
Sanat dünyasında bazı isimler, sadece eserleriyle değil, bıraktıkları mirasla da ölümsüzleşir. Türk hat sanatının en büyük temsilcilerinden biriydi Hasan Çelebi. Osmanlı’nın köklü sanat geleneğini günümüze taşıyan ve onu günümüzle buluşturan bu büyük sanatçı, sessiz ve önemli eserler bıraktı.
Hasan Çelebi, 1937 yılında Erzurum’da doğdu. Genç yaşlarda hat sanatına ilgi duymaya başladı ancak bu sanata yönelmesi tamamen bilinçli bir tercih değil, içten gelen bir aşkın sonucu oldu. Kendi çabalarıyla başladığı hattatlık serüveni, zamanla büyük ustalarla buluşmasına vesile oldu.
Klasik hat eğitimi almak için İstanbul’a gelen Çelebi, dönemin büyük üstatları arasında yer alan Hâmid Aytaç’tan icazet aldı. Aytaç’ın son talebelerinden biri olarak yetişen Çelebi, hocasından öğrendiği geleneksel kuralları bozmadan, özgün bir üslupla hat sanatını icra etmeye başladı.
Hasan Çelebi’nin sanat anlayışı, geleneğe bağlılık ve titizlik üzerine kuruludur. Hat sanatında harflerin akıcılığı, dengesi ve zarafeti son derece önemlidir. Usta, yazının ruhunu anlamadan, yalnızca teknik öğrenerek hattat olunamayacağını savunur. Onun için hattatlık, bir zanaat olmanın ötesinde, sabır, disiplin ve içsel olgunluk gerektiren bir meşk sürecidir. Onun geleneğe bağlılığı kendinden sonra farklı tarzlarda eserler üretenlere karşı çıkmasına neden olmamıştı. Hatta grafitti sanatçısı MET’e eserlerini duvara kendi tarzında aktarmasına izin vermiştir. Bu eser hâlâ Trabzon’da yer almaktadır.
Osmanlı hat sanatının büyük ustalarından gelen geleneği devam ettiren Hasan Çelebi, özellikle sülüs ve nesih yazı türlerinde önemli eserler verdi. Çoğu hattatın aksine, eserlerinde sadeliği ön planda tutarak, abartıya kaçmadan en ince ayrıntılara odaklanmayı tercih etti.
Hasan Çelebi’nin eserleri sadece Türkiye ile sınırlı kalmamış, dünyanın dört bir yanında camileri, müzeleri ve koleksiyonları süslemiştir. 1980’lerden itibaren birçok ülkede camilerin hat yazılarını yazan Çelebi’nin eserlerine, başta Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere, birçok İslam ülkesinde rastlamak mümkündür.
Birçok ödül kazanan sanatçı, son olarak Necip Fazıl Saygı Ödülü’nü bizzat Cumhurbaşkanının elinden almıştı. Ödül töreninde yaşına göre gayet sağlıklıydı. Vefatıyla, yetiştirdiği talebeler başta olmak üzere sevenlerini üzüntüye boğdu. Hattatların Reisi Hasan Çelebi son yolculuğuna dün, son büyük eseri olan Büyük Çamlıca Camii’nden çıktı. Mekânı cennet olsun.
İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü olduktan sonra tanıdım Coşkun Yılmaz’ı. İstanbul’a dair hazırlanmış en kapsamlı çalışmalardan biri olan Büyük İstanbul Tarihi’nin editörlüğünü üstlenmesi ve bunu layıkıyla yerine getirmiş olması onun çalışkanlığının göstergelerinden. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü görevindeyken bakanlık kütüphanelerini geç saate kadar açık kalması, daha sonra Beyazıt Kütüphanesi’nin 24 saat açık kalması onun bir eseri. Düzenlediği anma programlarıyla İstanbul’un önemli şahsiyetlerine vefa göstermesi de Coşkun Hoca’nın beğendiğim hususlarından. Şimdi Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı görevini sürdüren Coşkun Hoca benzer yaklaşımı bu kurumda da sürdürüyor. Başkanlığın sadece yayınlardan ibaret olmadığını düzenlediği irili ufaklı sergilerle gözler önüne koyuyor. Bu sergilerin sonuncusu bu cuma günü Rami Kütüphanesi’nde açılacak. Bu sergide bir kısmı daha önce hiç sergilenmemiş Fatih Sultan Mehmed Han’dan Sultan II. Abdülhamid’e Osmanlı sultanlarının koleksiyonlarında yer alan meşhur üstatların yazdığı, önemli müzehhiplerin tezyin ettiği Kur’an-ı Kerimler sergilenecek. Bu serginin, Ramazan ayında mutlaka ziyaret edilmesi gerektiğini düşünüyorum.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.