Cengiz Çandar"ı kazanmamız lazım

00:0019/03/2013, Salı
G: 6/09/2019, Cuma
Salih Tuna

Dil devrimi marifetiyle kökleriyle irtibatı kesilen bir ulusun ahfadı olduğumuzdan mıdır nedir bu topraklarda aydın kolay kolay yetişmiyor.Yetişenler de daha çok müstağrip maalesef.Hele Cengiz Çandar gibisi hiç yetişmiyor.Zaten yetişmesi de mümkün değil; birçok özelliği her kula nasip olmaz Allah vergisi mesabesinde.Daha evvel bir kitabını tanıtmak maksadıyla dercetmiştim, tekrar edeyim: "Türkiye"de ne kadar vitrine çıkmış insan, tanınmış sima varsa ya Cengiz Çandar"ın üniversiteden sınıf arkadaşı,

Dil devrimi marifetiyle kökleriyle irtibatı kesilen bir ulusun ahfadı olduğumuzdan mıdır nedir bu topraklarda aydın kolay kolay yetişmiyor.

Yetişenler de daha çok müstağrip maalesef.

Hele Cengiz Çandar gibisi hiç yetişmiyor.

Zaten yetişmesi de mümkün değil; birçok özelliği her kula nasip olmaz Allah vergisi mesabesinde.

Daha evvel bir kitabını tanıtmak maksadıyla dercetmiştim, tekrar edeyim: "Türkiye"de ne kadar vitrine çıkmış insan, tanınmış sima varsa ya Cengiz Çandar"ın üniversiteden sınıf arkadaşı, ya bir alt devresi, ya çocukluk arkadaşı ya da asker arkadaşı. Dünyada da ahbaplık etmediği sima yok nerdeyse. Hulasa, Deniz Gezmiş"ten Morton Abramowitz"e kadar baş döndürücü bir çevre…/ İçine doğduğunuz çevreyle mukayese ettiğinizde kendinizi "baldırı çıplak" yahut "çarıklı erkan" hissetmeniz işten değil."

Şeceresi de, maşallah, Çandarlı Kara Halil"e kadar uzanıyor.

Ama bir kızdı mı ne şeceresi, ne nüfuzu, ne akil adamlığı, ne yaşı başı, ne Abramowitz kankalığı, ne demokratlığı hiçbir şey dinlemiyor.

Önüne gelene zevzek, müptezel, lümpen, cahş (hain) diye saydırıp duruyor.

Kızdı mı bünyesindeki muvazene, usare, izan, insaf hepten iptal oluyor.

O kadar ki hangi sınıfa, hangi kültüre, hangi geleneğe mensup olduğunu anlayamıyorsunuz.

Eski bir Aydınlıkçı olmasının bunda etkisi var mıdır bilmiyorum, ama, nasıl ki Doğu Perinçek kızdı mı herkesi CIA ajanı yapıyor, sevgili Çandar da kızdı mı, JİTEM tarafından kurşunlanmış, Diyarbakır Cezaevi"nde envaiçeşit işkencelerden geçmiş bir Kürt aydınına bile "cahş" diyebiliyor

Demek ki sevgili Çandar"ı kızdırmamalıyız.

Çünkü kızdı mı muvazeneyi hepten yele veriyor.

Mesela, en yakın arkadaşını, Hasan Cemal"i bile istismar edebiliyor!

Dünkü yazısında Hasan Cemal ve Kürt sorununda, bugüne dek barış ve çözüm mücadelesi vermiş olanların "susturulması"nı alaycı bir dille "meşrulaştırma"ya çalıştığımı iddia edebildi.

Sevgili Çandar bu iddiasını kanıtlayabilecek tek bir kelimemi göstersin köşe yazarlığını bırakmazsam namerdim.

Bu köşede, "Gazetecilerin tutuklanmasını ne kadar istemiyorsam işsiz kalmalarını da o kadar istemem. Bir gazetecinin işsiz kalması (yazamaması) da bir tutukluluk halidir" diyen de bendim, Nuray Mert ve Mehmet Altan"ın Yeni Şafak"ta yazmasını dileyen de!

Hasan Cemal"in susmasına gönlüm razı olur mu hiç?

Sevgili Çandar bana çok içerlemiş, tamam anladık, ama böyle iftira atmak acizlik değilse nedir?

Yazılarının olduğu gibi (noktasına virgülüne, dahası dil bozukluğuna kadar hiç dokunmadan) iktibas edilmesine bile "andıçlıyorlar beni" yollu feveran eden bir insan evladı, bir başkasının yazısını hiç böyle çarpıtır mı?

"Hasan Cemal"in yazamadığı ülkeye barış gelmez mi?" başlıklı yazım üzerine de "Bu terbiyesiz soruya cevap: Hayır, gelmez!." demiş.

İmdi, sevgili Çandar bana hakaret etti diye mahkemeye koşacak değilim.

Bana Çandar"ın parası gerekmez, ben onu kazanmak istiyorum.

Bunun için de, söz konusu yazımda, otuz bin canı toprağa verdiğimiz bir savaşın nihayete ermesinin karşısına, bir aydın nasıl olur da yazıp yazmamasını koyabilir şeklinde taaccüp ettiğimi anlamasını can u gönülden diliyorum.

Sevgili Çandar kızdı mı terbiye anlayışını da iptizale uğratıyor galiba.

Sormak isterim:

"Yeter ki kan akmasın, yeter ki çocuklarımız ölmesin, isterse biz bir ömür yazmayalım" demek gerekirken, "bizim yazmadığımız ülkeye barış gelmez" demeye getirmenin nasıl bir bencillik olduğunu sorgulamak terbiyesizlik mi oluyor?

Sevgili Çandar"ın bana neden bu kadar öfkelendiğini biliyorum; Hasan Cemal"i istismar etmesine hiç gerek yok.

"Bir şifre çözücü olarak Cengiz Çandar" (05.02. 2013, Yeni Şafak) başlıklı yazımda, Sayın Başbakan"ın şifresini çözme şeklinin, Şota"yı Türkçe"den Türkçe"ye tercüme etmeye benzediğini kanıtlayınca haliyle çıldırdı.

Haklı.

Ben de olsam çıldırırdım.

Dahası insan içine çıkamazdım.

Devam edeceğini ilan ettiği şifre çözme işinden vazgeçmekle yetinmemiş olacak ki, hakaret etmekle kendince ödeşmeye çalışıyor.