
Aşığı "orada bir sınırın bulunduğu" uyarısıyla durdurmaya çalışmak boşa zahmet etmek olur. Çünkü kendi haline bırakılmış olan âşığı durdurabilecek hiçbir sınır onu durdurmaya güç yetiremez. O, ucunda ölümün olduğunu bile bile bütün sınırları bozar, tarümar eder, çiğner, aşar. Halk hikâyesinin kahramanı Âşık Kerem, işte bu mahrem bölgeye girmeyi denemiş biridir. Isfahan şahının oğlu olan Kerem (doğduğundaki adıyla Ahmet Mirza), şahın hazinedarı olan Ermeni keşişinin kızı Aslı''ya (onun adı da Kara Sultan''dır; Aslı adını ona Kerem vermiştir) âşık olur. Doğdukları sırada bu çocuklara beşik kertmesi yapılmasına rağmen, Keşiş verdiği sözden cayar ve Isfahan''dan ayrılıp uzak bir köye yerleşir. Aradan yıllar geçer. Ahmet Mirza, arkadaşı Sofu ile bir av dönüşü Kara Sultan''a rastlar, kim olduğunu bilmeden ona âşık olur. Isfahan''a dönüşünde babasına kızı istetir. Fakat kızın babası, ayrı dinlerden olduklarını ileri sürerek kızını vermekten kaçınır ve başka bir diyara göçer. Kıza, kendisini Kerem olarak tanıtan delikanlı, arkadaşı Sofu ile kızın ardına düşer. Kayseri''ye ulaştıklarında keşişin orada zındancıbaşı olduğunu ve karısının da kızının (Aslı) yardımıyla diş çektiğini öğrenir. Kerem, sırf Aslı''yı görebilmek için kadına dişlerini çektirir. O sırada odaya giren Aslı''yı görünce Kerem, ta ciğerinin derinliklerinden bir: "Ah!" çeker. Bu âhın ateşiyle ağzından çıkan alevden Aslı''nın saçları tutuşur ve âşıklar oracıkta yanarlar. Hikâyenin başka bir versiyonunda, Keşiş, dişlerini çektirmek üzere evlerini ziyaret ettiğini öğrenen Kerem''i yakalatır. Fakat Kayseri beyinin kızkardeşi onları kurtarır. Keşiş, ailesiyle birlikte Halep''e kaçar. Kerem ile Sofu, Aslı''yı Halep''te bulurlar. Halep paşasının araya girmesiyle, Keşiş kızını Kerem''e vermeyi kabul eder. Ancak gerdek gecesi giyinmek üzere kızına sihirli bir gömlek diktirir. O gece Kerem, çözüldükten sonra kendiliğinden iliklenen düğmeleri çözmeyi bir türlü başaramaz. Sonunda, sabaha karşı, acısından bir "Ah!" çeker. Ağzından çıkan alevle yanıp kül olur. Aslı, Kerem''in külleri
başında kırk gün bekler. Kırkıncı gün küllerin arasından çıkan bir kıvılcım Aslı''nın saçlarını da tutuşturur, o da yanar. Hayattayken birbirine kavuşamamış olan sevgililerin külleri birbirine karışır.
Bu hikâyede aşkın tipik unsurlarını görebiliyoruz. Âşıkların önüne çıkartılan engel bu kez din farklılığı olur. Ama burada bizi ilgilendiren, Kerem''in aşk ateşiyle yanması olayıdır. Bu Anadolu öyküsünde, yanma sınırını ihlal eden bir âşıkla karşılaşıyoruz. Kerem, durması gereken sınırı bilmiyor muydu? Elbette biliyordu. İçinin sesi, ona, o sınırda durması gerektiğini söylüyordu. Ama aşk, bu sınırla mukayyet değildi. Çünkü o, yanmaya talipti ve yakmaya. Burada, kavuşma, ilişkinin tabiatına aykırı düşerdi. Sahip olamamak, uzakta kalmak, kalbin ve yüreğin ateşiyle yanmaktır aşkı diri ve ebedî kılan. Bu yanış olmasaydı, geride anlatılmaya ve anılmaya değmez sıradan, alelâde bir ilişki türü kalırdı belki, ama bu, asla ölümsüz bir aşkın öyküsü olmazdı.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.