Futbol semalarından magazin devşirmek

00:0022/10/2006, Pazar
G: 27/08/2019, Salı
Sema Karabıyık - Pazar

Türk futbolunun en çok tartışılan ve eleştirilen futbolcusu O. Son milli maçtan önce kendini yerden yere vuran ''yazar'' takımının karizmasını attığı dört golle resetleyen golcü. FİFA tarafından 1997''de dünyanın en iyi golcüsü seçilen, ligde üç yıl ard arda gol kralı olan, Avrupa kupalarında ve milli takım formasıyla en çok gol atan, dünya kupasında 11. saniyede attığı golle tarihe geçen, Tanju Çolak''tan en çok gol atan futbolcu ünvanını almaya ramak kalan. Bütün bunlara rağmen adının önüne golcü

Türk futbolunun en çok tartışılan ve eleştirilen futbolcusu O. Son milli maçtan önce kendini yerden yere vuran ''yazar'' takımının karizmasını attığı dört golle resetleyen golcü. FİFA tarafından 1997''de dünyanın en iyi golcüsü seçilen, ligde üç yıl ard arda gol kralı olan, Avrupa kupalarında ve milli takım formasıyla en çok gol atan, dünya kupasında 11. saniyede attığı golle tarihe geçen, Tanju Çolak''tan en çok gol atan futbolcu ünvanını almaya ramak kalan. Bütün bunlara rağmen adının önüne golcü sıfatını yazdıramayan ama her daim gol atması beklenen, atamayınca afaroz edilen bir futbol insanı.

Futbol kariyeri boyunca önce televole kişiliği olarak çıktı karşımıza. Profesyonel işinin dışında bir medya figürüydü. O günlerde kamerayı gördüğü anda konuşmaya başlayan, özel hayatını, hayallerini, hayal kırıklıklarını arkası yarın tadında paylaşan Hakan Şükür, bugün ''gerektiğinde'' konuşuyor. Hakkında rencide edici yorumlar yapıldığından ve sürekli konuşulmaktan şikayet ediyor. Bunun sebebinin kendi hayat hikayesinde saklı olduğunun farkında mı Hakan? Bu noktadan bakınca geçmişini silmek istiyor mudur yada yeniden yazmak?

Özel kanalların ardı ardına yayın hayatına başlamasıyla Hakan Şükür''ün İstanbul kulüplerinin dikkatini çekmesi aynı zamana rastlar. Televole''nin spor magazin programı olduğu dönem. sporcuların özel hayatları, kazandıkları paralar sansürsüz olarak ekrana taşınıyordu. Futbolcuların hoş sohbet hatta komik oldukları bu programla birlikte keşfedildi. Bunda da en büyük pay Hakan''ındı. Hamdi Alkan elinde mikrofon reyting reyting diyerek futbolcuların -özellikle Hakan Şükür- peşinde koşuyor ve bu yabancı kelimeyi hayatımıza dahil ederken kendi ismini de hafızalara reyting Hamdi olarak yazdırıyordu.

Fenerbahçe''nin karşı takımın iyi oynamasından değil kendi futbolcularının kötü oynamasından sonra mağlup olmasıyla birlikte, fanatik bir taraftarın göz yaşları içinde kameralara haykırması Televole öznelerinin hızla değişmesine sebep oldu: ''Ben çocuğumun rızkıyla bilet alıp maça geliyorum onlar milyarlar kazandıkları halde oynamıyorlar. Takımı, taraftarı satıyorlar. Bu nasıl iş?''Fanatik taraftarın bu isyanından sonra yöneticiler futbolculara röportaj yasağı getirdiler. Televole içerik olarak mankenlere ve özel hayatlarına doğru kaydı. MİT müsteşarına Televole sosyal patlamalara sebep olabilir açıklamasını yaptıracak olan süreç de böylece başlamış oldu.

