindir"
denildi. Ama, sonradan milletin iradesi ipotek altına alındı.
"Öyleyse"
diyor Çiller, "Sadece söz değil, hak da milletin. Yalnızca, 4 veya 5 yılda bir, sandıkta söz sahibi olmak yetmez. Türkiye''de siyasetçinin yetkileri çok daraltılmıştır. Biz, milletin temsilcilerini, siyasi partileri ve başbakanları bu marjinallikten kurtaracağız."

İşittiğimize göre, DYP, Korkut Özal ve Ahmet Özal ile birlikte seçime girecek. Belki de, seçimlerden sonra Demokrat Parti adını almak ve tarihi bir temele oturmak suretiyle, Demirel ile bağı iyice koparacak.

(Fazilet, hiç değilse, Hasan Celal Güzel''i ve Muhsin Yazıcıoğlu''nu kaçırmamak için elini çabuk tutmalı. Yazıcıoğlu ve Güzel''in Parlamento''da bulunmaları, Türk demokrasisinin esenliği açısından çok önemlidir.)

DSP ve Anap

DYP''nin tırmanışta olduğu kanaatini taşıyorum. Geçen gün, Tansu Çiller ile, Kanal 7''deki söyleşimizde de, çok sayıda fax ve telefon mesajı aldık. Toplumda DYP liderine büyük ilgi var. Bu ne ölçüde oya tahvil olur bilmiyorum.

Ama DYP, Anap''ı geçecek gibi görünüyor. Hele, DSP, Apo''nun yakalanmasının kazandırdığı puanlarla biraz daha oy oranını yükseltirken, Anap''ın, buna paralel olarak gerilemesi tabiidir. Yılmaz, DSP ile Anap''ı birbirinin alternatifi haline getirdi. İkisi arasında seçime zorlananlar,
"daha laik, daha güvenilir, daha dürüst ve daha tecrübeli"
buldukları için, Ecevit''i tercih ediyor. Böylece Anap, bu yakınlaşmanın kaybeden tarafı oluyor.