Yazarlar Bir filmin kitabı Dilsizin Dile Gelişi

Bir filmin kitabı: Dilsiz’in Dile Gelişi

Ömer Lekesiz
Ömer Lekesiz Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Ekim 2019’daki ilk (gala) gösteriminde seyretmiştim Dilsiz filmini.

Yönetmenliğini Murat Pay’ın, yapımcılığını Murat Erdağı’nın, senaryosunu Selman Kılıçarslan ile Murat Pay’ın üstlendiği, 94 dakikalık bir filimdi.

Her filmin insan ilişkilerini esas almasından hareketle, Dilsiz’in konusunun da yeni bir ilişkiler organizasyonu (kurgusu) olduğunu düşünerek özetlemek mümkündür. Dilsiz’de söz konusu ilişkiler, asıl üstat, talip, kainat, aşk, ayna, suret, hakikat, sanat vb. kavramların mahiyetlerine ve iç ilişkilerine mahsus bir anlam arayışına eşik oluşturdukları için, o mümkün özetin yapılmaması gerekir. Zira böyle bir özet, Dilsiz’deki mezkur anlam arayışına karşı haksızlık etmek olur.

Ben de bu nedenle, “Dilsiz’i sinema diliyle konuşturmak mümkün mü” başlığıyla bu köşede yer alan 25 Ekim 2019 tarihli yazımda, Miguel de Unamuna’nın “Metafizik meta lingustiktir.” sözüyle başlayıp, “...Tasavvuftaki hâl-dili, fizik ötesindeki bir durumun, buradan (dünyadaki insan tarafından) keşfi değildir; bilakis, fizik ötesinin fizik içinde (yeryüzünde ve bizzat insanın kendi ferdiyetinde) idrak edilmesidir. Tıpkı, Şeyh Gâlib’in Dilsiz’de özel bir vurguya mazhar olan, “Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen / Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen” beytindeki mananın, önce kalpte ve kalpteki değişime tabi olan hâl’de yerleşik hale gelmesidir.” kaydını düşmüş ve bu bağlamda “Dilsiz’i seyrederken keyif aldım, ama ilgili bir çok soruma cevap alamadım.” diyerek bitirmiştim.

Yakın zamanda, Albaraka Yayınları arasından çıkan Dilsiz’in Dile Gelişi adlı kitabı, hem kendi sorularıma cevap bulmamı sağlaması, hem de onu gerçekten anlamak isteyenlere yol göstermesi cihetinden sevinçle karşıladım. Öte yandan, âlemi insan esasında anlamak için büyük gayret gösteren ve sinema mesleğinin hakkını da bu yönde vermeye çalışan Murat Pay’ın, mezkur gayret ve çabasından aynı minvaldeki derdime bir derman bulmak istediğim için de Dilsiz’in Dile Gelişi adlı kitabı müsmir bir fener olarak gördüm.

Öyle anlaşılıyor ki, aynı zamanda Dilsiz’e sponsor da olan Albaraka Türk’e ait yayınevinin Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Faruk Çağlar da zikrettiğim ihtiyacı gözeterek, filmin bu tarzda bir kitabı hak ettiğini düşünmüş.

Kitabın editörlüğünü Ketebe Yayınlarının yazarlarından Cemal Şakar üstlenmiş.

Şakar’ın da tıpkı Çağlar gibi mezkur ihtiyacı doğru okuduğu kitabın muhteviyatından ve dolayısıyla yetkin isimlerin oradaki yazılarından, söyleşilerinden, değerlendirmelerinden hemen anlaşılıyor.

Buna göre, önsöz ve Dilsiz filminin künyesi dahil 10 kısımdan oluşan kitabın, birinci kısmını senaryo oluşturuyor. Senaryonun verilmesi, filmdeki mecazların, sembollerin ve imaların daha iyi anlaşılmalarına ve dolayısıyla çözümlenmelerine hizmeti bakımından çok güzel olmuş.

Yönetmenin Görüşü adlı kısımda Murat Pay, yukarıda zikrettiğim hassasiyetlerini yeni açıklamalarla tahlile imkan verecek şekilde teyit etmiş.

Kitaba da ad olan kısımdaki yazılarda ise, Zeynep Gemuhluoğlu, Hüseyin Etil, İbrahim Ethem Ortaköy ve Tuba Deniz, filmdeki anlam arayışının boyutlarını ve yönlerini derinlemesine ele almışlar.

Dilsiz’e Dair adlı kısım, üç ayrı çekim notunun gövde metni gibi konumlanmış ve burada Murat Pay, Selman Kılıçarslan ile oyunculardan Mim Kemal Öke, Vildan Atasever ve Ozan Çelik’in söyleşileri yer almış.

Yankılar kısmında ise Ömer Lekesiz, Yusuf Kaplan, Barış Saydam, Hasanali Yıldırım ile İsmail Güleç’in daha önce yayımlanmış yazıları alıntılanmış.

Dilsiz’in tekniği ve kurgusuyla bir sinema eseri olarak değerini elbette ilgilileri takdir edeceklerdir. Bu bağlamda bizler için Dilsiz’i değerli kılan ilk şeyin sordurduğu sorular olduğunu sanıyorum. Zaten sanat dediğimiz şey, cevap vermekten çok, doğru soruyu sormak/sordurmak değil midir?

Nitekim Zeynep Gemuhluoğlu da kitaptaki yazısında, bizleri geleneğe bağlayan usta-çırak ilişkisinin, usullerin, adabın, tekniklerin kaybolmuş ya da bizden gizlenmiş olabileceğini belirterek, “Fakat aşk, bizzat aşk, hâlen asıl usta olarak buracıkta duruyor. Ancak hazreti Aşk’ın ustalığına ikrar verecek durumda mıyız? Gerçekte talip olduğumuz bu mu?” diye sorup, bunun için Dilsiz’in “atıfta bulunduğu zeminin bize ne söylediğine kulak” vermemiz gerektiğini söylüyor.

Yeni soruları sordurması, sorulan eski sorulara yeni cevaplar vermeyi mümkün kılması bakımından Dilsiz’in Dile Gelişi’ndeki metinleri, filmi bir kez daha izledikten sonra sıcağı sıcağına okumanın, ilgililerine büyük fayda sağlayacağını umuyorum.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.