Fars sanatı nereye düşer?

00:009/02/2013, Cumartesi
G: 6/09/2019, Cuma
Ömer Lekesiz

Hz. Peygamber"in vefatından bir yıl sonra başlayan İran"ın fethi, büyük bölümü Hz. Ömer devrinde olmak üzere yaklaşık 25 yılda tamamlanmıştır.Bu fetih, özgürlüklerine düşkün ve buldukları her fırsatta Pers medeniyetiyle övünen Farsların Araplara olan hırsını ve İslam"a olan kültürel mesafesini çoğu zaman diri tutmuş, öncelikle bir devlet ve iktidar (saltanat) geleneğine sahip olmayan muktedir Arapları kendilerindeki mevcut örneklerle hem terbiye etme hem de onları yönlendirme çabaları baskın olmuştur.Fetihle

Hz. Peygamber"in vefatından bir yıl sonra başlayan İran"ın fethi, büyük bölümü Hz. Ömer devrinde olmak üzere yaklaşık 25 yılda tamamlanmıştır.

Bu fetih, özgürlüklerine düşkün ve buldukları her fırsatta Pers medeniyetiyle övünen Farsların Araplara olan hırsını ve İslam"a olan kültürel mesafesini çoğu zaman diri tutmuş, öncelikle bir devlet ve iktidar (saltanat) geleneğine sahip olmayan muktedir Arapları kendilerindeki mevcut örneklerle hem terbiye etme hem de onları yönlendirme çabaları baskın olmuştur.

Fetihle yeni değişimin istikametini iyi tahmin eden Farslar, öncelikle Pers kültürü açısından büyük önem taşıyan eserlerin çok büyük bir bölümünü Arapça"ya aktararak onların ömürlerini uzatmakla kalmamışlar, İslam kültür ve düşüncesinin mecrasını belirleyecek oranda o eserler sayesinde ona müdahil de olmuşlardır.

Onuncu kriz asrındaki iktidar boşluğundan da iyi yararlanan Farslar hem İslam"a mahsus kimi kavramların içini boşaltıp kendi kültürlerine göre onlara yeni içerikler yüklemişler hem de yeni inanca ilişkin soru işaretleri üreten gruplara karşı en azından sesiz kalarak sapkın eğilimlerin yer yer üreticisi ve ağırlıklı koruyucusu durumuna geçmişlerdir.

Bu bağlamda konunun fıhki, siyasi boyut ve sonuçlarından değil, -sapkınlıklara açık duruşuyla- düşünce ve sanat açısından baktığımızda şu hususları belirlememiz mümkündür:

1-Epik bir toplum olan Farslar, kahramanların varlığıyla şekillenen geçmişlerini, Müslüman olduktan sonra da İslam"ın içinden yeni kahramanlar üretmek suretiyle geleceğe taşımışlardır. Hz. Ali"nin taraftarı anlamında Şii olmaları (ki, İmam Cafer-i Sadık"tan İmam Humeni"ye uzanan sahih silsileyi bu bahiste saklı tutuyorum), bu sayede Evlad-ı Resul"ün Hilafet hakkının gasbı-zulüm-Kerbela vakası gibi üçlü bir yapıyı üreterek ve bunu her Müslümanın hassasiyet göstermek zorunda olduğu "Ehl-i beyt" merkezli bir kökene yaslayarak kahramanlık efsanelerine olan düşkünlüklerini İslami hayatta süreklileştirmişlerdir.

2-Kriz asrında yeniden canlanan sözlü ve yazılı epik unsurları, bilinen efsaneleri genişletecek ve yenilerini üretecek tarzda aşırı muhayyileyi ve mitolojik bakış açısını İslam kültürüne eklemişlerdir. Hz. Hüseyin"i merkeze alan evrensel mitlerle zenginleştirilmiş yeni bir kin, acı ve ağıt kültünü de yine bu yolla üretmişlerdir.

3-Zerdüştiliğin Tanrı"yı gökte tutan ve dolayısıyla onu insanın eylemlerine (kültür ve medeniyet kuruculuğuna) karıştırmayan seküler anlayışını, Tanrı adına hareket etme yetkisine sahip kamil insan, kayıp imam mitiyle yeniden yorumlayarak Tasavvuf"la birleştirmişleridir.

4-Kur"an"ın belagatındaki üstünlüğün kelamla, dolayısıyla kelimeyle, harfle bitişik olmasından hareketle, kutlu huruftan Hurufilik; yine Kur"an"ın batıni yorum imkanından Batınilik gibi İslam içinde yeni ideolojilerin çıkmasına zemin hazırlamışlardır.

5-Putçuluğun yeniden hortlamasına neden olacağı endişesiyle uygulanan suret ve ikonografik temsil yasağına, muhtemelen görme merkezli bir anlayışa sahip bulunan toplulukların güya İslam"ı daha kolay benimsemelerine vesile olacağı gerekçesiyle karşı çıkmışlardır.

Bunların, Sünni tarikatlardaki Terk-i dünya anlayışının tam aksine, dünyeviliği pekiştiren ve şeriatın esaslarını tahrip etme cesaretini artıran bir Redd-i dünya anlayışına çıkması doğaldır.

Nitekim bu farklılıkların izlerini sanattan sürdüğümüzde Farsi (Şii) sanat anlayışının, sünni sanat anlayışıyla pek çok noktada çeliştiğini ve hatta onun Batılı (Hristiyan) sanat anlayışına daha yakın düştüğünü söyleyebiliriz.