Yıl 1995. Hakan Galatasaray''a gelişinin üçüncü yılında, Gümrük Birliği pazarlıklarının yapıldığı bir dönemde ''Avrupa''yı fethedecek Türk'' olarak transfer oldu İtalya''ya. Kimse Hakan''ın psikolojisi, kondisyonu, motivasyonu böyle bir transferi kaldırabilir mi diye düşünmedi. Galatasaray''dan kötü bir takım olan Torino''ya yönetimin zorlamasıyla isteksiz ve ağlamaklı gitti. Uyumsuzluk çok kısa bir sürede gösterdi kendini. Avrupa''yı fethedecek Türk yedek kalınca Torino''da bir dere kenarında Türkiye özlemiyle yanıp tutuşan röportajlar vermeye başladı. Önce kebap ve baklava özlediğini söyledi. Derhal özel bir uçakla baklava ve kebap gönderildi. Ama yetmedi bu sefer yedek kalmasına sebep olarak yalnızlığını öne sürdü. Yalnızlık girdabından kurtarmak için yalnızca medya değil dönemin başbakanı Tansu Çiller de seferber oldu. Şükür''ün ''çılgınca aşık olduğu kız'' babasından bizzat Başbakan tarafından istendi. Düğünü tüm Türkiye izledi. Ama evlilikte tıpkı kebap gibi yedeklikten kurtarıp kadroya dahil edemedi Hakan''ı. Torino''lu Şaban lakabı üzerine etiket gibi yapışarak 4 ay sonra geri döndü ve boşandı. Sonraki futbol hayatı krallıkla Şabanlık arasında gitti geldi. 2000 yılına kadar da bir daha Avrupa hayaline kapılmadı. UEFA kupasını aldıktan sonra çıktığı Avrupa yolculuğunu da zaferlerle süsleyemedi. Dünyada en çok tanınan ama Türkiye dışında başarılı olamamış bir futbolcu olarak yazdırdı tarihe adını.

Bir futbolcuda istenmeyen özelliklere sahip Hakan: Romantik, sempatik, mülayim, duygusal. Gol atamadığı yada takım kaybettiğinde medya tarafından günah keçisi ilan edilirken duygusallığıyla alay edilen bir futbolcu.

Dünya kupasında üçüncü olan Milli Takımın Teknik Direktörü Şenol Güneş''e karizmatik değil eleştirisi yapıp gözlükten karizma yaptıran medya, Hakan''da yıllardır bir değişiklik yapamadı.

Türk futbolunun Turgut Özal''ı. Siyasetten bahsederken nasıl Özal kaçınılmaz adres ise, Hakan Şükür''e dair laf etmeden futbol konuşmak da öyle. Büyük Türk futbolunu anlatan hiçbir cümle içinde Hakan ve Şükür kelimeleri olmadıkça anlam kazanamayacak.

Varlığı da dert yokluğu da. Onu oynatan da eleştiriliyor oynatmayan da. Şenol Güneş 2002 Dünya Kupası''nda oynattığı için yerden yere vurulurken, Ersun Yanal oynatmadığı için görevi erken bırakmak durumunda kaldı. Bugün aynı dert Fatih Terim''in başında. Sahadayken herkese batan yokluğunda değer kazanan bir futbolcu.

Hakan Şükür yetenekli midir yoksa kişisel başarı örneği midir? Disiplin, çalışma, azim ve inanç. Bu dördü olmasaydı yeteneği tek başına yeterli olmazdı. Bu büyük başarı hikayesi karşılıklı sabırla gerçekleşmiştir. Hakan tüm iyi niyetine, çabasına, çalışmasına rağmen bunu Galatasaray dışında bir takımda gerçekleştiremezdi. Neden Galatasaray? Çünkü yeniden yapılanma döneminde kendisine sabırla şans veren hocaları olmasaydı Hakan bu kadar uzun süre yeşil sahalarda kalamazdı. Son yıllarda Türk futbolunun düşüşe geçmesinin ve yeni yetenekler çıkaramamasının altındaki neden de budur: Sabırsızlık.

Türk futbol tarihinin ''gol orucu''nda haberi en çok yapılan golcüsüdür aynı zamanda. Her Ramazan''da oruç tuttuğu için gol atamadığı haberlerine son milli maçta olduğu gibi dört golle cevap vererek onurunu kurtaran da yine O''dur.

Medya onun ''Hakan'' olmasını hazmedemese de Türk futbolu için ''şükür''lük bir isim olduğunu yıllar sonra teslim edecektir.