
Bundan yaklaşık beş ay önce yine bu köşede "Cami, Hıristiyani anlamıyla tapınak değildir. Sosyal hayatın nabzı orada atar; gündelik hayat oranın eşiğinde hem sükunetle hem hareketle buluşur. Bu nedenle Başbakan''ın Çamlıca''ya cami müjdesinden Cumhuriyet devrinde bir tapınağa indirgenen caminin söz konusu asli rolüne bir dönüş imkanını yeniden üretmemiz ve bir cami inşasıyla ondan daha fazlasını birlikte inşa etmemiz mümkündür" demiştim.
Asli rolden kastım ise cami yapımında okulu, pazarı, hastahanesi, kütüphanesi, huzurevi ve parkıyla bir "külliye anlayışının" gözetilmesiydi.
Hâlâ bu düşüncedeyim diye sadece cami ile sınırlandırılmış bir projeye muhalefet edersem kendimle çelişkiye düşmüş olurum.
Bana göre ideal olanı söyleyişim, mevcut imkanların camiyi de içeren külliyeye uygun olduğunu düşünüşüm mümin oluşumun bir gereği olduğu gibi, müstakil bir caminin yapımına taraf oluşum da mümin oluşumun bir gereğidir.
Çünkü cami zamanla ve mekanla kuracağım kültürel ilişkinin zorunlu bir unsurudur.
Müslümanların tıpkı ramazanda, mübarek gecelerde, arefelerde, bayramlarda doğan çocuklarına o günlerin adlarını verirken zamanı bir kültürel unsura dönüştürmelerindeki gibi, mekanla kurdukları ilişki de yine aynı bağlamda dini kültürün içine çekilir.
Örneğin, doğum haberimiz babamıza çarşı camiinden geldiğinde verilir.
Dedemiz filanca caminin yapımından iki ay sonra ölür.
Kızımız, Sultanahmet''i ziyaret ettiğimiz yaz gelin olur.
Eyüp''te arkadaşlarla buluştuğumuz günün ertesinde nişanlanırız.
Divanyolu''ndan Firuzağa''ya inerken iş başvurumuzun kabul edildiğini öğreniriz.
Dolayısıyla camiye muhalefet edersem, gerçekte kültürümün sürekliliğine itiraz etmiş olurum. İnancıma dahil edemeyeceğim bir zaman ve mekan algısının, daha açık bir söyleyişle, dünyevi zaman ve mekan algısının gelişmesine, yaygınlaşmasına hizmet etmiş olurum.
Öte yandan cami, tıpkı geçmişte olduğu gibi bu zamanda da hat ve tezhip sanatının görünür kılınabileceği en ideal alanlardan biridir. Geçmişte kitaba bağımlı olan, ona mahsus piyasanın doyması üzerine, mimari yoluyla içten dışa çıkan hat ve tezhibin yeniden canlanması, geleneksel dekorasyonun ihyası ve tecdidi yine ancak mimari ile mümkündür. Nitekim Cumhuriyet devrinde hat sanatı denildiğinde hemen Hamid Aytaç, Macid Ayral ve Halim Özyazıcı isimlerinin aklımıza gelmesi asıl Şişli Camii sayesindedir.
Son 20 yıldır atölye düzeyinde ilgiye mazhar olan söz konusu sanatların görünürlüğe çıkması, yeni ustaların ve öğrencilerinin kendilerini açık, geniş yüzeylerde denemeleri yine cami sayesinde mümkün olacaktır. Aksi halde bu sanatlar ya çıktıkları ilk yere (kitaba) ya da üç beş zenginin haz duyacağı şekilde villa duvarlarını süsleyen tablolara dönerek kaybolacaktır.
O halde sanattan yanaysam camiden yana olmam gerekir.
Bu yüzden cami yapımına mümin olarak muhalefet etmenin entelektüellikle bir ilgisini kuramadığım gibi, kanaat önderi pozlarıyla "oraya değil de şuraya yapılsın" demenin mantığını da anlayamıyorum.
Ne diyor entelektüel ve güya kanaat önderi?
Estetik diyor, laiklik diyor…
Ne anlıyor estetikten? Yüklem!
Estetiğin bir "oran" oluşunu unutup, onu kendi itirazının aracına dönüştürüyor.
Daha yapılmamış bir bina üzerinden kendisine bir hoşgörü piyasası oluşturmak için estetiğin sırtına biniyor.
Ne anlıyor laiklikten?
Diğer dinlerin ibadethanelerine de caminin yanında, yakınında yer verilmesini.
Kendisinin meftunu, medyunu olduğu Avrupa''da Merzifonlu Kara Mustafa Paşa''nın Viyana kuşatmasında çadırını kurduğu yere kilise yapılmasını sorgulamayı düşünemiyor ama o kilisenin İstanbul''da bir caminin yanına kondurulmasını düşünebiliyor.
Herkes çok iyi bilir ki, düşünen düşüncesiyle, eyleyen eylediğiyle nitelenir.
Merhum (Alasakal) Mustafa Efe Hocaefendi''den şu anekdotu anlatırlar Kırıkkale''de:
Kaymakamın biri, Mustafa Efe''nin de müftüsü olduğu şehrin inanç, örf ve adetiyle bağdaşmayan çirkin bir projeyi gerçekleştirmek niyetindedir. "Sizce de uygun mudur?" diye Hocaefendi''ye de sorar. O da: "Kişi yaptığı işle anılır. Önce siz bu işle anılmaya razı mısınız ona bakalım, uygunluğunu sonra konuşuruz" der. Kaymakam, o işle anılmaya razı olmayacağı için projeden vaz geçer.
Son olarak buradan da bakmalı konuya. Camiye muhalif olana ne denir? Camiyi yaptırana ne denir?
Başbakan cami yaptıran Recep Tayyip Erdoğan olarak da anılacak gelecekte…
Caminin yapılmasına karşı çıkanlar "cami düşmanı", yapılmalı diyenler de "cami muhibbi" olarak…
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.