
Gerçekten acayip bir hastalık bu.
İlk kez fakülte sıralarındayken denk gelmiştim bu hastalara. Olay, edebiyat Fakültesinin Felsefe bölümünde geçiyor. Alaeddin (ikizim, Özdenören) anlatmıştı. O dersin hocası daha sınıfa girmeden öğrenci alelacele kürsüye çıkmış, derin tefekkürünün ürünü olan teorisini anlatmaya başlamış. O sırada da hoca sınıfa girmiş. Öğrenci hocayı görür görmez: "İşte bu benim teorimi çalan adam. Bu ve arkadaşları... Benden çaldıkları teoriyi anlatarak para kazanıyorlar. Şimdi onu vuracağım." diyor ve cebinden tabancasını çıkartıyor. Bütün sınıfta dehşet, öğrenciler panikte. Allahtan hoca paniğe kapılmıyor. Bilakis sükûnetle öğrenciye hitap ediyor. Teorisini tekrar anlatmasını istiyor. Eğer kendisi veya arkadaşlarından birisi bu teoriyi çalmışlarsa öğrenciyle birlikte davacı olacağını söylüyor. Öğrenciye zırvalarını anlattırmayı başarıyor. Ve ondan izin isteyerek teori hırsızlarını bulmak üzere polise haber vermesi gerektiğini bildiriyor. Sınıftan çıkıyor. Beş on dakika sonra sınıfa polisler geliyor. Öğrenciyi derdest edip götürüyorlar. Elbet karakola değil, Bakırköy''e...
Hocanın sükûneti olmasa bu olay faciayla neticelenebilirdi.
Hukuk fakültesinde kriminoloji derslerimizde hocamız sınıfa bazı paranoidleri getirerek onların sınıfta konuşmasını sağlamıştı. Her biri kendi içinde tutarlı iddialarla konuşuyordu. Ah, bir de bu iddiaların realitede bir karşılığı bulanaydı!..
Paranoidin sağı solu belli olmaz. O, eğer kendi üzerinde bir takım saplantılara kapılmamışsa, dış dünya üzerine saplantılar geliştirir. Bir takım hainlerin kendisini kovaladığını, fikirlerini çaldıklarını, kendisinin falanca kralın varisi olduğunu, yakında İspanya''ya hükümdar olacağını, başka akla gelmedik iddiaları bıkıp usanmadan anlatır durur.
Kimileri kıskançlık paranoyasına duçar olur. Kimileri ülkeyi hainlerin sardığını söyler.
Örneğin TL''nin yeni bir simgeyle ifadesi gerekiyorsa soru hazırdır: Bu yeni simge kime ve neye hizmet edecektir, kimin işine yarayacaktır, açıklanmalı ve itiraf edilmelidir. Açıkça söylenmezse de işin içinde bir takım vatan hainlerinin parmağı olabilir endişesi paranoidin zihnine musallat olur ve yüreği vatan aşkıyla yanan hastanın zihnini kurtulamamacasına pençesine geçirir.
Paranoid, olmuş veya olması muhtemel olayları düzgün biçimde toplayarak hezeyanına mantıki gerekçeler hazırlar. Mantığı genelde düzgündür, ne ki realiteyle bağlantısı yoktur. Paranoidin kendine güveni tamdır. Bu itibarla mağrurdur. İddiasını gururla ifşa eder. Gene aynı örnekten hareket edersek, ülke parasını yeni bir sembolle ifade etme durumu ortaya çıkmışsa, paranoid pekâlâ eldeki sembolün Başbakanın, adının baş harflerini sembol olarak kullanılması talimatını verdiğini ileri sürebilir. Çünkü ona göre, Türk''ün T''si ile Tayyib''in T''si ilginç biçimde alfabede aynı harfleri işaret etmektedir. Üstelik T''nin dikey çizgisi üzerine iki hat çekilince ortaya çıkan şekil E olarak okunur. Bu da Erdoğan''ın E''sidir. Başbakan, buradaki hainliği ve gizli niyeti itiraf etmelidir, yoksa yakında foyası meydana çıkartılacaktır!
Bir Adli Tıp kitabından şu cümleyi alıntılayarak bahsi noktalayalım: "Paranoyada hezeyan sistematiktir. Bu, makul sayılabilecek tarzda sıralanmış ve değişmeyen hezeyanlar demektir. Zekâ melekelerinin muhakeme dışındaki bütün fakülteleri normal hatta hafıza ve volonter dikkati artmış olduğundan hezeyanını takviyeye yarayacak hadiseleri hiç kaçırmaz ve unutmaz. Hezeyanları da değişmez." (R.Seyisoğlu, Adli Tıp, s. 139, İst. 1956). Örneklerimizde bu tespitler aynen yakalanabilir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.