
"Miniatin" kelimesinden gelen, kırmızı kabuklu bir böceğin kabuğundan elde edilip "lakit" adı verilen boya ile yapılmış resimlere "minyatür" denir.
Kağıt, parşömen, fildişi gibi mazlemeler üzerine incelikle işlenmiş küçük boyutlu, perspektifsiz, ışık ve gölge oyunlarını içermeyen, duygu yüklenmemiş resimleri tazammun ettiği için, "mini" kelimesiyle kurulan -yanlış- semantik bağ nedeniyle küçültülmüş resim olarak da bilinir.
Hristiyanlığın yayılma devrinde İncil süslemelerinde de kullanılan ve 8. Asrın sonlarından itibaren Avrupa"da da yaygınlaşan minyatür, Çin kökenli bir sanat olarak Türkler tarafından Afganistan, Hindistan, İran ve Anadolu"ya taşınmıştır.
Bizde seçkin sınıfın Batı resmine yönelmesi, sistemin de bu eğilimi desteklemesi nedeniyle unutulmaya terkedilen minyatür başta Süheyl Ünver olmak üzere birkaç serdengeçtinin gayreti ve emeğiyle tekrar gün ışığına çıkmıştır.
Bugün ise geleneksel el sanatlarının desteklenmesi kapsamında yerel yönetimlerin ve kimi sivil sanat kuruluşlarının açtıkları kurslar, atölyeler aracılığıyla yeniden yaygınlaşma istidadı göstermektedir.
Yaygınlaşma istidadı göstermesi, popülize edilen her sanat dalında olduğu gibi, minyatürle ilgili mevcut sorunların da nedenini teşkil etmektedir.
Şöyle ki:
1- Minyatür öncelikle kainat tasavvurunu, sonra yeteneği ve çok özel bir resimleme bilgisini gerektirir. Mümin bir gözün kainata mahsus idrakini içkin olan minyatür, Tanrı"ya göre varlığın çok çok küçük ama insana göre evrenin çok çok büyük oluşuna mahsus göndermelerle yüklü olduğu kadar, görmenin, göstermenin ve düşünmenin kendi içinde problemli oluşunu da teyit eden bir zihniyet temeline oturur.
2- Tebriz, Şiraz, Bağdat, Herat, Kazvin, İsfehan ve Osmanlı Ehl-i Hiref minyatür ekolleri arasındaki fark salt form, figür, istif, malzeme ve renk farkından değil söz konusu kainat tasavvurundan da beslenen kültürel farklılıktan kaynaklanır. Örneğin aynı dine mensup çeşitli milletlerin seçilmiş insan ya da kahraman algısı ile edebi dile ilişkin tutumları (tüm sanatlarına olduğu gibi) minyatürlerine de aynıyla yansır.
3- Aynı bağlamda Babürler "ayş-u tarab, Farslar olağanüstü yeteneğe sahip kahraman, Osmanlılar ise vaka kaydı merkezli minyatürü tercih etmişlerdir. Dolayısıyla bu tercihlerde Babürler"de reenkarnasyon içerikli Hint mistisizminin, Farslar"da epik dilin, İslam öncesi mitolojik bilgilerin ve abartılmış kahramanlık hikayelerinin sağlam bir dokuyla örtüştürüldüğü Şii inanışının, Osmanlılar"da ise sanatı havas ilgisine indirgeyen ve bu nedenle onun hareket alanını mümkün olabildiğince kısıtlayan Ehl-i sünnet anlayışının önemli bir payı olsa gerektir.
5- Çin"de ideogramik dil mantığına bağlı olarak kurumlaşması muhtemel olan minyatür, şeylere mahsus halleri eş-zamanlı olarak tek bir sigada görünürlüğe sunar. Diğer bir söyleyişle ideogramik dille kurduğu bağ ilk bakışta tek ya da bütüncül okumayı yeterli kıldığı için Batı resmindeki gibi gözü kendisine tutsak etmez ve dolayısıyla onu kaçış noktası bulmaya da zorlamaz. Bu hususu Osmanlı minyatürü üstünden bireysellik kavramıyla birlikte değerlendiren Sezer Tansuğ da benimkilerle yaklaşık aynı sonuçlara varır (lütfen bkz.: Sezer Tansuğ, Şenlikname Düzeni, YKY, İst., 1993, s: 13).
Ancak Osmanlı minyatürü için geçerli -Çin zevkiyle bağlantılı- olan bu sonuçlar konu Fars minyatürü olduğunda geçerliliğini yitirir. Çünkü Fars minyatürü, tıpkı Batı resmi gibi sanat olma iddiasının gerektirdiği her türlü yetenek gösterisine, istorya tutkusuna açık durur.
Vurguladığım bu hususlara bağlı olarak minyatürün bugünkü sorunlarını ise özetle şöyle ifade etmem mümkündür:
Batılı sanatın eğitimini almış, dolayısıyla sanat anlayışı gerçekliğe ve o gerçekliği belirleyen perspektif, kontür, teatrallik, estetik, kompozisyon, zemin, istorya, kaçış noktası, uzlaşım, hareket vb. kavramlara göre şartlandırılmış, bunlardan da önemlisi kainat tasavvuru NASA merkezli haberlere indirgenmiş zihinlerin bugün minyatürle sanat zevkini, el yeteneğini geliştirme düzeyinde kurdukları ilişki ikircikli bir ilişkidir.
Üstelik kimi sağcı-muhafazakar eleştirmenlerin de özellikle yücelttikleri, hat, minyatür ve ebru kolajları ile fotoğraftan bozma minyatür ayartmaları (lütfen bakınız: Erol Akyavaş"ın ilgili işleri) üstün ve pahalı örnekler olarak sanat piyasasını işgal ederken söz konusu ikircikli ilişkinin minyatürün lehine, doğru ve istikrarlı olarak giderilmesi de kısa vadede zor görünmektedir.
Malum sorunu, yukarıda maddeler halinde zikrettiğim hususlar çevresinde Reza Hemmatirad"ın kimi işleri üzerinden de temellendirmek niyetindeydim asıl ama yerim kalmadı.
Reza Hemmatirad, bir sonraki yazımda inşallah.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.