yazarın içtiği çay..

00:0015/07/2013, Pazartesi
G: 9/09/2019, Pazartesi
Osman Akkuşak

sevgili okuyucularım;elimdeki kalemden başka sermayesi olmayan bu fakiripürtaksir (kusur dolu fakir), 1949''dan beri kısa fasılalar sayılmazsa tam 64 senedir, bu mübarek şehirde yaşamaktayım.. hayatımın büyük kısmı; beyazıt, çarşıkapı, lâleli, aksaray, fındıkzade, çapa, karagümrük gibi semtlerde geçmiştir.. zaman zaman da beyoğlu, osmanbey, şişli.. pendik.. çamlıca.. eyüp.. bakırköy ve fatih''te oturmuşumdur.. bütün gençliğim ve olgun yaşlarım, güzeller güzeli bu beldede geçmiştir…yalnız bir şey

sevgili okuyucularım;

elimdeki kalemden başka sermayesi olmayan bu fakiripürtaksir (kusur dolu fakir), 1949''dan beri kısa fasılalar sayılmazsa tam 64 senedir, bu mübarek şehirde yaşamaktayım.. hayatımın büyük kısmı; beyazıt, çarşıkapı, lâleli, aksaray, fındıkzade, çapa, karagümrük gibi semtlerde geçmiştir.. zaman zaman da beyoğlu, osmanbey, şişli.. pendik.. çamlıca.. eyüp.. bakırköy ve fatih''te oturmuşumdur.. bütün gençliğim ve olgun yaşlarım, güzeller güzeli bu beldede geçmiştir…

yalnız bir şey var ki o da uzak yakın istanbul''un neresinde oturursam oturayım hemen hemen hergün cağaloğlu, bâbıâlî ve beyazıt kaldırımlarında taban tepmekten kurtulamamışımdır.. fakültelerin, kütüphanelerin, gençlik kıraathanelerinin harıl harıl işlediği, siyasetin ve kültürün kaynadığı, adeta hergün sesli sessiz, dumanının tüttüğü, hergün sayısız konferans, toplantı, sergi ve seminerin yapıldığı beyazıt, babıâli ve vilâyet mıntıkalarının; gençliği, yaşlılığı hattâ yeni yetmeliği bile mesteden füsunu ve canlılığı; üzerimizde o yıllara ve o günlere ait ne kadar güzel, ne kadar sıcak, ne kadar enfes izler ve hatıralar bırakmıştır..

bunu ancak o günleri yaşayanlar anlayabilir...

nerelerde yemek yedik.. nerelerde çay içtik.. hangi kahve de veya hangi pastane de yazı yazdık.. bütün gazetelerin âdeta birbirine komşu olduğu cağaloğlu ve bâbıâlî sokaklarında o gün hangi gazeteci hangi yazarla karşılaştı da birbiriyle görüştü, haber ve fikir alışverişi yaptı, bütün bunlar gazetecilerin hafızasında hep canlı kalmıştır..

ikbal, meserret, adliye kıraathaneleri ile acemin kahvesi; beyoğlu''nda baylan, saray, löbon, markiz pastaneleri.. kadıköy''de hacı bekir şekercisi ve olimpiyat kıraathanesi, haber ve röportaj dönüşü yazı yazdığımız mekanlar olmuştur.. necip fazıl, peyami safa, nizamettin nazif tepedelenlioğlu ve refi'' cevad ulunay gibi önemli yazarlar, yazılarını daima meserret kıraathanesi''nde tamamlamıştır..

*

ben bugün ne yapıyorum.. yazılarımı nerede yazıyorum ve nerede tamamlıyorum.. hemen anlatayım:

çemberlitaş''taki istanbul kıraathanesi, kadırga''daki, bahçeli arif bey kahvehanesi, kadırgaspor kulübü, yazarlar birliği, edebiyat vakfı pastanesi, yazı yazdığım mekânlardan bazılarıdır..

nerelerde kifâfınefs ederiz veya yemek yeriz.. hemen onu da haber vereyim.. çemberlitaş''taki makarna sarayı, divan yolu''ndaki divane pizza salonu.. beyazıt mithatpaşa caddesindeki karadeniz lokantası, kadırga''daki imren lok., hamam restorant, kadırga hamamı sokağındaki ipek tost büfesi, seyrani pide salonu, kumkapı''daki erciyes lok; sultanahmet''teki türkistan aşevi, küçük ayasofya''daki sultan havz ve ziya baba lokantaları, sık sık uğradığımız, afiyetle taam ettiğimiz mekânlardır..

*

sade vatandaştan bizim ne farkımız vardır ki yemek yediğimiz yerin bir özelliği olsun.. sevgili okuyucularım şurası muhakkak ki, bize güleryüz gösteren, temiz yiyecek hazırlayan mekânlarda, hatta insaflı ve hesaplı fatura tanzim eden aşevlerinde yemek yemek bizim gibi fikir ve hesap adamlarının mutâdı olmak lazım gelir.. dünyadaki işimizi tamamlayıp öbür âleme göç ettiğimiz vakit; nerelerde oturmuşuz, nerelerde sohbet etmişiz, nerelerde taam etmişiz.. bizden sonraki evlâdımız hatırlasın da bizi hayırla yâd etsin isteriz.. kelime, cümle, söz ve yazı cevherlerine ömrünü vermiş muharrirlerin nerelerde yazı yazdığı, nerelerde fikir îmalettiği, nerede münakaşa ve müzakere ve nasıl hizmet eylediği; halkımız ve milletimiz tarafından daima merak edilmiş ve değerli tutulmuştur.. bu bilgileri kolaylaştırmak veya kaydetmek de her yazara ait bir vazife olsa gerektir.. biz yazıdan, fikirden, sanattan parapul beklemedik.. beklemeyiz.. hakiki fikir gerçek bilgi, para talebetmez.. manevi bir mükâfât, düşünen ve yazan adamın diğer haklarına ilave edilirse, bu da kâfidir.. vesselâm…